SON DAKİKA
Hava Durumu

#Chp Eskişehir İl Kadın Kolları

Porsuk Haber Ajansı - Chp Eskişehir İl Kadın Kolları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chp Eskişehir İl Kadın Kolları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir’in Güçlü Kadınları Hatıra Ormanı’nda Geleceğe Nefes Olacak Haber

Eskişehir’in Güçlü Kadınları Hatıra Ormanı’nda Geleceğe Nefes Olacak

Odunpazarı Belediyesi ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Kadın Kolları Başkanlığı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla anlamlı bir projeye imza attı. 71 Evler Mahallesi’nde oluşturulan Eskişehir’in Güçlü Kadınları Hatıra Ormanı, “Geleceğe nefes olmak ve güçlü kadınların izini doğaya bırakmak” sloganıyla dayanışmanın da sembolü oldu. 4500 m2 alana kurulan hatıra ormanında düzenlenen fidan dikim etkinliğine, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP CHP Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Figen Kahya, CHP Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, CHP Odunpazarı İlçe Kadın Kolları Başkanı Özgül Özbil ve çok sayıda kadın katıldı. “KADINLARIN EMEĞİ, AZMİ VE MÜCADELESİ, BU KENTE DE ÜLKEMİZE DE IŞIK TUTUYOR” Kadınların doğaya, yaşama ve geleceğe dokunan gücünü simgeleyen etkinlikte konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, kadın mücadelesinin her alanda desteklenmesi gerektiğine vurgu yaptı. “Kadınların emeği, azmi ve mücadelesi, bu kente de ülkemize de ışık tutuyor. Bugün burada diktiğimiz her fidan, kadınların geleceğe bıraktığı izlerin birer simgesi olacak. Kadınların haklarını savunmaya, onların her alanda eşit ve güçlü olması için çalışmaya devam edeceğiz” diyen Başkan Kurt, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “71 Evler Mahallesi bizim için önemli mahallelerden biri. Nüfusu 30 bini geçen ve bundan sonra daha da büyüyecek mahallemiz. Emek Mahallesi ile 71 Evler Mahallesi’nin toplam nüfusu 100 bin. Odunpazarı’nın nüfusu ise 426 bin 581. Odunpazarı’nın 4’te birini bu iki mahalle oluşturuyor. O nedenle bu iki mahalleye hizmet etmek bizim için vaz geçilmez görevlerin başında geliyor. İl Kadın Kolları Başkanımız Sibel Yeşildal’ın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde böyle bir etkinliği tercih edince bize teşekkür etmek düştü. Çünkü kadınlar adına yapılacak işler, bizim tarafımızdan önemseniyor. Odunpazarı’nda kişi başına 11 m2 yeşil alan düşüyor. Orman yapmaya ağaç dikmeye devam ediyoruz. Bundan sonra da bulduğumuz her alanı ormana çevirmeye devam edeceğiz. Bu bölgede özel çalışmalar yapılması gereken alanlar var. Revizyon imar planları geçiyor, 1 alan kaldı diğerleri çözüldü. Büyükşehir Belediyemiz büyük  bir yaşam alanı gerçekleştirecek. Biz de umarım ciddi bir spor alanını planlayıp hayata geçireceğiz. Ancak daha önce yapmayı planladığımız kapalı pazar yeri, Cumhurbaşkanı tarafından yayınlanan Tasarruf Genelgesine takılıyor. Ancak o işi de Cumhurbaşkanını değiştirince gerçekleştireceğiz. Umarım o da bu sene olacak. Ben tekrar CHP Eskişehir İl Kadın Kollarını tebrik ediyorum. 23 Mart’ta gerçekleşecek olan ön seçimde de kadınların hepsinin sandığa gelmesini diliyorum.” “ESKİŞEHİR’İN KADINLARIYLA GURUR DUYUYORUM” Eskişehir denilince akıllara hep güçlü kadınlar geldiğini vurgulayan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, “Ben çocukluğumdan beri Eskişehir'de doğmuş, yaşamış, büyümüş birisi olarak her zaman Eskişehir'in kadınlarıyla gurur duydum.  Hayatım biraz köyde, çocukluk yıllarım da biraz kenar mahallelerde geçti. Oralardaki kadınları da çok iyi bilirim.  Yoksulluk içinde, tarlada çalışırken bile haklarını savunan, çocuklarını büyüten, her zaman aile içinde o dengeleri kurabilen,  ailesine, etrafındakilere her zaman ışık saçan, aydınlık saçan ve kız çocuklarını ne pahasına olursa olsun okutmaya çabalayan anneler tanıdım.  Onlara buradan selam olsun. Onların sayesinde buralardayız. Bugün de bu güzel etkinlikte özellikle kadının ve doğanın ilişkisini kurabilmek adına çok önemli buluyorum.  Neden? Çünkü doğa hızla kirleniyor. Geleceğe nasıl bir doğa bırakacağız?  Gerçekten hepimiz kaygılıyız bu konuda. İklim kriziyle boğuşurken, bir taraftan çevre talan edilirken, bir taraftan doğamız yağmalanırken öyle güzel bir etkinlikte buluşmak çok değerli ve bu dikilecek fidanları da kadınların o bereketli ve koruyan, kollayan ellerine emanet etmek ayrıca değerli. Emeği geçen herkesi kutluyor, teşekkür ediyorum” dedi. “HER FİDAN GÜÇLÜ KADINLARIMIZIN VE ONLARIN CESUR MÜCADELESİNİN SİMGESİDİR” Etkinlikte konuşan bir diğer isim de CHP Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal oldu. “Bugün burada hep birlikte toprakla buluşturduğumuz her fidan, güçlü kadınlarımızın ve onların cesur mücadelesinin simgesidir. Her fidan, bir kadın, bir direniş, bir umut demektir. Bu fidanları sadece geleceğe değil, aynı zamanda kadın hakları mücadelesine de adıyoruz” diyen Yeşildal, konuşmasında “6284 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun”a da atıfta bulundu. Yeşildal, “Kadın cinayetlerinin, ne yazık ki hızla arttığı bir dönemde yaşıyoruz. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkıldığından bu yana, kadın cinayetleri sayısı katlanarak artmışken, iktidar sadece "6284 sayılı yasa var" demekle yetiniyor. Ama bu yasayı etkin bir şekilde uygulamak yerine, adeta göz ardı ediyorsunuz. Eğer bu gerçekliği görseydiniz, bu cinayetleri durdurmak için çok daha güçlü adımlar atardınız. Bu durumu kabullenmek, artık içimizi acıtan rakamlarla ifade edilemeyecek kadar acı verici. Kadın cinayetlerinin önüne geçebilmek için gereken önlemler alınmalı, ancak iktidar, bu gerçeği görmüyor. Hep birlikte, geleceğimize nefes olacak, toplumsal değerlerimizi yaşatacak ve kadının gücünü simgeleyen bir adım atıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, bu topraklar, tıpkı kadınların emeği gibi, köklü bir geçmişe sahiptir ve kadınların gücüyle şekillenecek bir geleceğe sahip olacaktır” diye konuştu. Fidan dikimiyle devam eden etkinlikte, kadınlar bir araya gelerek geleceğe nefes olacak ağaçları toprakla buluşturdu. Rüzgârda salınan fidanlar, Eskişehir’in güçlü kadınlarının adını doğayla birlikte yaşatacak.

