SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gökçe Gökçen

Porsuk Haber Ajansı - Gökçe Gökçen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gökçe Gökçen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çakırözer: Haber

Çakırözer: "Yapılan Kötü Muamele Asla Kabul Edilemez!"

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve 15,5 milyon yurttaşın Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yüz binlerce yurttaşın adalet talebiyle başlattığı protestolarda tutuklanan onlarca öğrenci bayrama cezaevinde girdi. Metris Cezaevi’nde tutuklu öğrenciler kendilerini ziyaret eden CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer aracılığıyla gönderdikleri mesajlarda gözaltı sürecinde kendilerine yaşatılanları aktarırken, dayanışma çağrısı yaptı. Öğrenciler, “ ‘Gösteri yasaktı, niye gittiniz’ diyorlar. Demokratik gösteri bizim temel hakkımız, bu hakkımızı kullandık. Tamamen hukuksuz bir tutukluluk yaşıyoruz. Biz yatarız, çıkarız. Yeter ki dışarıdakiler dirensin. Yalnız olmadığımızı bilmeye ihtiyacımız var. Güzel günler göreceğiz, buna inanıyoruz” mesajını verdi. “HUKUKSUZCA ZİNDANDA TUTULAN ÖĞRENCİLER DERHAL SERBEST KALMALI” CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ve beraberindeki Milletvekili heyeti Metris Cezaevi’nde tutuklu öğrencileri ziyaret etti. Yaklaşık 50 öğrencinin tutuklu bulunduğu cezaevinde ziyaret ettiği öğrencilerin mesajlarını kamuoyu ile paylaşan CHP’li Çakırözer, “Sadece Metris’te değil, Silivri’de, Bakırköy’de diğer şehirlerde yüzlerce öğrenci bayrama cezaevinde, ailelerinden ayrı girdi.  Çoğu günlerdir aynı kıyafetlerini bile değiştirememiş. Kendilerine yapılan kötü muamele asla kabul edilemez. Hepsi suçsuz, tek yaptıkları Anayasal hak olan protesto hakkını kullanmak. Protestolara katılmayanları bile tutuklamışlar. Ama gördüğümüz şu; içeride demokrasi, adalet inançlarından vazgeçmemişler. Dışarıya mesajları bu mücadelenin devam ettirilmesi. Çağrımız haksız, hukuksuz zindanda tutulan üniversite öğrencilerinin ve diğer masum yurttaşların derhal serbest bırakılması” dedi. CHP’li Çakırözer’in Metris Cezaevi’nde görüştüğü öğrenciler, kamuoyuna şu mesajları verdi: “KOĞUŞTA 10 KİŞİYİZ, BİRİMİZ YERDE YATIYOR” Yusuf Başyiğit: “23 yaşındayım, Esenler’de depoda çalışıyorum. Aksaray tramvay durağında gözaltına alındım. Polisten kötü muamele ve darp gördüm. Vatan Caddesi’ndeki Emniyet’te kötü muamele gördük. Tuvalet yasağı bile getirdiler. Koğuşta 10 kişi kalıyoruz. Birimiz yerde yatıyor. Avukat desteğini CHP sağladı.” “DEMOKRATİK GÖSTERİ TEMEL HAKKIMIZ” Azad İzci: “23 yaşındayım. İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğrencisiyim. Saraçhane’ye kız arkadaşımla birlikte gittik. Miting bitmeden de ayrıldık. Tramvay durağında gözaltına alındım. Hiçbir şiddet olayına karışmadım. Tutuklanma gerekçesi 2911 sayılı kanuna uymamak. Oysa demokratik gösteri bizim temel hakkımız. Bu hakkımızı kullandık. Biz bu ülkenin düşmanı değil evlatlarıyız. Belge diye gösterdikleri tek şey gözaltına aldıktan sonra ellerim kelepçeli fotoğrafım. Gözaltı süresince sanki intikam alınır gibi muamele gördük. Vatan Emniyette hem kötü muamele gördük. Hem de aç bırakıldık. Yemek diye getirdikleri öyle kötü kokuyordu ki kimse yiyemedi. Yiyenler kustu.” “BASIN GELİNCE DURUYORLAR, GİDİNCE DÖVÜYORLARDI” Araz Denizcioğlu: “Piri Reis Üniversitesi 3. sınıf öğrencisiyim. Ben Saraçhane’de yoktum. Tramvayın içinden polis tarafından çıkarıldım. Suratıma yumruk yedim. Tekmelediler. Ters kelepçe ile üç saat geçirdim. Doktor raporuna konmasını istedim. Basın gelince duruyorlar gidince dövüyorlardı. Saraçhane’de yoktum. Tek delil olarak polislerin arasındaki fotoğrafımı koymuşlar. Gözaltında 30 kişiydik. 2 şişe su verdiler sadece. Yemek istediğimizde ‘Biz de yemiyoruz’ yanıtı verdiler.” “POLİSE METRONUN YOLUNU SORDUM, GÖZALTINA ALINDIM” Ömer Çelebi: “KTÜ elektrik enerji bölümü mezunuyum. Elektrik işlerinde çalışıyorum. İşten çıkınca gitmiştim. Özgür Özel’in dinledikten sonra ayrıldım. Ben o bölgeyi çok bilmem. Miting bitince polise metronun yolunu sordum. 20 metre sonra gözaltına alındım. 