SON DAKİKA
Hava Durumu

#Basın

Porsuk Haber Ajansı - Basın haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gazetecilerin Özgürlüğünü Çalanlardan Hesap Sorulmalı Haber

Gazetecilerin Özgürlüğünü Çalanlardan Hesap Sorulmalı

TBMM’de düzenlediği basın toplantısında şubat ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıklayan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, yılın en kısa ayında gazetecilerin 45 kez hakim karşısına çıktığını, gözaltına alınan 18 gazeteciden 8’i tutuklandığını söyledi.  Gazetecilerin haksız, hukuksuz gözaltına alınmasının, tutuklanmasının basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına darbe vurduğunu söyleyen Çakırözer, Halk TV davasında gazetecilere verilen beraat kararlarını hatırlatarak, gazetecilerin haksız, hukuksuz cezaevinde tutulması kararını veren hakim ve savcılardan hesap sorulması çağırısında bulundu. Çakırözer, “Gazetecileri, sanatçıları, aydınları, hak savunucularını apar topar cezaevinde gönderen savcı ve hakimlere bu beraat kararlarını hatırlatmak istiyorum.  Suat Toktaş’ın yaşamından tam 34 gün çalındı. Sadece düşüncesi nedeniyle gazeteciler, avukatlar, hak savunucuları zindanda. Bu insanların hukuksuzca gözaltına, tutuklanmasına neden olan ve sonrasında hatalı olduğu ortaya çıkan ve beraat kararları verilen davalarda, en başında bu hukuksuz kararları veren yargıçlar sorumlu tutulmalıdır. Rahatlıkla bu davayı açanlara ve yeterli delil olmadığı halde bunu reddetmeyip yargılamayı yapanlardan hesap sorulmalıdır! İnsanların özgürlüklerinden, hayatlarından böyle rahatlıkla çalınmamalıdır” dedi. GÖZALTINA ALINAN 18 GAZETECİ’DEN 8’İNE TUTUKLAMA CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında şubat ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı. Rapora göre son bir ayda ifade ve basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle: İlke TV’den Ercüment Akdeniz ve Elif Akgül, Kentim Şişli gazetesi sahibi Saime Oğuzhan, Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında tutuklanırken, Bursa Muhalif gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ozan Kaplanoğlu 2013 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a 'hakaret' suçlamasıyla hakkında açılan dava kapsamında 12 yıl sonra cezaevine kondu.       Gazeteciler Orhan Bursalı, Özlem Gürses ve Nevşin Mengü hakkında yazı ve paylaşımları gerekçe gösterilerek hapis cezaları verildi. HABERE DE PROTESTO TAKİBİNE DE GÖZALTI Sabah muhabirinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’na ziyaret haberini yeniden haberleştiren Birgün internet sitesi yöneticileri Uğur Koç, Berkant Gültekin ve Yaşar Gökdemir gözaltına alındı.  Van’da kayyum protestolarını takip eden 6 gazeteci ile Mersin’de Sami Yılmaz soruşturmalar kapsamında gözaltına alındı.       Gazeteci Murat Ağırel ve ailesi ölümle tehdit edildi. Birgün’den İsmail Arı hakkındaki iddiaları haberleştirdiği MHP milletvekilinin şikayeti, aynı gazeteden Sarya Toprak ise kadına şiddet haberinde ismi geçen zanlının şikayeti üzerine ifade verdi.       Dezenformasyonla mücadele gerekçesiyle Meclis’ten geçen ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu’ da içeren sansür yasası bu ay da gazeteciler aleyhine işletildi. Birçok gazeteci hakkında yaptıkları haber ve paylaşımlar nedeniyle soruşturma ve suç duyuruları yapıldı.       TBMM önünde ‘çoklu baro’ yasasına karşı protestoları takip ederken darp edilerek gözaltına alınan ve yargılanan gazeteci Sibel Hürtaş hakkında bu kez de polislere ‘işkenceci’ dediği için yeni dava açıldı.  RTÜK’TEN KANALLARA İNCELEME, TEHDİT VE CEZA RTÜK Başkanı haber bültenlerinde ‘ülkede olumlu olaylar yaşanmadığı algısı yaratıldığını’ öne sürerek kanallara en üst sınırdan yaptırım tehdidinde bulundu.       Tehditler şubat ayında gerçeğe de dönüştü. RTÜK 'Karamsar tablo çizmek', 'yorum yapmak', 'toplumu yanlış yönlendirmek' ve 'ailevi değerlere aykırılık' gibi gerekçelerle TELE1, Halk TV, NOW TV ve SZC TV'ye cezalar verdi.       İstanbul Başsavcılığı’nın talebiyle Gezi Parkı soruşturması kapsamında medyanın 12 yıl önceki yayınları da incelemeye alındı.       İfade ve basın özgürlüğü alanındaki ihlallerden biri olarak karşımıza çıkan erişim engellerine şubat ayında da devam edildi. Çok sayıda haber sitesinin yanı sıra gazeteciler Fehim Işık, Hayko Bağdat ve Metin Cihan’ın X hesaplarına erişim engeli getirildi. “HUKUKSUZCA ÖZGÜRLÜKLERİ ÇALANLARDAN HESAP SORULMALI” Bilirkişi davasında 34 gündür Silivri Cezaevi’nde tutuklu kalan Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş ve Halk TV çalışanlarına ilk duruşmada verilen beraat kararı da Çakırözer’in raporuna yansıdı. Çakırözer, Suat Toktaş ve Halk TV çalışanlarına verilen beraat kararı sonrasında, haksız, hukuksuz yere gazetecilerin özgürlüğünü çalanlardan hesap sorulması çağrısında bulunarak şunları söyledi: “Gazetecileri, sanatçıları, aydınları, hak savunucularını apar topar cezaevinde gönderen savcı ve hakimlere bu beraat kararlarını hatırlatmak istiyorum.  İnsanların özgürlüğünü çalmak bu kadar kolay olmamalı. Bu insanların hukuksuzca gözaltına, tutuklanmasına neden olan ve sonrasında hatalı olduğu ortaya çıkan ve beraat kararları verilen davalarda bu hukuksuz kararları veren yargıçlar sorumlu tutulmalıdır. Rahatlıkla bu davayı açanlara, bunu reddetmeyip yargılamayı yapanlardan hesap sorulmalıdır! Suat Toktaş kararı bağlamında geçmişte var olan bu düzenleme yeniden düşünülmeli. Hakimler ellerinde yeterli delil olmadan gazetecileri, aydınları, hak savunucularını bu kadar rahat hapsedememeli.”