Biz Kadınlar Dün de Vardık, Bugün de Varız, Yarın da var Olacağız! Haber

Biz Kadınlar Dün de Vardık, Bugün de Varız, Yarın da var Olacağız!

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yapıldı. CHP Eskişehir İl Binasında yapılan ve 81 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen basın toplantısında konuşan İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal şu ifadelere yer verdi; "Değerli Basın Mensupları, Bugün Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak; 81 ilde, 973 ilçede eş zamanlı basın açıklaması yapıyor ve dünyanın bütün kadınlarıyla dayanışma içinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyoruz. Değerli Basın Mensupları, Her yıl bugün, dünyanın dört bir yanındaki kadınlar, 8 Mart günü New York’ta hakları için direnirken yanarak hayatını kaybeden 129 yol arkadaşımızı anarak konuşmalarına başlar. Bu günün anlam ve önemi acıdan, isyandan, kayıptan ve mücadeleden doğmuştur. Her yıl bugün, ‘kadın mücadelesini büyütme ve umudu örgütleme’ günü olarak kutlanır ve canı ile en büyük bedeli ödeyen işçi ve emekçi kadınların mücadelesini yaşatma sözü verilir. Değerli Basın Mensupları, Cumhuriyetin kuruluş taşlarını döşeyen özgür kadınların bugün getirilmeye çalışıldığı nokta, dünden bugüne artan kayıplarımızda açıkça görülmektedir. 22 yıllık karanlık iktidar, kadınları karanlığa mahkûm etmekten bir adım geri durmamıştır. 2020 yılına kadar kadın cinayetleri ve tecavüz vakaları binde 1400-1500 düzeyinde artmıştır. 2008 ve 2024 yılları arasında, 16 yılda bilinen 4.867 kadın katledilmiştir. 2021 yılından beri kadın cinayetleri %162, şüpheli kadın ölümleri neredeyse %100 artmıştır. 2024 yılı, en çok kadın ölümünün yaşandığı yıl olmuştur. 2025’in ilk 2 ayında ise bilinen 49 kadın cinayeti işlenmiş ve 53 şüpheli ölüm gerçekleşmiştir. Kadın emekçiler, aynı işi yaptıkları erkek işçilerle eşit şartlarda çalıştırılmamakta ve kadın oldukları için ayrımcılığa uğrayarak erkek işçilerle eşit ücret alamamaktadır. Ayrımcılığın, şiddetin, sömürünün ve yok sayılmanın gölgesinde bırakılmak istenen kadınların emeği her gün biraz daha görünmez kılınmaktadır. Cam silerken düşen, tarla biçerken yaralanan ve sigortasız işlerde zarar gören kadınların görünmez emeği, rakamlarla bile doğru şekilde ifade edilememektedir. Değerli Basın Mensupları, Bugün 81 ilde ve 973 ilçede bu basın açıklamasını, sözlü saldırıya ve şiddete uğramış veya uğrama noktasına gelmiş, ancak doğruları söylemekten bir adım geri durmamış kadınlarla birlikte eş zamanlı olarak gerçekleştiriyoruz. Yaşama hakkını savunduğu için hakaret işiten, eşit işe eş değer ücret dediği için öldürülmek istenen, ancak bir adım geri durmayan kahraman kadınlar bu basın açıklamasını balkonlardan haykırmaya, sokaklara kazımaya devam edecektir! Haklarımızı çalmaya çalışan, sesimizi kısmaya çalışan ve canımızı değersizleştirmeye çalışan herkes duysun ve bilsin ki: Biz anneyiz, kardeşiz, evladız, BİZ KADINIZ! Biz kadınlar; Fransız Devrimi'nden Dünya Savaşlarına, Kurtuluş Mücadelesinden Cumhuriyet Devrimine kadar tarihin yazıldığı ilk günden son güne kadar devrimin öncüsü olduk, olmaya da devam edeceğiz. Biz kadınlar dün de vardık, bugün de varız, yarın da var olacağız! Unutmayın! Biz ne korkar ne de sineriz! Bir adım geri atmadan, 22 yıldır sesini kesmeye çalıştıklarınızın nefesi olmaya geliyoruz! Kadınların öncülüğünde kurulacak ilk sandık ile yıllardır sesini kesmeye çalıştıklarınızın, katledilmesinin önünü açtığınız kadınların, aç bıraktığınız çocukların, 80 yaşında taşı toprağı sürmeye muhtaç ettiğiniz emekçi kadınların nefesi olmaya geliyoruz! Biz kadınlar devrimin öncüsü olmaya, çaldığınız hayatların hesabını sormaya geliyoruz! Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in de dediği gibi: “İktidar olunduğunda, o büyük salonda size diyeceğiz ki ‘Hoş geldiniz, buraya size verilen sözü tutmanın mutluluğuyla çıkmış durumdayım! Bugün İstanbul Sözleşmesini Yeniden Yürürlüğe Aldı Türkiye Büyük Millet Meclisi!’”