4 gün gözaltında kaldım. Delil gösterilen tek fotoğrafım polisin gözaltına aldığı an çekilen resim. Onlar da biliyor masum olduğumuzu. Hakim tutuklama kararımızı açıkladıktan sonra kaçarcasına ayrıldı salondan.  Bizim bir suçumuz yok. Mitinge katılmak suç değil. Bayramı burada geçireceğiz sonra Silivri’ye göndereceklermiş bizi. Bizim bir sıkıntımız yok ama yalnız bırakılmak istemiyoruz. Yalnız olmadığımız bilmeye ihtiyacımız var.” “TEK DELİL POLİS ARACINA BİNDİRİRKEN ÇEKTİKLERİ FOTOĞRAF” Ufuk Yılmaz: “Hem okuyorum hem çalışıyorum. Arel üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümündeyim. Neden tutuklandığımızı dahi anlamış değiliz. Sundukları tek delil polis aracına bindirirlerken çektikleri fotoğrafım. Çok küfür yedik polisten.” “GÖSTERİ YASAKTI, NİYE GİTTİNİZ!” DİYORLAR Taha Berkay Aygül: “Müzisyen ve ses mühendisiyim. Stüdyoda ses kayıt işlemleri yapıyorum. Mitingi kız arkadaşımla izledik. Tramvay durağında beni gözaltına aldılar, onu almadılar. 4 gün gözaltı süresi kötüydü. Yemek yok. Tuvalet izne tabi. Psikolojik baskı için özellikle 4 gün geçirttiler orada. ‘Gösteri yasaktı niye gittiniz’ diyorlar. Koğuşta 8 kişiyiz. Öğrenci var, barista var, aşçı var. Hepimiz suçsuzuz.” “ANNEM VE KARDEŞİME BAKIYORUM! İŞE GİDEMEDİĞİMDEN SIKINTIYA DÜŞTÜLER” Emir Sayer: “Hem bir alışveriş merkezinde çalışıyorum hem de uçak teknolojisi bölümünde okuyorum. Annem ve kardeşime ben bakıyorum. Ama şimdi işe de gidemediğim için maalesef onlar da sıkıntıya düştü. Rastgele gözaltılar yapıldı. Mesela birisini sırıttığı için aldılar. Birçok kişi alana dahi ulaşamadı kalabalıktan. O yüzden belge diye fotoğrafları gözaltına alındıktan sonra çektiler. Partinin baronun gönderdiği avukatlar çok ilgili.” “6 GÜNDÜR AYNI KIYAFETLERLE DURUYORUZ” Serhat Yağmur: “Esenyurt’ta işçiyim. Saraçhane’den bir grup koşuyordu. Polis onlara doğru gidiyordu. Grubu uyardım oraya gitmeyin diye. Arkamda polis varmış, beni yaka paça aldılar. Tokat, küfür yedim. Gözaltı aracında 7-8 saat geçirdim. 2 saat ters kelepçeliydim. Bana gösterdikleri belgelerdeki kişi ben değilim. Slogan attın diyorlar atmadım. Hepimiz altı gündür aynı kıyafetlerle duruyoruz.” “GÖZALTINDA 3-4 YUMRUK YEDİM” Yusuf Efe Aktaş: “Kent Üniversitesi’nde Psikoloji okuyorum. Bir cafede barista olarak çalışıyordum. Saraçhane’ye her gün gelebilmek için işimden ayrılmak zorunda kaldım. Çarşamba akşam 20 gibi gözaltına alındım. Gözaltı sırasında 3-4 yumruk yedim. Karakolda da yemek yoktu. Henüz kıyafet, çorap vs. alamadık. Kantin de kapalı.” “BİZ YATAR ÇIKARIZ, YETER Kİ DIŞARIDAKİLER DİRENSİN” Burak Yıldız: “18 yaşındayım. Markette çalışıyorum. Pazartesi günü Saraçhane’den ayrılıp eve döndüm. Salı sabaha karşı şafak operasyonu ile evde Terörle Mücadele ekiplerince gözaltına alındım. Sanırım fotoğraflarımızdan bizi buldular. Tamamen hukuksuz bir tutukluluk yaşıyoruz. Biz yatarız çıkarız. Yeter ki dışarıdakiler dirensin. Güzel günler göreceğiz, buna inanıyorum.” “HAKKIMIZI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIZ PES ETMEYECEĞİZ” Mahsuni Kahraman: “19 yaşındayım. Bir sitenin temizlik görevlisiyim. Tokat’tan geldim, askere gidene kadar buradayım. Sabah eve gelen TEM polisiyle gözaltına alındım. Bize gelmiş olamaz bu kadar polis diye düşündüm. Beni aldılar. Saraçhane’ye gitmek hukuksuz bir şey olmaması lazım. Vatan Emniyette aç susuz bıraktılar. Hakkımızı sonuna kadar savunacağız, pes etmeyeceğiz.”   “TÜRK BAYRAĞI AÇMAM DELİL GÖSTERİLİYOR” Oğuzhan Özcan: “Ticaret ile uğraşıyorum. Buradakiler arasında evli ve çocuklu tek benim galiba. Saraçhane’de miting alanında polis gaz sıkınca iki elimle Türk bayrağı açtım. Gazetelerde televizyonlarda gösterilmiş. İşte o görüntü hakkımda delili olarak gösteriliyor. Beni yere yatırıp 7-8 polis darp ettiler. Kafamı tekmelediler. Bunların da görüntüleri yayınlandı. Ters kelepçe ile 3 saat tuttular. Bileklerimde his gitti bir ara. İnsan olan bunu yapmaz. Sonra gözaltında da psikolojik kötü muameleye uğradık. Taş atmadık, direnmedik. Cumhurbaşkanına hakaret ettin diyorlar. Hayır diyoruz. Bana işte o bayraklı fotoğrafımı gösteriyorlar. Benim de avukatım var. Ama gönüllü avukatlar bu çocuklara çok yardımcı oldu. Sağ olsunlar.”

