SON DAKİKA
Hava Durumu

#Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi

Porsuk Haber Ajansı - Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bir Destandır Çanakkale! Haber

Bir Destandır Çanakkale!

18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 110’uncu yılı dolayısıyla Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi tarafından bir basın toplantısı düzenlendi.  Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi'nde yapılan açıklamayı Başkan Vekili Mustafa Savaş yaparken şu ifadelere yer verdi; "19 Şubat 1915 tarihinde Çanakkale’yi geçip İstanbul’u işgal ederek Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmak ve Çarlık Rusya’sına yardım ederek 1. Dünya Savaşını sonlandırmak amacıyla saldıran emperyalist itilaf devletleri donanmasının uğradığı ağır kayıplara dayanamayarak 18 Mart 1915 günü çekilmesiyle kazanılmıştır Çanakkale Deniz Zaferi. Hemen ardından 25 Nisan sabahı başlayıp 8,5 ay süren Kara Savaşlarının da Türk Ordusu’nun zaferiyle sonuçlanması “Çanakkale Geçilmez” sözünü tarihe altın harflerle yazdırmıştır. Çanakkale, 1. Dünya Savaşı’nı 3 yıl uzatıp Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusya’sının yaşam sürelerini belirleyerek tarihin akışını değiştirmiş dünyanın en önemli savaşlarından biridir. Çanakkale’nin Dünya ve özellikle Türk Ulusu için anlamı çok büyüktür. Aylar süren Deniz ve Kara Savaşları sonunda Batı Emperyalizminin tarihinin en ağır yenilgisini almasıyla yenilmezlik ezberi bozulmuştur. 232 yıllık yenilgilerin yılgınlığından kurtulup özgüven kazanan Türk Ulusu ise, Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa’nın şahsında Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanına kavuşmuştur. Her ne kadar deniz zaferi olarak anılsa da 18 Mart Zaferi aslında Türk topçusunun olağanüstü atış isabetinin, boğaz savunmasının hayranlık verici başarısının ve Nusrat mayın gemisinin Karanlık limana döşediği mayınların eseridir. Çünkü, 2. Abdülhamit 30 yıl Haliç’te çürüttüğü ve çağın zırhlılarından da yoksun olduğu için 1915 yılında Osmanlı’nın emperyalist donanma ile savaşacak bir donanması yoktur. Kara Savaşları Zaferi ise, bazı çakma tarihçilerle kimi sapkın ulema bozuntuları gökten kocaman kayalar atan evliyaların yardımıyla kazanıldığı hurafeleriyle insanları kandırmaya çalışsalar da, önce 19. Tümen, sonra Anafartalar Grup komutanı olarak Mustafa Kemal’in ve Türk askerinin eşsiz cesaret ve kahramanlıklarının ulusumuza armağanıdır. Sadece 3 yıl önce içine siyaset sokulması ve subaylar arasındaki alaylı-mektepli çekişmeleri nedeniyle 1912 Balkan Faciası’nı yaşamış, tek kurşun atmadan Manastır’ı, Selanik’i teslim etmiş, 2 hafta içinde Edirne dahil bütün Trakya’yı kaybetmiş Türk Ordusu, Çanakkale’de harikalar yaratmıştır. Mehmetçik, savaşı akılla, bilimle, coğrafya bilgisine dayalı şaşmaz önseziyle ve cephenin en önünde yöneten bir komutanla savaşın ve milletin kaderini de, tarihin seyrini de değiştirmeyi başarmıştır. İngiliz denizcilik Bakanı Churchill’in parlamentoda, çeyrek asır siyasetten uzaklaşmak zorumda kalmasına neden olan Çanakkale yenilgisi ile ilgili olarak, “Şu an mağlubiyeti bütün damarlarımda hissetmekteyim. Çok üzgünüm. Oldukça umutluydum. ‘Çanakkale bizimdir’ diyordum. Çünkü kazanmak için askeri, parayı, cephaneyi her şeyi hesaplamıştım. Hepsinde çok üstündük. Mutlaka yenecektik. Yalnız bir şeyi hesaba katmamışım; Mustafa Kemal’i. Bağrımda İngiliz gururu olmasa Türkleri ayakta alkışlamak isterdim.” sözleri İngiliz arşivlerinde kayıtlıdır. Mağrur İngiliz bile yenildiği rakibinin hakkını teslim etme erdemi gösterirken, her nasılsa içimize karışmış Atatürk düşmanı kimi soysuzlar, 9,5 ay sürmüş Çanakkale Savaşları’nı tek bir güne indirgeyerek Kara    Savaşları’nı yok sayıp “Mustafa Kemal’siz Çanakkale” yaratmak gibi aşağılık bir çabayı on yıllardır sürdürüyorlar. Ancak milletimiz, boğaz tabyalarında savaşan Mehmetçikten 250 kiloluk top mermisini sırtlayıp namluya süren Seyit Onbaşıya, Nusrat Mayın Gemisi Komutanı Tophaneli Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey’den şanlı 57. Alayın şehit komutanı Yarbay Hüseyin Avni Beye, Cevat ve Esat Paşalardan Mustafa Kemal’e Çanakkale’yi geçilmez kılan bütün kahramanlarını asla unutmamıştır, unutmayacaktır. Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi olarak, 110. yılında büyük zaferimizi kutluyor, aziz şehit ve gazilerimizi minnetle, şükranla anıyoruz."