Cumhuriyet Halk Partisi Medeni Yasaya Sonuna Kadar Sahip Çıkacaktır Haber

Cumhuriyet Halk Partisi Medeni Yasaya Sonuna Kadar Sahip Çıkacaktır

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal Türk Medeni Kanunu’nun Kabulünün 99. yılı dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı.  İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Medeni Kanunumuz, bir Cumhuriyet, bir hukuk ve bir Kadın Devrimidir. 99 yıl önce bu devrim kanunuyla sağlanan ve 2002’de değişikliklerle güçlendirilen tüm kazanımlarımızın öneminin farkındayız.  Örgütlü kadın gücüyle elde ettiklerimizin elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz. Daha çok Eşitlik için, daha çok Adalet için, daha çok Demokrasi, daha çok Hukuk için mücadeleye devam. 99 yıl önce, bugün, 17 Şubat 1926’da laik Türkiye Cumhuriyetinin en önemli hukuk ve kadın devrimlerinden biri olan Medeni Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiş, 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ülkemizin nüfusunun yarısı olan Kadınların toplumdaki yerini en net şekilde tanımlayan bu Kanun, kadınların birey olarak kabul edilmesi, bir kimliğe sahip olması anlamını taşımıştır. Bir Cumhuriyet devrim kanunu olan Medeni Kanun, 99 yıl önce kadınların eğitim hayatına, sosyal, kültürel ve ekonomik hayata erkeklerle eşit olarak katılmalarının önündeki engelleri kaldırmış, dolayısıyla eşitlik, laik hukuk devleti temellerinin üzerinde kurallar çerçevesinde hayata geçirilmiştir. Kadınların eşitlik mücadelesine yol açmış olan Cumhuriyet devrimlerinin mimarı ve Cumhuriyet Halk Partimizin ebedi lideri olan Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha saygıyla, minnetle anıyoruz. Bu mücadelede, Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana örgütlü bir güçle kadın erkek eşitliğini sağlamak için mücadele veren kadın örgütlerinin emeklerini de unutmuyoruz. Medeni Kanunu’nun 76. yılında, 2002 yılında, Kanunun çağın gerisinde kalan hükümleri değiştirildi ve toplumsal yaşamın gereklerine de uygun bir şekilde düzenlemeler yapıldı. “Aile reisliğine” dayanan aile modeli, yerini “eşitlik” ilkesine dayalı aile modeline bıraktı. Eşit mal paylaşımı ve nafaka ile ilgili  adil düzenlemeler eklendi. Evlenme yaşı, kadın ve erkek için 18 yaşından gün alma koşuluna bağlandı. Evlilik dışı çocuklar, evlilik içi çocuklarla eşit haklara sahip oldular. Onur kırıcı davranışlar, eşler için boşanma nedeni sayıldı. Ayrıca “edinilmiş mallara katılma rejimi”, yasal mal rejimi haline getirildi ve evlilik birliği içerisinde edinilen mallara diğer eş ortak oldu. Ve bu haliyle Medeni Yasa da ilk Medeni Kanun gibi kadınların hakları açısından bir devrim niteliğindedir. Aile hukukunu mutlak eşitlik temeline oturtan ve ülkemizin tüm kadınlarının emeği ve başarısı olan Medeni Yasamıza yönelik bilinçli saldırıları görüyor, Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak her bir üyemizle birlikte Medeni Yasamıza sahip çıkıyor, yasanın kadınlara tanıdığı haklardan geri adım atılamayacağı noktasında kararlılığımızı ifade etmek istiyoruz. Siyasi iktidarın her geçen gün yeni söylem ve eylemlerle hedefine aldığı ve kazanılmış haklarımızın eşitlik temelinde yaşama geçirilmesini zorunlu tutan bu yasaya sahip çıkmak da yine Cumhuriyet Halk Partisi 81 ilinde örgütlü kadın kollarının mücadelesi ve ülkemizdeki kadın örgütlerinin gücüyle mümkün olacaktır. Kadınları bu ülkenin eşit yurttaşları yapan devrimleri ortadan kaldırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetin temeli olan laik hukuk devletinin tüm devrimlerine sahip çıktığı gibi eşitliğin garantisi olan Medeni Yasaya da sonuna kadar sahip çıkacaktır. Cumhuriyet Halk Partisinin Kadın Kolları olarak, partimizin tüm eşitlikçi erkekleriyle birlikte, kazanılmış haklarımız için, laiklik için, demokrasi için, Narin için, kadınlara bugün uygulanan tüm ayrımcılıkların ortadan kaldırılması için mücadeleye de sonuna kadar devam edeceğimizin sözünü veriyoruz."