AK Parti İl Başkanı Albayrak: Haber

AK Parti İl Başkanı Albayrak: "Heykeller Bizi Kurtarmayacak!"

AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ve İl Başkan Yardımcıları basın mensupları ile tanışma toplantısında bir araya geldi. Medya Buluşmasında basın mensupları ile kahvaltı programında bir araya gelen İl Başkanı Gürhan Albayrak, İl Kadın Kolları Başkanı Feriha Ertorun, İl Gençlik Kolları Başkanı Cihan Birsen ve İl Başkan Yardımcıları Eskişehir gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eskişehir gündeminde tartışılan Kurtuluş Kapalı Pazar Yeri ile ilgili bilgiler veren ve süreci anlatan İl Başkanı Albayrak, kendilerine ağustos ayında talebin geldiğini ve Bakanlarla konuyu görüştüklerini ifade etti. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ile birlikte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'u ziyaret ettiklerini ve verimli bir toplantı yapıldığını ifade eden İl başkanı Albayrak ziyarette başka taleplerinde gündeme geldiğini ve Eskişehir'de sorun haline gelen Moloz Döküm Yeri ile ilgili de yakın zamanda yer tahsisi yapılacağını ve açıklanacağını söyledi. İlk önce Eskişehir dediklerini ifade eden Albayrak Eskişehir adına yapmaları gereken ne varsa yapacaklarını söyledi. Kendilerine iletilen taleplerden Hayvan Barınağı yer tahsisi, Mezbaha konusunda tahsis, Mihalıççık - Yunusemre yolu ile ilgili Büyükşehir Belediyesinin İller Bankası'ndan kredi talebinin bu süreçte çözüme kavuşturulduğunu söylerken son olarak Kurtuluş Kapalı Pazar Yeri sorununun çözüldüğünü söyledi. AK Parti olarak şehrin önünü açan bir yapıda olduklarının altını çizen İl Başkanı Albayrak Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt tarafından, İl Başkanı ile Büyükşehir Belediye Başkanı birlikte Bakan'a gidemez sözlerinin muhatabının kendileri değil Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunu söyledi. Odunpazarı Belediye Başkanının Büyükşehir Belediye Başkanına masa altından bir parmak sallandığını ve tehditvari üslubu olduğunu ifade eden Albayrak bu duruma üzüldüğünü ifade etti. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt'un 50 yıl, 30 yıl önceki siyaseti hala devam ettirme çabası içerisinde olduğunu ifade eden Albayrak uzlaşı dilini ve iletişimi her zaman açık olarak ortaya koyacaklarını söyledi. Köhnemiş bir zihniyeti ve geri kalmış zihniyeti bu dönem yönetici arkadaşları ile birlikte kenara atacaklarını söyleyen Albayrak, Eskişehir'in önünün açılması gerektiğini, büyümesi gerektiğini, insanların yaşam konforunun daha fazla artması ve Eskişehir'in daha yaşanabilir bir şehir haline gelmesi için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un son yerel seçimlerde adaylık noktasında yediği golün hala acısını hissettiğini söyleyen İl Başkanı Gürhan Albayrak yerel seçimlerden ders çıkardıklarını, bir sonraki seçime daha iyi hazırlanacaklarını ve vatandaşlara daha iyi hizmet etmeleri gerektiğini söyledi. Eskişehir'de ki belediyelerin son on yılda hiçbir şey yapmadıklarını söyleyen Albayrak yapmış olduklarının ve ortaya koyduklarının da bir değerinin olmadığını söyledi. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un zihniyetinin bittiğini ve çürüdüğünü  ifade eden İl Başkanı Albayrak bu zihniyeti ve anlayışı çöpe alacaklarını söyledi. İl Başkanı Albayrak Eskişehir adına ortaya koyulması gereken hayaller varken, projeler varken başkanların hiç bir şey yapmayarak sadece genel siyaset yaptıklarını genel siyasetle ilgili konuşmalarını eleştirdi. Organize Sanayi Bölgelerine yapılması planlanan sosyal konutlarla ilgili bakanlık ve organize sanayi bölgeleri asında bir proje hazırlandığını ve Sanayi Bakanlığı tarafından ilerleyen zamanlarda bir açıklama yapılacağını söyledi. TOKİ tarafından yapılan konutlarla ve projelerle  ilgili bilgiler veren Albayrak şehir merkezinde ve ilçelerde ki son durumları paylaştı.  Eskişehir Milletvekillerinin basınla iletişimleri ve halktan kopuk oldukları ile ilgili açıklama yapan İl Başkanı Albayrak,  Milletvekillerinin müsaitlik durumlarına göre mahalle ziyaretleri ve mahalle danışma kurulu toplantılarına katıldıklarını söyledi. Mecliste milletvekillerinin iktidar partisi ve hükümet olunması dolayısıyla yoğun mesai içerisinde olduklarını söyleyen Albayrak "CHP Milletvekillerinin eli boş gönlü hoş nereye isterlerse giderler, meclise gitme zorunlukları da yok" dedi. AK Parti milletvekillerinin salı günden perşembe akşamına kadar yoğun çalışma içersinde olduklarının ifade eden Albayrak CHP milletvekillerinin Eskişehir’e ve meclise faydaları olmadığını söyledi. Milletvekillerinin müsatlik durumuna göre ziyaret planladıklarını ve vatandaşlarla buluştuklarını, vatandaşları dinlediklerini ifade eden Albayrak yoğunluktan dolayı sıkıntılar yaşandığını ifade etti. Bizim milletvekillerinn işi var diyen Albayrak milletvekillerinin yapmaları gereken görevler olduğunu ondan dolayı yoğun çalıştıklarını söylerken CHP Milletvekilleri ile kıyaslanamayacağını söyledi.  Deprem gerçeği ile ve kentsel dönüşümle ilgili açıklamalar yapan Albayrak, kendilerine bu konuda gelen bir talep olmadığını söyledi. Eskişehir'de ki yerel yönetimleri bu konuda eleştirdiğini söyleyen Albayrak neden bu kadar vurdumduymaz olunduğunu anlayamadığını söyledi. Belediye Başkanının şehrin sahibi olduğunu söyleyen Albayrak ben bunu yapmak zorunda değilim demenin şehre ihanet olduğunu söyledi. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un şehri düşünmediğini, şehirle bir alakasının olmadığını, genel siyaset konuştuğunu ve şehirle ilgili hayallerinin de olmadığını söyledi. Odunpazarı Belediye Başkanı'nın etrafında bulunan 300 kişiyle vakit geçirdiğini söyleyen Albayrak "akşam balıkçıdalar, sabah lokantadalar" dedi. Belediye Başkanlarının şehir için dertlenmek zorunla olduğunu söyleyen Albayrak, kentsel dönüşüm ile ilgili 6000 sıkıntılı konutun hemen acilen gündeme alınması gerektiğini söyledi. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin bütçesinin olmasına rağmen ve binlerce çalışanı olmasına rağmen sadece bir lokanta açtığını ifade eden Albayrak hayalleri küçük olunca yaptıkları hareketlerde küçük dedi. Bizim hayallerimiz çok büyük diyen Albayrak kişi başı Eskişehir'e gelen paraların nereye gittiğini sorarken, 500 CHP'linin bu paralarla sefa sürdüğünü kenar mahallelerdeki partililerin bu işin içinde olmadığını söyledi. Belediyelerin akrabalarla doldurulduğunu söyleyen Albayrak akrabalara da iş yaptırılamadığını söyledi. Toplam belediyelerde 13 bin çalılşan olduğunu ve bu insanların nerede olduğunu soran Albayrak biz ortada çalışan görmüyoruz dedi Temizlik ile ilgili başlatılan çalışmanın güzel bir şey olduğunu ama kenar mahallelerde çöplerin yerlerde olduğunu söyleyen Albayrak yapılanın şova yönelik bir hareket olduğunu söyledi. Şehrin en önemli konularından birinin kentsel dönüşüm olduğunu ifade eden Albayrak, deprem olduğu zaman bina yıkıldığı zaman öneminin olmadığını, insanların öldükten sonra kıymetinin olmadığını söyledi. Heykeller bizi kurtarmayacak diyen Albayrak heykeller elimizden tutmayacak sağlam binalar bizi kurtaracak dedi. Büyükşehir Belediye Başkanının bir vizyon ortaya koyması gerektiğini, bir çalışma yapması gerektiğini söyleyen Albayrak gelinen süreçte hiç bir elde var sıfır dedi. Şehrin ikinci büyük sorununun susuzluk olduğunu belirten Albayrak Porsuk yavaş yavaş eriyor ve yapılan bir çalışma yok dedi. Diğer bir sorununun trafik olduğunu ve bununla ilgili 25 yılda belediyelerin bir alt geçit veya üst geçit yapmadıklarını söyledi. Şehir adına üzülüyorum diyen Albayrak, kendilerine bir talep gelirse oturur konuşuruz dedi.  