Bu Zihniyetin Altında Yatan Gerici Fikirleri Biliyoruz Haber

Bu Zihniyetin Altında Yatan Gerici Fikirleri Biliyoruz

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi, Memur Sen tarafından başlatılan 'Ailenin Korunması ve İnanca Dayalı Kıyafet Özgürlüğü' imza kampanyasına sert tepki gösterdi. ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Değerli basın mensupları ve kıymetli Türk Halkı, Türkiye Cumhuriyeti ve Anayasası, her geçen gün yeni bir saldırıya maruz kalmaktadır. Gerici zihniyetler tarafından Atatürk ilke ve devrimleri, demokratik ve laik düzen, üniter ve ulus-devlet hedef yapılarak her gün yeni bir saldırı yapılıyor. Memur-Sen isimli bir sendika tarafından yurdumuz genelinde “Ailenin korunması ve inanca dayalı kılık kıyafet özgürlüğünün Anayasal güvence altına alınması” başlığıyla 13 Mart 2025 Perşembe günü Çarşı Camii önünde bir basın açıklaması yapılmış ve akabinde imza kampanyası başlatıldığı tarafımızdan tespit edilmiştir. Bu süslü masum sözcüklerin altında yatan tehlikenin farkındayız. Görevinin ve sorumluluğunun konusu memurların mesleki hakları olan bir sendika Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik, üniter ve sosyal hukuk yapısına açıkça meydan okumaktadır. Bunu da Yüce Türk Halkı’nın manevi duygularını kullanarak yapmak istemektedir. “Ailenin korunması” ne demektir? Türkiye Cumhuriyeti Anayası’nın 41. Maddesi ailenin tanımı, çocukların hakları, ailenin korunması ile direk ilgilidir. Aileyi korumak tanımlarla değil: Ekonomik, kültürel ve toplumsal gerekçelerle olur. Maddi sorunlardan dolayı şuan yurdumuzdaki aile yapıları dağılıyorken bu sendikanın anayasayı değiştirmek yerine geçim sıkıntıları için çağrı yapmasını beklerdik. Aileyi korumaksa konu aile içi şiddete, kadın tecavüzlerine, kadın ölümlerine karşı açıklama yapmasını, kampanya oluşturmasını ve mücadele etmesini beklerdik. İstanbul sözleşmesine geri dönülmesi için imza toplanmasını beklerdik. Çocuklarımızın korunması ise konu tarikatlarda ve cemaatlerde çocuklarımıza karşı yapılan istismar ve tecavüzlere karşı bu yapıların kapatılması için çalışmalar beklerdik. Bizler bu konuda sizin derdinizin aile korunması olmadığını biliyoruz. “İnanca dayalı kılık kıyafet özgürlüğü” ne demektir? Ki zaten özgürlüğün olduğunu kabul ediyor Anayasal güvence istiyorsunuz. Bu konu en hafif haliyle Anayasal suçtur. Bu konu bütün inançlara eşit bakan Laik Türkiye Cumhuriyet yapısının altına dinamit koymaktır. Anayasamızın 174. Maddesinde açıkça belirtilen inançlara ait kıyafetlerin ibadet yerleri dışında giyilemeyeceği nettir ve anayasal güvence altındadır. Peki inanca dayalı kılık kıyafet derken neyi kastediyorsunuz; Sarıklı öğretmeler, Cübbeli avukatlar, Peçeli memurlar, Kipalı din adamları mı istiyorsunuz? Samimi olunuz. Türkiye Cumhuriyeti laik demokratik üniter ve sosyal hukuk devletidir. Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi olarak bu zihniyetin altında yatan gerici fikirleri biliyoruz. Yüce Türk Halkı’nın maneviyatı kullanılarak varılmak istenen noktayı biliyoruz. Bizler Laik, Demokratik, Çağdaş Hukuk Devletimizi koruyacağımızı, Atatürk İlke ve Devrimlerini sonsuza kadar savunacağımızı, çağ dışı ve gerici faaliyetlerle mücadele edeceğimizi ve Yeniden Atatürk Cumhuriyetini inşa edeceğimizi Yüce Türk Halkı’mıza duyuruyoruz. Bu yapılan açıklama ve kampanyanın açıkça Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Anayasası’na açıkça aykırı olduğu görülmektedir. Bu sebeple Cumhuriyet Savcılarımızı göreve davet ediyoruz. Yüce Türk Halkımıza saygılarımızla."