Kadınların Eşitlik ve Özgürlük Mücadelesinden Asla Taviz Vermeyeceğiz Haber

Kadınların Eşitlik ve Özgürlük Mücadelesinden Asla Taviz Vermeyeceğiz

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları tarafından İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın'ın kadın öğretmenlere yönelik sözleri ile ilgili bir basın açıklaması yapıldı. CHP Eskişehir İl Başkanlığında yapılan açıklamada İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, İl Başkanı Talat Yalaz, İlçe Kadın Kolları Başkanları, İl ve İlçe Kadın Kollar Yöneticileri hazır bulundu. İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''İddialara göre; Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın’ın, görev yerlerinin değiştirilmesine itiraz eden kadın öğretmenlere yönelik “Özel hayatınızı işe göre düzenleyin. Meslekten ayrılıp evde oturabilirsiniz” şeklindeki ifadeleri, yalnızca eğitimci kadınları değil, tüm kadınları hedef alan, kadın emeğine ve kadınların eğitimdeki, çalışma hayatındaki varlığına yönelik kabul edilemez bir zihniyetin yansımasıdır. Bu söylemler, kadınların çalışma hayatındaki varlıklarını küçümseyen, onları eve kapanmaya teşvik eden gerici bir zihniyeti açıkça yansıtmaktadır. Kadın emeğini değersizleştiren bu yaklaşım, yalnızca bireysel bir görüş değil, toplumu geriye götürmeye çalışan köhne bir düşüncenin göstergesidir. Eğitim gibi toplumun geleceğini şekillendiren bir alanda görev yapan bir yöneticinin, kadınları mesleklerinden vazgeçmeye yönlendirmesi kabul edilemez. Kadınların çalışma hayatından dışlanmasını teşvik eden bu zihniyet, Cumhuriyetimizin kazanımlarına ve Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Kadınların ekonomik bağımsızlığı, sadece kişisel bir tercih değil, toplumsal kalkınmanın vazgeçilmez bir unsuru olmalıdır. Atatürk’ün “Dünyada her şey kadının eseridir” sözünü hatırlatarak, kadınları evde oturmaya çağıran bu söylemler, Cumhuriyet devrimlerine karşı açıkça meydan okumaktır. Kadınların meslek hayatındaki varlıkları, yalnızca kadınların değil, toplumun ilerlemesinin de temeli olmalıdır. Eğitimde, iş dünyasında ve kamusal alanda kadınların eşit haklara sahip olması, toplumun refahı için hayati bir öneme sahiptir. Kadınları eve kapatmaya teşvik eden her türlü söylem, geriye dönüş çabasından başka bir şey değildir. Buradan açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz: Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinden asla taviz vermeyeceğiz. Kadın emeğini yok sayan, kadınları çalışma hayatından dışlamaya çalışan her türlü gerici anlayışa karşı dimdik durmaya devam edeceğiz. Kadınların sadece aile içinde tanımlanmasını, eğitim ve ekonomi başta olmak üzere toplumsal yaşamdan dışlanmasını kabul etmiyoruz.  Kadınlar sadece aile bireyleri değil, aynı zamanda eğitimcidir, ekonominin gücüdür ve toplumun lokomotifidir. Türkiye'nin aydınlık geleceği, kadınların özgür, güçlü ve bağımsız bireyler olarak toplumda hak ettikleri yeri almasıyla mümkün olacaktır. Yetkilileri, bu açıklamalarla ilgili derhal adım atmaya çağırıyoruz. Kadın haklarını yok sayan, emekçi kadınları hedef alan bu söylemler doğruysa cezasız kalmamalıdır. Eğer bu anlayış kamu kurumlarında sürebilir ve hoşgörülebilirse, daha fazla kadın baskı ve ayrımcılığa maruz kalacaktır. Kadınların eğitimde, iş dünyasında ve hayatın her alanında güçlü bir şekilde var olması, Türkiye'nin geleceği için vazgeçilmezdir. Kadın emeğine yönelik her türlü ayrımcılığa karşı mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. CHP Eskişehir İl ve İlçe Kadın Kolları olarak, tüm kadınlarla dayanışma içinde olmaya, haklarımıza sahip çıkmaya ve bu gerici zihniyetle sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.''

Eskişehir - Afyonkarahisar Yolu Şehrin Kanayan Yarasıdır! Haber

Eskişehir - Afyonkarahisar Yolu Şehrin Kanayan Yarasıdır!

CHP Eskişehir İl Kadın Kolları tarafından ölüm yolu olarak adlandırılan Eskişehir - Seyitgazi - Kırka yolu ile ilgili olarak bir basın toplantısı düzenlendi. Eskişehir - Seyitgazi Yolu Sancar Mahallesi yol ayrımında düzenlenen basın toplantısına CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, CHP İlçe Kadın Kolları Başkanları, İl ve İlçe Kadın Kolları Yönetimleri katılım sağladı. Basın Toplantısında konuşan CHP İl kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, yolun yıllardır göz ardı edilen ve halkın can güvenliğini hiçe sayan bir anlayışın ürünü olduğunu ifade etti. Bugüne kadar çok sayıda insanın hayatını kaybetmesine yol açan bu yolun halk arasında "Ölüm Yolu" olarak anıldığını ifade eden Yeşildal yaşanan kazalarda çok sayıda can kaybının yaşandığını ve yolun yapımının yıllardır ertelendiğini ifade etti. AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez'in, 7 Eylül 2023 itibariyle çalışmaların resmen başladığı yönünde ki açıklamasına rağmen henüz bir ilerleme olmadığını ifade eden Yeşildal gerekli önlemlerin alınmaması ve projenin ilerlememesi, bölge halkının güvenliğini riske attığını söyledi. Yolun yapımının zorunluluk haline geldiğini ifade eden Yeşildal , 2025 yılında projeye gereken bütçenin bir an önce aktarılması ve yol yapımının tamamlanması beklediklerini söyledi. İl Başkanı Talat Yalaz yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi;  ''Kadın Kollarımızın öncülüğünde bugün burada, yıllardır kanayan bir yaraya dönen ve iktidar tarafından bir türlü çözülmeyen Eskişehir-Afyonkarahisar Çevre Yolu, Seyitgazili hemşehrilerimizin deyimiyle “Ölüm Yolu” için toplanmış bulunmaktayız. Bu yolda yıllardır çok ciddi hadiseler yaşandı, nice can kayıpları nice yaralanmalar gerçekleşti. Lakin AKP İktidarı bir türlü bu yola bir çözüm bulmayı beceremedi. Daha henüz geçtiğimiz günlerde AKP Milletvekili Nebi Hatipoğlu dahi bu durum konusunda acı bir itirafta bulunarak, “Biz kendi iç karışıklıklarımız sebebiyle bu şehre hizmet edemedik, şimdi de hizmet etmek için paramız yok.” demişti. 5 milyar 872 milyon TL toplam proje tutarlı ‘Eskişehir – Seyitgazi – Kırka ‘ yolu için 2025 yılında sadece %2,86 ‘sı kadar ödenek ayrılmıştır. O da muhtemelen burada aheste aheste gezinen bir iki aracın, kepçenin yakıt parasıdır. Bizde buradan hemşehrilerimizle birlikte haykırıyoruz, yeter artık sesimizi duyun diyoruz! Eskişehir’imiz bu muameleyi katiyen hak etmiyor, sırf size oy vermiyor diye bu şehri cezalandırmayı bırakın!  Eskişehirliler, Seyitgazililer yeter artık daha kaç canımızı bu ölüm yolunda kaybedeceğiz diye soruyorlar? İktidar mensupları artık bir an önce kentimize ve yurttaşlarımıza karşı yapılan bu ayıbı düzeltmek zorundadır! Söylemekten artık dillerimiz pelesenk oldu, AKP iktidarı bu ülkeyi yönetemiyor! İktidar mensupları, tüm yurttaşları kapsayarak, beklentisiz bir şekilde halk için hizmet üretmeyi beceremiyor! Sırf yıllardır Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanları tarafından yönetildiği için Eskişehir’e üvey evlat muamelesi yapıyorlar! Eskişehir-Afyonkarahisar Çevre Yolu bu şehrin kanayan bir yarasıdır, bu yarayı çözmek ise iktidarın görevidir! Bizler burada polemik yapmak için değil, AKP İktidarına işinizi yapın demek için toplandık! AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan henüz geçen hafta şehrimize geldi. Gelmeden önce de Eskişehir’e müjdelerimiz var naraları atıldı. Bir umut diyerek, yıllar sonra belki akıllarına gelmiştir diyerek hemşehrilerimiz bekledi ancak bu ölüm yolu gene iktidarın aklının ucundan geçmedi... Daha önce de ifade ettiğimiz gibi yeter artık! Sesimizi duyun! Hemşehrilerimizi bu çileden, bu korkudan artık kurtarın!'' dedi. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;  ''Eskişehir - Afyonkarahisar yolu üzerinde yaşanan kazalar, can kayıplarına ve yaralanmalara yol açmaktadır. Bu ihmalkârlığa dikkat çekmek için bugün CHP İl Kadın Kollarımızın düzenlemiş olduğu eyleme katılarak halkımızın haklı taleplerine destek verdim. 22 senedir görevde olan bu iktidar ne ülkeyi ne de kurumları yönetebiliyor. AKP’nin bugüne kadar görev yapmış tüm milletvekilleri bu tablodan utanmalıdır. Çağ atladığını, uzaya araç gönderdiğini iddia eden bir iktidarın halkın temel ihtiyaçlarını görmezden gelmesi büyük bir ayıptır. Seyitgazi’mizin yıllardır süren yol çilesi, bu ihmalin en somut örneğidir. Bu sadece bir yol meselesi değil, halkımıza yapılan büyük bir saygısızlıktır. 2025 yılı bütçesine ayrılan komik ödenek, iktidarın halka bakışını göstermektedir. Böyle bir anlayışla Türkiye yönetilemez ve zaten yönetilemiyor! Bu haksızlığa karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Seyitgazi hak ettiği hizmeti alana kadar mücadelemiz sürecek! Yetkililer anlayana kadar, anlamazlarsa gidene kadar buradayız! Bu yol bir an önce yapılmalıdır!''