Gazetecileri Susturamazsınız! Haber

Gazetecileri Susturamazsınız!

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu tarafından gözaltına alınan gazetecilere destek amacıyla bir basın açıklaması yapıldı. Yapılan basın açıklamasına Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların temsilcileri, Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi Yönetimi ve üyeleri ile Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir temsilciliğinin üyeleri katılım sağladı. Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım yaptığı konuşmada gözaltına alınan gazetecilerin son durumları ile meslek örgütleri ve duayen gazetecilerin mesajlarını paylaşırken, gazeteci Rengin Arslan tarafından yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi; "Uzunca bir süredir yargı organları bir baskı aracına dönüştürülerek basının sesinin kesilmeye çalışıldığını endişeyle takip ediyoruz. Sadece halkın haber alma hakkı elinden alınmıyor, düşünce ve ifade özgürlüğü de yok ediliyor. Bir basın toplantısını haber yapan gazetecilere soruşturma açılıyor, bu yetmezmiş gibi bir röportajı nedeniyle Barış Pehlivan, Serhan Asker ve Seda Selek için gözaltı kararları veriliyor. Sadece bir “haber” nedeniyle verilen bu kararlar, Türkiye'de Anayasal güvence altındaki basın özgürlüğünün ne denli tehdit altında olduğunun açık bir göstergesidir.  Üç gazetecinin aynı anda gözaltına alınması, sadece bir operasyon değil, bir baskı dalgasıdır.  Bugün gazeteciler, mesleğimizin asli görevi olan sorgulamayı yaparken her an bir soruşturma ya da gözaltı tehdidiyle karşı karşıyalar. Bu, sadece basın için değil, bütün halk için bir tehdit ve faciadır.  Bugün siyaset kurumu, iktidar ve ne yazık ki yargı kurumları basın ve ifade özgürlüğünün yanında yer almak yerine gazetecilere yönelik bir tehdit aracı, bir sindirme mekanizması olarak işlev görmektedir. Bir demokrasinin sağlıklı işleyebilmesi için gazetecilerin özgür olması gerekmektedir. Eğer gazeteciler kendi işlerini korkusuzca yapamazsa, bu, sadece onların değil, bütün halkın kaybı olur. Gazetecilik, halkın haber alma hakkının da savunulmasıdır. Bu yüzden, gazetecilere uygulanan baskılara karşı hep birlikte dur demek, basın özgürlüğünü savunmak hepimizin sorumluluğudur. Türkiye’de basın özgürlüğü, her geçen gün biraz daha yok ediliyorsa, bu, bir halkın kendi haklarından ve özgürlüklerinden daha fazla kaybetmesidir. Her gözaltı, her susturulmuş ses, demokrasinin bir parçasının yok olması demektir.  Basın özgürlüğü, yalnızca gazetecilerin hakkı değil, tüm halkın hakkıdır. Bu mücadele, sadece meslektaşlarımızı değil, hepimizi ilgilendiriyor. Meslektaşlarımızın gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz, bir an önce serbest bırakılmalarını istiyoruz. Gazetecileri susturamazsınız, Gazetecilik Suç Değildir!"