Kadına Saygıyı İçselleştirdiğimiz Bir Yıl Olmasını Diliyoruz Haber

Kadına Saygıyı İçselleştirdiğimiz Bir Yıl Olmasını Diliyoruz

Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yapıldı. ADD Eskişehir Şubesi Sosyal Çalışma Kurullarından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Hülya Çiftçi tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; “Bir toplum cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurun sonucudur.” Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Kadınlarımız yıllar içinde, sahip oldukları birçok hak ve kazanımları ile başta İstanbul Sözleşmesi olmak üzere yasal güvencelerini de kaybetme gerçeği ile karşı karşıya kalmışlardır. Atatürk döneminde, Aydınlanma Devrimleri ve özellikle 1926 Türk Medeni Kanunu ile kadınların hak ettikleri değeri görebilmeleri ve layık oldukları yaşam standartlarına kavuşabilmeleri için ailede, eğitimde, istihdamda ve siyasette çok değerli yasal düzenlemeler yapılmıştır. Türk Kadını; birçok Avrupa ülkesinden yıllar önce seçme seçilme hakkına kavuşmuş, eğitimden sağlığa, adaletten dış politikaya ve ekonomiye her alanda sosyal yaşamda yerini almıştır. Bu gerçeklerden hareketle, “Türkiye Cumhuriyeti öncelikle bir Kadın Devrimidir” dense yeridir. Dünyanın ilk Kadın Mitinglerinden birinin emperyalist işgale karşı 10 Aralık 1919’da 3 bin kadınımızın katılımıyla Kastamonu’da yapıldığını, kadınlarımızın Milli Mücadele’ye yaptıkları insanüstü katkıyı, canları pahasına verdikleri emeği hiç unutmayan Atatürk, tam anlamıyla inançlı ve samimi bir kadın hakları savunucusu, kadın – erkek eşitliğine inanan tarihin en büyük devrimcisidir. “Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!” diyerek kadının insan olarak eşitliğinin altını çizmiş, “Dünyada hiçbir milletin kadını ‘Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu Kadını kadar emek verdim’ diyemez.” sözleriyle de onları yüceltmiş, onurlandırmış, haklarını teslim etmiştir. Atatürk ilke ve devrimlerinden uzaklaşmanın, Cumhuriyetimiz ‘in kuruluş ayarlarını terk etmenin, devletimizin hamurundaki namus mayasını eksiltmenin, akıl ve bilim yolunu reddetmenin bedelini başta kadınlarımız, Ulus olarak çok ağır ödüyoruz. Ama ne yapılırsa yapılsın; ülkemizde ve dünyada çok güçlü ve örgütlü bir kadın dayanışması, direnci vardır. Bu dayanışma ve direnç, cinsiyetçi ön yargıları ve eşitsizlikleri aşmak konusunda dünden bugüne inançla ve inatla yoluna devam etmektedir, edecektir. 8 Mart sadece bir anma ve kutlama günü olarak değil, kadınlarımızın ülkemizde ve dünyada bulundukları yeri sorgulama fırsatı olarak da değerlendirilmelidir. Atatürkçü Düşünce Derneği olarak devlet ve millet olarak kadına saygıyı içselleştirdiğimiz bir yıl olmasını diliyor, çarenin Yeniden Atatürk Cumhuriyeti olduğunu yineliyor, Tüm kadın emekçilerimizi saygıyla anıyor ve selamlıyoruz. “Kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”  söyleminden aldığımız görev ile ebedi liderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün izinde; Yaşasın Tam Bağımsız Ve Gerçekten Demokratik Türkiye!"