Halkın İradesi Gasp Edilemez! Haber

Halkın İradesi Gasp Edilemez!

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Kadın ve İlçe Kadın Kolları, 43. gününde olan Esenyurt Belediyesi Demokrasi Nöbetine katılarak bir basın açıklaması yaptı. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in tutuklanması ve yerine kayyum atanmasının ardından başlatılan demokrasi nöbetine CHP Eskişehir İl ve İlçe Kadın Kolları destek verdi. Demokrasi nöbeti ile ilgili bir açıklama yapan CHP Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal şu ifadelere yer verildi; "Bugün burada, halkın iradesine sahip çıkmak, demokrasiyi savunmak ve adalet anlayışını güçlendirmek için bir aradayız. Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları olarak, demokrasi nöbetine katılmanın sadece bir görev değil, aynı zamanda onurlu bir duruş olduğuna inanıyoruz.   Esenyurt halkının özgür iradesinin bir sonucu olarak göreve gelen Prof. Dr. Ahmet Özer, halkın taleplerini temsil eden meşru ve seçilmiş bir belediye başkanıdır. Ancak ne yazık ki, ülkemizde halkın sandıkta verdiği kararların hiçe sayıldığı, seçilmişlerin yerine kayyum atanarak halk iradesinin gasp edildiği bir dönemdeyiz. Bu durum, demokrasinin temel ilkelerini tehdit etmekte ve halkın güvenini sarsmaktadır.   Kayyum politikalarının sadece Esenyurt için değil, ülke genelindeki birçok belediye için ciddi bir demokrasi sorunu oluşturduğunu görüyoruz. Halkın oylarıyla seçilen başkanlar, hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın görevlerinden alınmakta, yerlerine atanmış kişiler getirilmektedir. Bu uygulama, halkın demokratik haklarına yapılan bir saldırıdır ve kabul edilemez.   Esenyurt halkı, Cumhuriyet Halk Partisi’ni tercih ederek adalet, eşitlik ve özgürlük taleplerini açıkça ortaya koymuştur. Bugün burada toplanan yurttaşlar, demokrasiye, halkın iradesine ve adalete olan inancını bir kez daha göstermektedir. Bu nöbet, sadece Esenyurt’un değil, halk iradesine yapılan tüm saldırıların karşısında bir direnişin sembolüdür.   Kadınlar olarak, demokrasinin ve özgürlük mücadelesinin en güçlü savunucuları olmaktan gurur duyuyoruz. Bizler, sadece Esenyurt’un değil, ülkemizin dört bir yanındaki halkın seçme ve seçilme hakkını, demokratik değerlerini ve özgürlüklerini savunmaya devam edeceğiz. Halkın iradesi gasp edilemez, seçilmişler yalnızca halkın yetkisiyle göreve gelir ve ancak halkın iradesiyle görevden ayrılır.   Bu demokrasi nöbeti, halkın iradesine, seçilmişlere ve adil bir geleceğe olan bağlılığımızın en somut ifadesidir. Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Halkın iradesine dokunmayın, demokrasinin gücünden korkmayın!"

Kadın Katliamının Yaşandığı Günlerden Geçiyoruz! Haber

Kadın Katliamının Yaşandığı Günlerden Geçiyoruz!