Ne Gazeteciler Susacak, Ne Bizler Geri Adım Atacağız! Haber

Ne Gazeteciler Susacak, Ne Bizler Geri Adım Atacağız!

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, gazetecilerin gözaltına alınmasına ilişkin, “İktidarın gazetecilere yönelik baskıları darbe dönemlerini hatırlatıyor” dedi.  CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, yaptığı basın açıklaması ile bilirkişiye cevap hakkı nedeniyle gözaltına alınan gazeteciler Barış Pehlivan, Seda Selek ve Serhan Asker'e destek verdi. Basın özgürlüğünün sadece gazeteciler için değil tüm halk için önemli olduğunun altını çizen Arslan, “Gazetecilere yönelik gözaltılar derhal son bulmalı, halkın haber alma hakkını savunan tüm basın mensupları özgür bırakılmalıdır. Demokratik bir Türkiye ancak özgür bir basınla mümkündür! Unutulmamalıdır ki, basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin hakkı değil, tüm yurttaşlarımızın hakkıdır” diye konuştu.  “DARBE DÖNEMLERİNİ ARATMAYAN YÖNTEMLER”  Gazetecilere yönelik baskıların darbe dönemlerini anımsattığını ifade eden Arslan, “Türkiye’de basın özgürlüğü, iktidarın baskıcı politikaları nedeniyle her geçen gün daha da büyük bir tehdit altına giriyor. Son dönemde gazetecilere yönelik gözaltılar ve sindirme operasyonları, hükümetin gerçekleri gizleme çabasının bir parçasıdır. Basını susturarak, halkı karanlığa mahkûm etmek isteyen bu anlayış, darbe dönemlerini aratmayan bir yöntemle tek görevi kamuoyunu bilgilendirmek olan basın emekçilerini hedef almaktadır” dedi.  “SADECE GAZETECİLERE DEĞİL TÜM HALKA GÖZDAĞI VERMEK İSTİYORLAR”  Sadece gazetecilere değil tüm halka gözdağı verilmek istendiğini vurgulayan Arslan, “AKP iktidarında gazeteciler soruşturmalarla, gözaltılarla tehdit edilmektedir. Sadece bu ay içinde 14 gazeteci tutuklandı. Son dönemde gazetecilere verilmek istenen gözdağı sadece basın değil, tüm halkımız için büyük bir tehdittir” şeklinde konuştu.  “YARGI SOPASIYLA TEHDİT EDİYORLAR”  Gazetecilerin yargı sopasıyla tehdit edildiğini söyleyen Arslan, “Özgür medya, demokrasinin temel direğidir. Ancak AKP iktidarı, eleştirel ve bağımsız gazeteciliği susturmak için devletin tüm imkânlarını seferber etmiş durumda. Saray rejiminin hoşuna gitmeyen haberleri yapan, yolsuzlukları ve hukuksuzlukları ifşa eden gazeteciler gözaltına alınıyor, yargı sopasıyla tehdit ediliyor. Bu uygulamalar, hukukun üstünlüğünü yok sayan otoriter bir yönetim anlayışının göstergesidir” ifadelerini kullandı.  “NE GAZETECİLER SUSACAK NE BİZLER GERİ ADIM ATACAĞIZ”  Arslan açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “Buradan açıkça ifade ediyoruz: Gazetecilik suç değildir! Özgür basın susturulamaz! Bu baskılar karşısında ne gazeteciler susacak ne de bizler geri adım atacağız! Türkiye’yi karanlığa sürüklemek isteyen bu otoriter zihniyete karşı, demokrasiye ve basın özgürlüğüne sahip çıkmaya devam edeceğiz. Gazetecilere yönelik gözaltılar derhal son bulmalı, halkın haber alma hakkını savunan tüm basın mensupları özgür bırakılmalıdır. Demokratik bir Türkiye ancak özgür bir basınla mümkündür! Unutulmamalıdır ki, basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin hakkı değil tüm yurttaşlarımızın hakkıdır.”      