3 Mart Devrim Yasalarımız 101 Yaşında! Haber

3 Mart Devrim Yasalarımız 101 Yaşında!

ADD Eskişehir Şubesi, ÇYDD Eskişehir Şubesi ve Eğitim - İş Eskişehir Şubesi tarafından 3 Mart Devrim Yasalarının Kabulünün yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yapıldı. Valilik Meydanı’nda yapılan basın açıklamasına Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen, Eğitim - İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan ile dernek ve sendika üyeleri katılım sağladı. ADD Eskişehir Şubesi, ÇYDD Eskişehir Şubesi ve Eğitim - İş Eskişehir Şubesi adına yapılan açıklamayı ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci yaparken şu ifadelere yer verdi; "1 Kasım 1922’de Saltanatın Kaldırılması ve 29 Ekim 1923’de Cumhuriyetin İlanı ve devrimlerin hemen ardından 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen 3 Temel Devrim Yasası, Türkiye Cumhuriyeti’nin “Laik Hukuk Devleti” niteliğini belirleyen ilk adımdır. Bu 3 yasa; Şeriye, Evkaf ve Erkanı Harbiye Vekâletlerinin kaldırılarak yerlerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Genel Kurmay Başkanlığını kuran 429 sayılı Yasa, çok başlı eğitime son veren 430 sayılı Tevhidi Tedrisat (Eğitim Birliği) Yasası ve Halifeliği kaldıran 431 sayılı yasadır. 3 Mart yasaları ile başlayan Aydınlanma Devrimi; Şeriye mahkemelerini kaldıran, devlet yönetiminde şeriat hükümlerini yasaklayıp evrensel hukuk kurallarını getiren ve çağdaş yargı sistemini kuran 8 Nisan 1924 tarih ve 469 sayılı “Mehakimi Şeriyenin İlgasına ve Mehakimin Teşkilatına Ait Ahkâmı Muaddil Kanun”, Tekke ve Zaviyeleri kapatıp Tarikatları yasaklayan 30 Kasım 1925 tarih ve 677 sayılı kanun, 17 Şubat 1926’da kabul edilen 743 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer Devrim Kanunları ile tamamlanmış, böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri “Laik, Demokratik ve Sosyal Hukuk Devleti” olarak kesinleştirilmiştir. Anayasanın 174. maddesi ile korunmalarına karşın bu 3 temel devrim yasası geldiğimiz noktada büyük bir tehdit altındadır. Anayasa ve yasalara uyarak ülkeyi yönetme sorumluluğu olan kimi iktidar mensupları din kurallarını hayatın merkezine yerleştirmekten söz etmekte, şeriat çağrılarına örtülü destek vermekte, TBMM kürsüsünde hilafet istekleri dillendirilmekte, Anayasa pek çok durumda bizzat uymak, uygulamak ve uygulatmak zorunda olanlar tarafından çiğnenmektedir. Halifeliği kaldıran 431 sayılı yasa (469 ve 677 sayılı yasalar da) yürürlüktedir ama tarikat ve cemaatler devlet kadrolarında, okullarda, toplumda cirit atmakta, vergisiz, denetimsiz holdingleşmelerine sessiz kalınmakta, sokaklardaki, hatta adliye koridorlarındaki şeriat - hilafet seslenişleri takipsiz bırakılmaktadır. 429 sayılı yasa ile kurulan, ilk başkanı Milli Mücadele kahramanı Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın günümüzde kuruluş amaç ve ilkelerinden ne denli uzaklaştığı da ortadadır. Vakıf adı altında yasaların arkasından dolanan ve Laik Cumhuriyetin altını oyan tarikat – cemaat örgütlenmelerini engelleyeceğine destek olmaktadır. Cumhuriyet Eğitim Devrimi’nin temelini oluşturan 430 sayılı Eğitim Birliği (Tevhidi Tedrisat) Yasası ne yazık ki artık sadece kâğıt üzerindedir. Bu yasa; eğitimi çok başlılıktan, çok dillilikten ve hedefsizlikten kurtarmak, milli nitelikte ve tek otorite (Milli Eğitim Bakanlığı) altında yürütülmesini sağlamak, çağdaş, laik ve bilimsel eğitimle “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” nesiller yetiştirmek amacı ile çıkarıldı. Zira Cumhuriyet kurulduğunda Devlet okulları yanında, medreseler, misyoner okulları ve daha adı, amacı bilinmeyen sayısız sözde eğitim kurumunun faaliyet gösterdiği karmakarışık bir eğitim sistemi (!) vardı. Böyle bir sistemle toplumun nitelikli eğitim alması, uygar dünyada yer bulması elbette mümkün değildi. Yasa bu içler acısı tabloyu hızla değiştirdi. Değiştirdikçe de başta tarikatlar olmak üzere bütün emperyalist işbirlikçilerini, Cumhuriyet düşmanlarını, misyonerleri ve devletlerini karşısında buldu. Karşı Devrim güçleri her fırsatta Laik Eğitimi yok etmek, eskiye dönmek için eyleme geçtiler ve dünyaya örnek olan başarılara imza atan Kemalist Cumhuriyet’in önünü kesmek istediler. 4+4+4 tuzağı ile 11 yıl kesintisiz temel eğitim ortadan kaldırıldı. Köy okullarımız, Yatılı İlköğretim Bölge Okullarımız kapatıldı. Eğitimde fırsat eşitliği bitirildi. Gençlerimizin % 72’si yurt dışına gitme uğraşında. Çocuklarımız Türkçe okuduğunu anlamada 72 ülke arasında 54. sırada. PİSA değerlendirmelerinde çok gerilerdeyiz. Yandaşlara akademik unvan dağıtan sözde üniversitelerimiz var. Sınıflarda maket mezarlarımız, sokaklarda icazet kutlayan hafızlarımız, kindar ve dindar nesiller yetiştiren müfredatımız, Diyanet Akademimiz, ÇEDES ve benzeri projelerimiz, tarikatlarla yapılan protokollerimiz var. Tabii sorarsanız Tevhidi Tedrisat Yasamız yürürlükte ve Bakanlığın adı da hâlâ Milli Eğitim Bakanlığı!!! Atatürk’ün “Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür bağımsız, şanlı yüksek bir topluluk halinde yaşatır, ya da esaret ve sefalete terk eder.” sözleriyle yaşamsal önemine işaret ettiği Bilimsel Eğitim Sistemi yeniden hayat bulmadan, Aydınlanma Devrimleri yeniden devletin temeline yerleştirilmeden, Türkiye Cumhuriyeti kuruluş ayarlarına dönmeden sorunlarımızı aşamayacağımız artık anlaşılmalıdır. Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Eğitim ve Bilim İş görenleri Sendikası; Cumhuriyetin 102. ve 3 Mart Devrim Yasalarının 101. yılında bu olumsuz gidişe son vermek için tek çözümün bir an önce Atatürk’ün akıl ve bilim yoluna girmek olduğu inancı ve milletimizle birlikte Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne ulaşma kararlılığı ile Gençliğe Hitabeden aldığı güçle görevinin başındadır. Saygılarımızla."

ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci: Haber

ADD Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci: "Yol Haritamızı Oluşturduk"

Hafta sonu yapılan Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi Olağan Genel Kurulu'nun ardından oluşan yeni yönetim kurulu ilk toplantısını yaparak görev dağılımını gerçekleştirdi. Mehmet Avci'nin Başkanlığında oluşan yeni yönetim kurulunda görev dağılımı şu şekilde gerçekleştirildi; Başkan Mehmet Avci Başkan Yardımcısı Mustafa Savaş Sayman ve Basın - Yayından Sorumlu Üye Tolga Savaş Yazman ve Örgütlenmeden Sorumlu Üye Yasemin Özmutlu Kültür ve Sanattan Sorumlu Üye Ziya Coşkun Sivil Toplum Kuruluşlarından Sorumlu Üye Canan Ekinci Gençlikten ve Sosyal Medyadan Sorumlu Üye Metehan Karakaya Hukuk İşlerinden Sorumlu Üye Batur Gürgan Sosyal Çalışmalardan Sorumlu Üye Hülya Çiftçi Yönetim Kurulu toplantısının ardından kısa bir açıklama yapan Şube Başkanı Mehmet Avci şu ifadelere yer verdi; "Olağan Genel Kurulumuzun ardından ilk toplantımızı gerçekleştirdik ve görev dağılımımızı yaptık. Tüm arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Şubemiz bünyesinde en kısa zamanda danışma ve çalışma kurullarımızı da oluşturarak toplantılar yapacağız. Yeni dönemde Eskişehir’de farklı ve ses getirecek projeler geliştireceğiz. Yaptığımız toplantıda hayata geçireceğimiz kısa, orta ve uzun vadeli planlarımızla ilgili yol haritamızı da oluşturduk. Önümüzde ki dönem yapacağımız toplantılarda katılımcı bir yönetim anlayışıyla üyelerimizle sık sık bir araya gelerek görüş ve önerilerini dinleyeceğiz. Yeniden Atatürk Cumhuriyeti'ni inşa etmek için el birliğiyle Eskişehir’den güçlü bir ses vereceğiz."

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.