CHP Eskişehir İl Kadın Kolları tarafından 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yapıldı.  CHP Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü Ülkemizde kadın cinayetlerinin durmadığı, durdurulamadığı zamanlardan geçiyoruz. Dolayısıyla, uzun yıllardır ülkemizde devam eden kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik mücadeleyi yükseltmemiz gereken günlerden geçiyoruz. Şiddetten öte artık bir kadın katliamının yaşandığı günlerden geçiyoruz. Her gün YASTA, HER GÜN İSYANDAYIZ! Kaybettiğimiz tüm kadınları saygıyla anıyoruz!  1960’da, Dominik Cumhuriyeti’nde, faşist bir diktatör hükümetinin katlettiği Mirabel Kardeşlerin katledildiği gün 25 Kasım ve 25 yıl önce, Birleşmiş Miletler Genel Kurulu’nda Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan edildi.  O günden bugüne de, Mirabel kardeşlerden bugüne dünyada mücadelenin öncüsü hep kadınlar oldular, hala öyle! Biziz adaletin, eşitlik ve emek mücadelesinin öncüsü olan , şiddetsiz bir dünya için mücadeleye durmadan devam eden inatçı, inançlı, inanan direnen kadınlar!  Kadına yönelik şiddetin temel nedeni erkek egemen toplumsal, siyasal ve ekonomik koşulların yarattığı eşitsizlik ve toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılıktır. İnsan hakkı ihlâli ve ayrımcılık biçimi olarak kadına yönelik şiddet; kültürel, ekonomik, coğrafi sınır tanımaksızın tüm dünyada varlığını artarak sürdürmektedir. Küresel bir sorun olarak uluslararası mücadeleyi gerektiren kadına yönelik şiddet, ülkemizdeki etkilerine de bakıldığında her yönüyle toplumsal bir sorundur.  Biz kadınların hak ve özgürlüklerini daraltan, medeni yasaya ve laik hukuka kökten saldırı niteliğinde, iktidar gücüyle kadına yönelik şiddeti besleyen bir anlayış körüklenmektedir.  Kadına yönelik şiddet ile mücadelemiz sürerken, şiddeti önleyici politikaların bütüncül olarak uygulanmasını ön gören uluslararası bir belge olan İstanbul Sözleşmesi’nden tek bir kişinin kararıyla çıkılarak, kadınları şiddetten koruyacak kurumsal ve siyasi çözümler zayıflatılmıştır. İktidarın, İstanbul Sözleşmesinden çekilmesi, sözleşmeyle verilen taahhütlere artık bağlı kalmayacağı anlamına gelmektedir ve bunun sonuçları son derece vahimdir.  Bizler biliyoruz ki; kadına yönelik şiddetle mücadele, toplumsal cinsiyet eşitliğinin her alanda etkin bir biçimde sağlanması ve kadınların insan haklarının korunmasıyla mümkündür. Bunun da muhatabı ve sağlayıcısı devlettir. Kadına yönelik şiddetten korunmak, kadınların yurttaşlık hakkıdır ve tüm kamu kurumları bunu sağlamakla sorumludur.  Cumhuriyet Halk Partisi olarak, mevcut iktidar politikalarının ve kurumsal işleyişinin kadınları yalnız bıraktığı her alanda, kadınların yanındayız. Yerel yönetimlerdeki iktidarımızı kadınların eğitim ve iş yaşamına katılımı, kadın yoksulluğunun giderilmesi ve toplumsal hayatın sürdürülebilir kılınması için ürettiğimiz sosyal politikalar, kültür politikaları, vatandaşı güvende hissettirecek kent politikaları geliştirmek ve uygulamak için kullanıyoruz.  Cumhuriyet Halk Partisi olarak, tüm bunları ifade ettikten sonra, kadına yönelik şiddetle mücadelede ivedilikle yapılması gerekenleri açık bir şekilde ifade etmek isteriz: 1- Türkiye Cumhuriyeti, 1 Temmuz 2021’de, bir kişinin kararı ve imzasıyla çekildiği İstanbul Sözleşmesine ivedilikle geri dönmelidir.  2- 6284 sayılı kanun etkili bir şekilde uygulanmalıdır. Özellikle sözleşmeden çekildikten sonra, kanun bütüncül bir şekilde uygulanmadığı için ülkemizde kadınların temel hakkı olan yaşam hakkı ihlal edilmektedir. Tüm koruyucu ve önleyici tedbirlerin yapılmasını garanti altına alan 6284’ün etkili uygulanmasının takipçisiyiz.  3- 2011 yılında Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulmuştur. Kadın politikalarını aileye yönelik politikalarla sınırlayan bir yaklaşımla ele alan bir yapıya dönüşmüştür. Aileye yönelik sosyal politikalar önemli olmakla birlikte, kadınların yaşamının tamamını kapsayamaz. Bu nedenle, iktidarımızda Kadın ve Eşitlik Bakanlığı kuracağımızın sözünü veriyoruz. 4- Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin artışı, kadınları toplumsal yaşam içinde güvensiz hissettirmektedir. Toplumda cezasızlık ve adaletsizlik duygusunu ortadan kaldıracak yasal uygulamaların takipçisi olacağız.  5- Kadınların iş yaşamına katılımını destekleyici, kadınların ‘eşdeğer işe eşit ücret’ talebinin gerektirdiği eşitlik politikaları ve sosyal politikalar kapsayıcı biçimde uygulanmalıdır. 6- Kız çocuklarının eğitim hakkı devlet güvencesinde olmalı ve eğitim hakkının engellenmesine karşı yasal yaptırımlar etkili biçimde uygulanmalıdır.  7- Afet dönemlerinde kadınların karşılaştıkları zorluklara kısa sürede çözüm üretmenin ve krizlere karşı daha etkin eylem planları hazırlanması, devletin yükümlülüğüdür. 8- İletişim ve haber alma özgürlüğünü koruyacak yasal düzenlemeler dahilinde, dijital medya araçlarının, kadına yönelik şiddet amaçlı olarak kullanılmasını engelleyecek politikalar üretilmelidir. 9- Kadınların temel sağlık hakları ve sağlık hizmetlerine erişimi, devlet tarafından ön koşulsuz olarak kesintisiz sağlanmalıdır.  10- Toplumda başta engelli, genç, yaşlı, yoksul olmak üzere tüm dezavantajlı gruplar içinde kadınların farklılaşan ihtiyaçlarını dikkate alan politikaların geliştirilmesi ve uygulanması son derece önemlidir.  11- Kadınların siyasete eşit ve güçlü bir şekilde katılımını destekleyecek mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır. Kadınların karar alma mekanizmalarındaki varlığını destekleyici politikalar oluşturulmalı ve uygulanmalıdır. Ve biliyoruz ki, tüm bu başlıklar çerçevesinde de, kadına yönelik şiddeti sonlandırma mücadelesinde çare, sosyal demokrasinin vazgeçilme unsuru olan eşitliktedir. Çare, Cumhuriyet Halk Partisindedir. Çare bizdedir."