Yaşananlar Demokrasiye ve Hukuk Devleti İlkelerine Zarar Veriyor Haber

Yaşananlar Demokrasiye ve Hukuk Devleti İlkelerine Zarar Veriyor

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından siyasetçilere yönelik başlatılan soruşturma ve gözaltı süreçleri ile ilgili bir açıklama yapıldı. İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Kıymetli dava arkadaşlarım ve değerli basın mensupları; İfade özgürlüğü, demokrasinin ve insan haklarının temel taşlarından biridir. Her birey, düşüncelerini özgürce ifade edebilme hakkına sahiptir ve bu hak, yalnızca bir insan hakkı değil, aynı zamanda bir toplumun gelişimi ve ilerlemesi için vazgeçilmezdir. Son dönemde, düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik artan baskılar ve sansür uygulamaları, hepimizi derin bir endişeye sevk etmektedir. Medyanın susturulması, eleştirel düşüncenin engellenmesi ve halkın bilgiye erişiminin kısıtlanması, özgür bir toplumun ruhuna aykırıdır. Unutulmamalıdır ki özgürlüğü, sadece popüler ya da herkesin hemfikir olduğu görüşler için değil, aynı zamanda farklı, eleştirel ve muhalif görüşler için de geçerlidir. Basın ve medya, toplumun vicdanıdır. Gazetecilerin özgürce çalışabilmesi, vatandaşların doğru ve tarafsız bilgi alabilmesi için gereklidir. Bu bağlamda, ifade özgürlüğünü kısıtlayan her türlü girişimin karşısında olduğumuzu ve bu hakka sahip çıkmaya kararlı olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Halkın sesi olan medya susturulamaz, eleştirel düşünce bastırılamaz. Tüm yetkilileri, anayasal güvence altındaki ifade özgürlüğüne saygı göstermeye ve bu özgürlüğü koruma sorumluluğunu yerine getirmeye davet ediyoruz Türkiye’nin demokratik değerlerini korumak için tüm siyasi partileri, sivil toplum kuruluşlarını ve vatandaşlarımızı bu tür baskılara karşı ortak bir duruş sergilemeye davet ediyoruz. Son dönemde yaşanan olaylar, demokrasiye ve hukuk devleti ilkelerine zarar veren bir tabloyu gözler önüne sermektedir. Genel başkanımız, liderimiz Sayın Müsavat Dervişoğlu’na yönelik tehditler, tehdit edenlere karşı hiç bir işlem yapılmamış olması, milletin oylarıyla seçilmiş Belediye başkanlarına yapılan uygulamalar, Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları Başkanına karşı yapılan gözaltı süreci, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın gözaltına alınması  ve Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ’ın gözaltına alınması, ifade ve siyaset özgürlüğüne yönelik ciddi bir saldırıdır. Bu tür baskı ve yıldırma girişimleri, demokratik bir toplumda asla kabul edilemez. Şiddet ve tehdit, demokratik diyalogun yerini alamaz. Türkiye, herkesin görüşlerini özgürce ifade edebildiği, siyasi faaliyetlerini güven içinde yürütebildiği bir hukuk devleti olmalıdır. Biz hiçbir kişiyi özel olarak savunmuyoruz. Biz Hukuk Devleti ve Demokrasiyi Savunuyoruz! Şiddete, Baskıya ve Hukuksuzluğa Karşı Birlikteyiz İfade özgürlüğü engellenemez! Demokrasi, özgür düşünce ile güçlenir. Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet! Yaşasın Büyük Türk Milleti!"                                                                    

Vatandaşın Erken Seçim Gibi Bir Derdi Yok Haber

Vatandaşın Erken Seçim Gibi Bir Derdi Yok

Milliyetçi Hareket Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir kahvaltı programı düzenlendi. Programa MHP İl Başkanı İsmail Candemir, Başkan Vekili Mustafa Komar, Odunpazarı İlçe Başkanı Okan Ekşi, Tepebaşı İlçe Başkanı Faruk Duman, Türkiye Kamu Sen Eskişehir İl Temsilcisi Alp Arslan, MHP Tepebaşı Meclis Üyesi Hasan Kuzu ve basın mensupları katılım sağladı. Programda bir konuşma yapan İl Başkanı İsmail Candemir 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlarken, basın mensuplarının tarafsız olarak ve herkese eşit mesafede durarak, gazetecilik etiğini Eskişehir yerelinde yerine getirdiklerini söyledi. Eskişehir'in problemleri ve genel politikalar ile ilgili sürekli basınla istişare halinde olduklarını söyleyen Candemir, gazetecilerin yaşadığı sıkıntıları bildiklerini ve bu sıkıntıların en kısa zamanda çözülmesi için Milliyetçi Hareket Partisi olarak üzerlerine düşen ne varsa yapmaya ve destek vermeye hazır olduklarını söyledi. Milliyetçi Hareket Partisi içerisinden çıkan partileri ve parti üye sayılarını değerlendiren İl Başkanı Candemir, 56'ncı senesine giren Milliyetçi Hareket Partisi'nin 1 Ocak itibariyle resmi rakamlara göre üye sayısını arttırdığını söyledi. Teşkilat olarak ekstra bir üye çalışması yapmadıklarını söyleyen Candemir üye olmak isteyenlerin partiye gelerek üye olduklarını ifade etti. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın Eskişehir ziyaretinde MHP'den 20 Bin üye katılımı olduğu yönünde ki iddiasının MHP'den olmadığını ama başka partilerden olabileceğini söyledi. Son yaşanan gelişmeler ışığında sığınmacı probleminin ortadan kalkmaya başlaması ile birlikte Ümit Özdağ'ın da savunulacak bir şeyi kalmadığını ifade etti. Kentsel dönüşümle ilgili değerlendirmelerde bulunan ve Meclis üyelerinin çalışmalarına değinen İl Başkanı Candemir,  26 yıldır CHP li belediyeler tarafından yönetilen Eskişehir'de bugüne kadar kentsel dönüşümle ilgili herhangi bir adım atılmadığını söyledi. Şehirde olaya yanlış yerden bakıldığını ve yanlış tartışıldığını söyleyen Candemir, İnşaat Mühendisleri Odasının son yaptığı açıklamalara göre şehir merkezinde 4 bin ila 6 bin arasında bir binanın acilen yıkılıp yeniden yapılması gerektiğini söyledi. Olası bir afet durumuna şehir merkezinde ve ana arterlerde bulunan bu riskli binaların hasar görebileceğini ifade eden Candemir ulaşım anlamında çok ciddi sıkıntılar yaşanacağını söyledi. Şehir merkezi ile alakalı çalışma yapılması gerektiğinin altını çizen İl Başkanı Candemir asıl tehlikenin şehir merkezinde olduğunu ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Odunpazarı Belediyesi ve Tepebaşı Belediyesi tarafından ne planlandığının bugüne kadar bilinmediğini söyledi. Huzur, Yeşiltepe ve Fevziçakmak gibi bölgelerde yerinde dönüşüm ve imar değişikliği ile sorunun çözülebileceğini söyleyen Candemir sorunun ana kaynağının şehir merkezi olmasına rağmen hiç tartışılmadığını ifade etti. Eskişehir siyasetinde yerel seçimlerin ardından yeni bir dönem başladığını söyleyen Candemir, artık birbiriyle didişen, kavga eden bir siyaset anlayışı yerine Eskişehir'in menfaatleri açısından AK Parti Milletvekilleri ve İl başkanının da elinden geleni yaptığını söyledi. Bu durumun iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Candemir Eskişehir'in gerçek sorunlarının konuşulması ve çözüm önerilerinin getirilmesi gerektiğini söyledi. Saha çalışmaları kapsamında gördükleri vatandaşların en büyük sorununun ekonomik sıkıntı olduğunu söyleyen Candemir vatandaşın erken seçim gibi bir derdi olmadığını ve seçimlerin zamanında yapılacağını söyledi. Ekonomik sıkıntılar ile ilgili neler yapılabileceğini yönünde çalışmalar yaptıklarını söyleyen Candemir yerel yönetimlerin vatandaşın geçim derdine katkı sağlayabileceğini söyledi. Candemir belediyelerin su, ulaşım otopark ücretleri ile farklı noktalarda vatandaşın geçimine bir şekilde katkıda bulunabileceklerini söyledi. Ekonomik sıkıntıları yine cumhur ittifakının çözebileceği yönünde vatandaşların bir beklentisi olduğunu ifade eden İl Başkanı Candemir terörsüz Türkiye yönünde de bir çalışmalarının ve ideallerinin olduğunu söyledi. Bu çalışmanın ülke ekonomisine de katkıda bulunacağını söyleyen Candemir bu süreçte rahatsız olanları anlamadıklarını ifade etti. Candemir Türkiye'nin çok kısa vadede terörsüz Türkiye'ye ulaşacağını söylerken, terör örgütüne yönelik iki yol olduğunu terör örgütünün ya silahlarını gömeceklerini ya da silahları ile gömüleceklerini bunun dışında üçüncü bir yolun olmadığını söyledi. Milliyetçi Hareket Partisi'nin ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin olduğu yerde terörle müzakere olmaz mücadele olur diyen Candemir terörle mücadele de hiç bir geri adımın söz konusu olmadığını ifade etti. Candemir muhalefeti de hayretle izlediklerini söylerken, terörle mücadele konusunda bir 40 sene daha bu terörle yaşanamayacağını ifade ederek çocukların geleceğinin de karartılamayacağını ve bu konuda kararlı olduklarını ifade etti.