Kız Çocukları ve Kadınlar İçin Ülkemiz Cehenneme Döndü Haber

Kız Çocukları ve Kadınlar İçin Ülkemiz Cehenneme Döndü

Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, Dünya Kız Çocukları Günü ve Kadına Yönelik Şiddet olayları ile ilgili bir açıklama yaptı., CHP İl Kadın Kolları Başkanı Yeşildal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''Geleceğimiz, gücümüz olan kız çocuklarımızın Dünya Kız Çocukları Gününü kutlamamız gerekirken her geçen gün kız çocukları ve kadınlar için ülkemizin cehenneme döndüğünü görüyoruz. Günlerdir, haftalardır hatta aylardır kız çocuklarının ve kadınların mutluluklarına, özgürlüklerine, bedenlerine daha da fazla göz dikmiş bir zihniyetin, acı sonuçlarını her geçen gün daha da derin yaşıyoruz. Korumamız gereken çocuklarımız “kayıp” betimlemesiyle hayatımızda daha fazla yer almaya başladıkça, çocuklarımızı göz göre göre toprağa verdikçe, ve de sokakta parçalanmış kadın bedenleri gördükçe yaşadığımız cehennemin nasıl büyük bir çürümüşlük sonucu yaratıldığını görüyoruz. Daha vahimi, kadın haklarından nasıl bir geriye gidiş olduğunu, iktidarın sorumsuzluğunun bizi getirdiği noktayı ve kadını ikinci cins yapmak için izlediği politikayı gördük. 2011 yılında, TBMM’de, bütün siyasi parti gruplarının oy birliğiyle geçen ve bugün “kadına karşı şiddetle mücadelede bir kanunumuz” var denilen 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine dair Kanunun temelini oluşturan İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çıkılmasıyla gördük. 6284 sayılı kanunun 1.maddesinin 2.fıkrası der ki, “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, özellikle Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve yürürlükteki diğer kanuni düzenlemeler esas alınır.” 6284’te öngörülen tüm tedbirlerin hayata geçirilmesinin yanı sıra, Türkiye’nin 1990’da imzaladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ve temel amacı çocukların menfaatlerini en üstün değer olarak kabul etmek, çocukların cinsel sömürü ve istismara uğramasını engellemek olan Lanzarote Sözleşmesi’nin uygulanmasını talep ediyoruz. Bugün, 11 Ekim..Dünya Kız Çocukları Günü..Bugün, ülkede eğitimden uzaklaştırılan,  sağlığa, gıdaya erişemeyen,  şiddetin, tacizin, tecavüzün, sürekli öznesi olan ve de öldürülen kız çocuklarımızı düşününce yas günü..Çalışmak zorunda kalan hatta iş kazalarında ölen çocuklarımızı düşününce yas günü.. Bu ülkede yaşayan kız çocukları ve kadınlar olarak,  her gün çok daha fazla güvensizliğe, tedirginliğe, mutsuzluğa sürüklendiğimiz, kendimizi korumak için tedbir almadan sokağa çıkamadığımız bir tabloda bugün bir yas ve isyan  günü. Her gün öldürülen kadınları, sadece günler önce, İstanbul’da onlarca suçtan kaydı olan ve psikolojik rahatsızlığı var denilerek yaptığı katliam hafifletilmeye çalışılan bir canavar tarafından vahşice katledilen 2 kadını görünce, her 100 kadından 75’inin sokaklarda kendini güvende hissetmediğini, en güvende olmaları gereken evlerinde de erkek şiddetinin her türlüsüne maruz kaldıklarını bilince bugün tam bir yas ve isyan günü.. 18 gündür haber alınamayan Van 100.yıl üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in sadece eşarbı bulunabildi, kendisi yok. O anne ve hepimiz korkunç günler, hatta iktidarın yaşattığı adaletsizlikle kararttığı günler yaşıyoruz. Narin’i 8 yaşında, Sıla bebeği 2 yaşında toprağa verdik. İnsan olmanın ağırlığıyla içimiz acıyor, bugün yas ve isyan günü.. 19 Aralık 2011 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, oy birliğiyle 11 Ekim’in Dünya Kız Çocukları Günü olarak ilan edilmesine karar verildi. “Kız çocuklarının çocuk haklarından eşit olarak yararlanmadığı, onlara verilecek her desteğin kız çocuklarına karşı ayrımcılığı ve şiddeti önleyeceği, onları güçlendireceği vurgulanmıştı. O tarihten bu yana, ülkemizde de 11 Ekim tarihi, kız çocuklarına yönelik ayrımcılık ve şiddete son çağrılarının yapıldığı gün.. Ama, bugün, ülkemizde bizler, “Bugün acaba ne olacak? Bugün acaba hangi vahşeti yaşayacağız” diyerek uyanır hale geldik. İşte bu nedenle, “Kız çocuklarının hayatı ve refahı, geleceğimizin teminatı” dediğimiz 11 Ekim’de, dünün kız çocuklarının daha direngen olmaları, bugünün kız çocuklarının ise daha güçlü olmaları için çağrı yapıyoruz. Çağrı yapıyoruz çünkü.. 2023 yılında ülkemizde, 16-17 yaş arasında 10.471 kız çocuğunun çocuk yaşta evlendirildiğini biliyoruz. Üstelik bu sadece resmi veri, bölgesel farklılıkları bilmiyoruz. Bilelim ki, nesilden nesile aktarılmaya çalışılan bu insan hakları ihlallerinin önüne geçebilelim istiyoruz. Çünkü, TÜİK verilerine göre, 2023’te 720 bin kız çocuğunun eğitiminin ilk 4 yılından sonra okuldan ayrıldığını biliyoruz. 