Rektör Adıgüzel, Eskişehir Basını İle Bir Araya Geldi Haber

Rektör Adıgüzel, Eskişehir Basını İle Bir Araya Geldi

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir’de çalışan basın mensuplarıyla bir araya geldi. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle düzenlenen toplantıda Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Özkay, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Barış Kılınç, Genel Sekreter Süleyman Ekşi, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Yılmaz Karaca da yer aldı. Rektör Adıgüzel: “Anadolu Üniversitesi ülkemiz yükseköğretimine birçok ilki kazandırdı” Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesinden 1995’de mezun olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel sözlerine şu şekilde devam etti: “Gazetecilik mezunu olarak gazetecilerle birlikte olmayı dostlarımla, meslektaşlarımla, arkadaşlarımla bir buluşma olarak görüyorum. Bunun dışında bir de rektör olmak gibi gazeteciliğim dışındaki kimlik ve misyonumla karşınızdayım. Anadolu Üniversitesi ülkemizin en köklü eğitim kurumlarından bir tanesidir. Anadolu Üniversitesi olarak sosyal bilimler programlarının yoğunlukta olduğu bir üniversiteyiz. Eczacılık ve Sağlık Bilimleri dışındaki diğer akademik birimlerimiz daha çok sosyal bilimler yönüyle ön plana çıkıyor. Sizin de takip ettiğiniz gibi Anadolu Üniversitesi birçok alanda ülkemiz yükseköğretimine pek çok ilki kazandıran, öncülük yapmış olan bir üniversite. Türkiye’de ilk defa açılan ve Türkiye’nin ihtiyacı olan önemli sektörel ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılayacak bölümler Anadolu Üniversitesinde açıldı. Üniversitemizin bu öncülüğü inşallah devam edecek.” “Uluslararası yayın evi kurmak için girişimlerimiz başladı” Anadolu Üniversitesinin üç temel misyonu olduğuna dikkat çekerek konuşmasına devam eden Rektör Adıgüzel: “Bunlardan bir tanesi, Anadolu Üniversitesini tercih eden öğrencilerimize en yüksek kalitede eğitim veriyor olmak. Buradaki amacımız eğitim verirken sadece teorik eğitim değil, sektörün ihtiyaçlarını da karşılayacak pratik karşılığı olan çağın gereklerine uyan mezunlar yetiştirmek. Bu amacı ve misyonu gençlerimizin küresel ölçekte rekabet edeceği düzeyde yapmaya çalışacağız. Bunun yanında Üniversitemizin bir diğer misyonu ise, bilimsel yayın ve araştırmalara destek sağlamak. Bu konuda yine Anadolu Üniversitesi birçok alanda öncülük yaptığı gibi bilimsel araştırmalarda yaptığı çalışmalarda da öncü olmaya devam edecek. Yalnız bazı konularda bünyemizden ayrılıp başka üniversitelere giden bölümler ve akademisyen arkadaşlarımız olduğu için bir organizasyona ihtiyaç duyuyoruz. Özellikle önümüzdeki dönem çok iyi araştırma projelerine imza atacağımıza inanıyorum. Araştırma ve yayın performansı olarak Anadolu Üniversitesinin hak ettiği yerde olmadığını üzülerek söylemek durumundayız. Çünkü sosyal bilimlerde araştırma yapmak teknik bilimlerden biraz daha zordur. Ancak üniversite olarak akademisyenlerimizi destekleyerek onların yayın performanslarını artırmak için önemli adımlar atıyoruz. Anadolu Üniversitesi bilimsel yayınlar anlamında kitap yayıncılığını da önemsiyor. Uluslararası bir yayın evi kurmak için girişimlerimiz başladı. Üniversitemiz bünyesinde 12 tane önemli bilimsel dergi bulunmakta. Bu bilimsel dergilerimizin evrensel bilim dünyası tarafından takip edilen uluslararası endekslerde yer almasını hedefliyoruz. Bu alanda Bilimsel Dergiler Koordinatörlüğümüz çalışıyor ve uluslararası endekslerde daha iyi yerlere gelmek için büyük bir çaba gösteriyoruz.” dedi. Eskişehir Film Festivali kaldığı yerden devam edecek Anadolu Üniversitesinin misyonlarından bir tanesinin de topluma katkı sağlamak olduğunun altını çizen Rektör Adıgüzel, kültür ve sanat anlamında önemli çalışmaları olduğunu belirtti. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel konuşmasına şu şekilde devam etti: “Bu anlamda uzun süredir devam eden fakat birkaç yıldır kesintiye uğrayan Uluslararası Eskişehir Film Festivali’ni bu yıl tekrardan düzenleyeceğiz. Bilindiği üzere Anadolu Üniversitesinde hepimiz için büyük bir şans olan Senfoni Orkestramız var. Senfoni orkestramız bu yıl birçok yeni projeyle sizlerin karşısında olacak. Üniversite bünyesinde profesyonel olarak faaliyet yürüten Tiyatro Anadolu coğrafyamızın seçkin oyunlarını sahnelemek için çalışıyor. Bir süredir film gösterimi yapılamayan Sinema Anadolu’yu da aktif bir hale getireceğiz. Bu şekilde öğrencilerimize nitelikli filmleri öğrenci dostu bütçelerle izleyebilecekleri bir ortam sunmuş olacağız. Yaptığımız bu kültür ve sanat etkinlikleriyle toplumumuzun ve öğrencilerimizin kampüs içerisinde kendilerini çok yönlü olarak geliştirmelerine imkân sağlayacağız. Bu kapsamda öğrenci odaklı bir şekilde üniversitemizi ön plana çıkarmayı istiyoruz. Öğrencilerimizin kampüs içerisinde daha verimli vakit geçirmeleri için adımlar atacağız. Bunlardan bir tanesi ise Öğrenci Lokali olacak. Bu projemizi en kısa zamanda hayata geçirmek istiyoruz. Öğrencilerimizin ne ihtiyacı varsa şehrin diğer aktörleriyle bir araya gelerek hayata geçireceğiz.” “Öğrencilerimizi sektöre hazırlıyoruz” Şehirdeki sektörel anlamda öne çıkan tüm kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapmak için çalışıldığını aktaran Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel öğrencileri sektöre en iyi şekilde hazırlamaya amaçladıklarını belirtti. Rektör Adıgüzel, “Sadece teorik eğitim alarak piyasaya çıkacak bir öğrenci profili değil, henüz öğrenciyken sektörle tanışmış yetkin öğrenciler yetiştirmek istiyoruz. Bu anlamda medya sektörü de bizim en önemli partnerlerimizden birisi olacak. Hem benim gazetecilik kökenli olmam hem de Eskişehir’in medya anlamında çok güçlü olması İletişim Bilimleri Fakültesiyle iş birliğini gerektiren çok önemli bir husustur. Dolayısıyla sektörün ihtiyaçlarına göre bizim de eğitimimizi güncellememiz gerekiyor. Sizlerden gelecek geri dönüşler bizler için çok kıymetli. Bir gazetecilik mezunu olarak bugün burada gazetecilerle bir araya gelmekten mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim.” şeklinde konuştu. Toplantının devamında Rektör Adıgüzel, Eskişehir’deki basın çalışanlarını Mayıs ayı içerisinde gerçekleştirilecek olan 22. Uluslararası Eskişehir Film Festivaline davet etti. Toplantı Rektör Adıgüzel’in basın çalışanlarının görüş ve önerilerini dinlemesi ve merak ettikleri konulardaki sorularını cevaplandırmasıyla sona erdi.