2011 yılında 4+4+4 yasasını getirmek isteyenlere, “kız çocukları eğitimden uzaklaşacak, yarının genç kadınları sosyal hayattan ekonomik hayattan daha fazla uzaklaşacak” dediğimizi biliyoruz. O günden bugünleri öngörebildiğimizi biz biliyoruz. Son 6 yılda 230 bini aşmış olan çocuk evliliklerin bugün giderek arttığını ve imzalanan uluslararası sözleşmelere ve var olan ulusal yasalara rağmen önlenemediğini biliyoruz. Bir ilimizin küçük bir ilçesinde, herkesin, kamu kurumlarının temsilcilerinin gözünün önünde 14 yaşında bir kız çocuğunun yıllardır cinsel istismara maruz kaldığını ve kimsenin ses çıkarmadığını biliyoruz. Türkiye’de her 4 çocuktan 1’inin aç olduğunu, 6 aylık bebeklerimizin şekerli suyla beslenmeye çalışıldığını, son yaşadığımız asrın felaketi olan 6 Şubat depremleri sonrası yüzlerce çocuğumuzun kayıp olduğunu biliyoruz. Son 6 ayda 33 çocuğumuzun çalışırken öldüğünü, son 6 ayda 8 çocuğumuzun MESEM’lerde feci şekilde can verdiklerini biliyoruz. TÜİK verilerine göre 537.583 dosya çocukların karıştığı suç dosyası olarak adliye kayıtlarına geçmiş durumda. AKP iktidarının bizi altında bıraktığı bu enkazı hep birlikte kaldırmalıyız. Bu ülkede, eğitimsizlikle, sağlıksızlıkla, sevgisizlikle, korkuyla, her saniye artan endişeyle kız çocuklarımız için enkaz halini almış olan bitik bu sistemi tekrar kurmak zorundayız. Toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtlığına ve şiddetle mücadelede var olan siyasi irade eksikliğine son vermek zorundayız. Toplumsal şiddeti sona erdirmek, eşitsizlik ve ayrımcılık döngüsünü kırmak için bugünün kız çocuklarını güçlendirmeliyiz. Çocuklarımız için stratejik eylem planları yapıp çocuk istismarlarına yaptırım uygulamayanlara hatta sessiz kalanlara sesleniyorum:   8 yaşındaki Eylül’ü, 40 yıllık dostluklara feda edilen 8 yaşındaki Narin’i, 2 yaşındaki Sıla’yı, 12 yaşındaki Pelda’yı ve dahi, 2024 yılının ilk 9 ayında 295 kadını öldüren, Leyla Aydemir’in katillerini aklımızla dalga geçer gibi salıveren, daha dün İstanbul’da Ayşegül ve İkbal’i katleden bu zihniyeti Gelin birlikte yıkalım! Bu yaratılan karanlığa son verip yarının genç kadınlarının özgüvenli bireyler olarak yaşamalarını gelin birlikte sağlayalım! 2015-2023 arasında çocuğa cinsel istismar dosyaları 2 kat artmışken, lafta kalan değil eyleme geçen ve çocukların üstün yararını koruyan bir hukuk sistemini gelin birlikte inşa edelim! Kız çocuklarını güçlendirmenin en önemli yolunun eğitimden geçtiğini bilerek kız çocuklarının eğitimini güçlendirecek politikaları gelin birlikte hayata geçirelim! Bugün, buradan, “Güvende değiliz, sokaklar bizim değil, sokaklar karanlık” diye haykıran dünün ve bugünün kız çocuklarını ihmal ve istismardan gerçekçi, önleyici ve koruyucu tedbirlerle ve yasaları uygulayarak koruma çağrısı yapıyoruz. Sadece TBMM’de araştırma komisyonları kurarak değil hali hazırda yazılmış komisyon raporlarında yazılanları hayata geçirerek, Bakanlıklar arasında kavgayı değil koordinasyonu sağlayarak çocukları ve kadınları yaşatma çağrısı yapıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanının, 24 Eylül’de Birleşmiş Milletler kürsüsünden Gazze’de yaşanan çocuk ve kadın ölümlerine değinmesi çok önemliydi, aynı acıyı yaşıyor ve biz de soruyoruz: “Ülkemizde yaşayan kız çocuklarının okuma, yaşama, güvenli sokaklarda oynama hakkı yok mu?” Gazze, dünyanın en büyük çocuk ve kadın mezarlığı haline gelmişken biz ülkemizin de bu durumda olmaması için, çocuk ve kadın ölümlerinin önüne geçilmesi için çağrı yapıyoruz. Tüm dünyaya çağrı yapanları, ülkemizdeki durumu görmeye, devasa bütçeli devlet kurumlarının bütçelerini artık öncelikle çocukları ve kadınları vahşetten korumak, onlara eğitim, sağlık, barınma başta olmak üzere temel insan haklarını sağlamak için kullanmaya, tasarruf tedbirlerini de itibardan yana kullanmaya çağırıyoruz. “Çocukları ve kadınları her türlü şiddetten evrensel değerler ışığında koruyan Sözleşmeden çekilmemizin, kadın hakları ve kadınlara yönelik şiddetle mücadelede en ufak menfi etkisi olmamıştır” diyecek kadar gerçeklikten uzaklaşmış olanlara, devleti çocukların ve kadınların arkasından çekenlere sesleniyorum: “Hala yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönün, 6284’ü hedef almayın, uygulayın. Devlet ciddiyetiyle ülkeyi yönetin ve cezasızlığa son verin! Eğer siz bu gidişata dur demezseniz biz diyeceğiz! İstanbul Sözleşmesine biz geri döneceğiz. Politik tercihlerimizi çocuklardan, kadınlardan yana kullanacağız. Bugün ve her gün, ülkemizdeki her bir kız çocuğu ve kadının can güvenliğini sağlamak, onların yarınlarını güvence altına almak için daha çok direneceğiz! Birlikte olduğumuz sürece bu gücümüz var. Artık zaman, birlikte olma, birlikte yürüme zamanı. Temel hakkımız olan yaşama talebimizde ortaklaşma zamanı. “SUSMAYACAĞIZ, NARİN’LERİ ACIMASIZCA KATLEDENLERE KARŞI KARARLILIKLA BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ diyor, hepinize saygılar sunuyorum.''

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
Porsuk Haber Ajansı En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.