Terörle, Teröristlerle Müzakere Edilmez, Mücadele Edilir Haber

Terörle, Teröristlerle Müzakere Edilmez, Mücadele Edilir

AHPADİ Derneği tarafından terör örgütüne silah bırakma çağrısı ile başlayan ve müzakere sürecine dönüşen süreç ile ilgili olarak bir basın toplantısı düzenlendi. AHPADİ Derneği tarafından Hamamyolu Yediler Parkında düzenlenen basın toplantısına AHPADİ Dernel Başkanı Av.Mehmet Ektaş, Yönetim Kurulu Üyeleri, MSD Genel Başkanı İbrahim Şavlukbaş, ADD Eskişehir Şube Başkanı Cihan Taşar, MSD Eskişehir Şube Başkanı Güler Yılmaz, Siyasi Parti ve Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri katılım sağladı. Meclise, milletvekillerine, Anayasal Kuruluşlara seslenen AHPADİ Dernek Başkanı Av. Mehmet Ektaş basın toplantısında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi;  ''Basınımızın değerli temsilcileri, Saygıdeğer Eskişehirliler; Ülkemizin yaşadığı terör belası, emperyalizmin coğrafyamızdaki oyunlarının bir parçası olarak Osmanlı İmparatorluğu döneminden günümüze kadar uzanan mirasıdır. Kurulduğu ilk günden bugüne kadar Cumhuriyetimizin Türk Milleti Egemenliğine dayanan laik, demokratik, hukuk devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, Atatürk İlkeleri ve devrimleri, karşı devrim saldırılarına maruz kaldı. Siyasal düzlemde yer alan bu saldırılar, bir çok dönemde de isyanlar, kalkışmalar ve silahlı terörle desteklendi. Türk Milleti, isyanlar, kalkışmalar ve nihayetinde terör örgütüyle yaptığı mücadelede binlerce vatandaşını şehit verdi, yüz milyarlarca dolar harcadı, acısını yüreğine gömdü, geri adım atmadı. 2015 yılından sonra yaşanan son dönemde de, bütün devlet kuruluşlarının etkili ve öz verili çalışmaları sayesinde terör örgütünün beli bir kez daha kırıldı. Cudi, Gabar, Kandil yerle bir edildi. Terör örgütünün ekonomik, siyasal kaynaklarının önü büyük ölçüde kesildi. Artık terör örgütü, çocukları, gençleri kandırıp dağa çıkaramıyor.  Elebaşları köstebek gibi yaşadıkları yer altından burunlarını çıkaramıyor saklandıkları yerlerden çıktıklarında MİT operasyonlarıyla anında yok ediliyorlar. Ancak, ne hikmetse, terör örgütünün zaten parmağını oynatamadığı, yöneticilerinin güneş yüzü göremediği bu dönemde Devlet Bahçeli “buyursun terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, “Umut Hakkı”nın kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın.” sözleriyle kısa bir süre önce terörist başına çağrıda bulundu ve af vaat etti. PKK’nın belinin kırıldığı, teröristbaşının af dilemediği bir ortamda Devlet Bahçeli’nin, bu çıkışı kamuoyunda büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Kendisinden terörün bittiğini, örgütün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etmesi istenen terörist başı ise bu konuda hiçbir söylemedi. Ne yaptı! Devlet Bahçeli’nin çağrısını, bir zafiyet olarak değerlendirdi, kendine fırsata çevirdi. Siyasi aktörlüğe soyundu.  Kendini üst akıl ilan etti! Pazarlık masası kurdu! Türk Devletine akıl verdi. Muhalefete rol biçti. Milletvekillerine istikamet çizdi. Değerli hemşerilerimiz, Emperyalizmin çizdiği çerçeveye bağlı olarak terör örgütünün taleplerinin; yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki vesayet yetkisinin kaldırılması, devlet okullarında da ana dilde eğitim çıkışıyla iki dilli, iki uluslu, federatif bir devletin temellerini atmak olduğu bellidir. Emperyalizmin ve feodalitenin maşası PKK/YPG terör örgütünün ve onların siyasi sözcüsü DEM ve diğer partilerin talepleri açıktır. Türkiye’yi bölmek, bir vatan toprağı üzerinde başka bir devlet kurmak istemektedirler. Bu amaca, geçmişte kopardıkları ve şimdi koparacakları küçük tavizleri ileri de birleştirerek varmak istiyorlar. Bu ana hedef ülküsüyle, güçlendikleri her yeni dönemde tekrar silahla karşımıza çıkacaklar, yeni tavizler talep edecekler, biz ise verdiğimiz ve geri dönüşü olmayan tavizlerle aldanmış ve oyalanmış olacağız. Türk Milleti, bu durumu geçmiş yıllarda bir çok kez tecrübe etmiştir. Aynı yolun tekrar denenmesinde hiçbir fayda yoktur. Terörle, teröristlerle müzakere edilmez, mücadele edilir. Aziz Türk Milletini hain Şeyh Sait’in, hain Seyit Rıza’nın, teröristler Sakine’nin, Mahsun’un yaptıklarıyla tehdit eden, her fırsatta Türk Devletini, topraklarının bir bölümünde işgalci olarak nitelendirme cüretini gösteren, teöristbaşının başlattığı müzakere masasında anlaşma olmazsa Ülkemizin bir bölümünü Gazze’ye çevirme sopası gösteren anlayışının temsilcileriyle hiçbir görüşme yapılamaz. Meclise, milletvekillerine, Anayasal Kuruluşlara sesleniyoruz. -Teröristbaşıyla kurdurulan temas hemen sona erdirilmeli, müzakere sürecine dönüşmesine izin verilmemelidir. -Terörle yürütülen mücadeleye aynı kararlıkla devam edilmelidir. -Terör örgütüne destek veren partiler ile Anayasaya aykırı faaliyetlerde bulunan tüm partilerin kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Anayasa Mahkemesi görevlerini yapmalıdırlar. -Terör örgütüne destek veren  ve Türk Milletini tehdit eden sözde milletvekilleri için Cumhuriyet Başsavcılıklarınca hemen soruşturma başlatılmalıdır. -TBMM’ce terör örgütüne destek veren  ve haklarında fezleke olan sözde milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılarak yargılanmalarının önü açılmalıdır. Bugün faaliyette bulunan TBMM ‘de temsil edilen partiler ve Milletvekilleri, 2023 yılında yapılan Milletvekilliği Genel Seçimlerinde kullandıkları dil, vaat, sahiplendikleri değer ve ilkeler ile oy istediler ve seçildiler. Bugün geldiğimiz noktada ise bir çok partinin ve milletvekilinin 2023 seçimlerini unuttuğunu, tam tersi konuşma ve eylemler içinde olduklarını esefle takip ediyoruz. Bu siyasi ahlakla bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, mecliste bulunan partilerin önemli bölümü ve milletvekilleri siyasi meşruluklarını kaybetmişlerdir. Şimdi savundukları yeni değerleri ve paradigmalarıyla halkın önüne tekrar çıkmalı, destek istemelidirler. Bb nedenle de hemen seçim yapılmalıdır. Saygılarımızla.''

2026 Eskişehir'in Yılı Olacak! Haber

2026 Eskişehir'in Yılı Olacak!

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, basın mensuplarıyla bir araya geldi. Basın mensuplarının yeni yılını kutlayan ve sorularını cevaplayan Başkan Ünlüce, “2026’ya 1 kala çağrıda bulunmak istedik; gelin 2026 yılı 26’ya özel Eskişehir'in yılı olsun! Bu şehirde yaşayan, nefes alan herkes paydaş olsun ve sorunlarımızı hep birlikte çözelim.” dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, kentte görev yapan basın mensuplarıyla “Yeni Yıl Basın Buluşması”nda bir araya geldi. Avlu Eskişehir Sanat Kompleksi’nde gerçekleşen buluşmaya Başkan Ünlüce’nin yanı sıra Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Av. Nergiz Abacı, Metin Bükülmez, ESKİ Genel Müdürü Oğuzhan Özen ve çok sayıda basın mensubu katıldı. 2024 yılını değerlendiren ve basın mensuplarının sorularını cevaplayan Başkan Ünlüce, “26 rakamı şehrimizin plakasının numarası ve bu nedenle Eskişehirliler için çok değerli. Biz de, 2026’ya 1 kala Eskişehirlilere çağrıda bulunmak istedik. Hemşehrilerimizin dünya düşüncesine, yaptığı işe, nereden geldiğine bakmadan tek paydamız Eskişehir olsun istiyoruz. Bu şehirde yaşayan, nefes alan herkes paydaş olsun ve sorunlarımızı hep birlikte çözelim. Eskişehirli hemşehrilerimiz, kurumlarımız, kuruluşlarımız, sivil toplum kuruluşları, herkes bu kentin tüm dinamikleri paydaş olsun. Gelin 2026 yılı, 26’ya özel Eskişehir'in yılı olsun!” dedi. Başkan Ünlüce basın mensuplarının sorularını tek tek cevaplarken, program çektirilen hatıra fotoğrafı ile son buldu.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.