Bu Memleketi Sizin Karanlığınıza Teslim Etmeyeceğiz! Haber

Bu Memleketi Sizin Karanlığınıza Teslim Etmeyeceğiz!

CHP Eskişehir İl Danışma Kurulu Toplantısı Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen'in katılımıyla Hasan Polatkan Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. CHP Genel Merkezi'nde devam eden parti programı çalışmalarının değerlendirildiği, ülke ve şehir gündemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunulan İl Danışma Toplantısına; CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer, İbrahim Arslan, İlçe Başkanları, İl ve İlçe Yöneticileri, Kadın ve Gençlik Kolları Yönetimleri ile partililer katılım sağladı. Toplantıda bir konuşma yapan İl Başkanı Yalaz şu ifadelere yer verdi; ''Sayın Genel Başkan Yardımcım, kıymetli İlçe Başkanlarım, Kadın ve Gençlik Kolları Başkanlarım, Yönetici arkadaşlarım, sevgili yol arkadaşlarım ve kıymetli basın mensupları hepinize örgütümüz adına il danışma kurulu toplantımıza hoş geldiniz diyorum. Bugün burada partimizin yeni parti programını konuşmak, örgütümüz görüşleri doğrultusunda düşüncelerimizi genel merkezimize iletmek için toplanmış bulunmaktayız. Parti programı konusunda bir söylemde bulunmadan önce ülke gündemine dair bir şeyler ifade etmek istiyorum. Dün AKP iktidarı skandal bir karara imza atarak yargı eliyle, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel hakkında soruşturma başlattı. Demokratik bir ülke de Ana Muhalefet Lideri hakkında siyasi soruşturma başlatmak hangi akla sığar inanın anlamak mümkün değil. CHP Genel Başkanına soruşturma açmak kimsenin haddi değildir! İktidar mensupları şaşırmıştır! Bu yaptıkları açıkça siyasallaşmış yargının eliyle muhalefeti sindirme çabasıdır! Bunu kabul etmiyor, karşı çıkıyoruz! Bu aymazlığınıza karşı buradan sesleniyorum; hodri meydan! Haksızlığınız ve hukuksuzluğunuz karşısında boyun eğen namerttir! Kayyumlarla yaptığınız işgal politikasına da karşıyız, sizin yozlaşmış zihniyetinize de karşıyız! Bu memleketi sizin karanlığınıza teslim etmeyeceğiz! Burada toplanma amacımıza dönersek; Programımızı neden değiştiriyoruz? Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyetinin en köklü, en örgütlü partisidir. Partimizin 2008 yılında toplanan, 14. Olağanüstü Kurultayı’nda Çağdaş Türkiye İçin Değişim başlıklı bugün de yürürlükte bulunan programımız kabul edilmişti. Bu programın kabulünden günümüze kadar geçen sürede dünyada ve ülkemizde çok önemli değişiklikler meydana geldi. Dünya Covid-19 pandemisiyle birlikte çoklu krizler dönemine girdi. Ekolojik felaketler, göç krizi, gıda krizi, ticaret savaşları, küresel ısınma ve iklim krizi tartışmaları yeni bir endişe çağının kapısını aralıyor. Bilim ve teknoloji alanında yaşanan gelişmeler, yapay zekanın öngörülmesi güç geleceği, internetin ve sosyal medyanın hayatımızda kapladığı yerin genişliği gelecek için yeni fırsatları ve riskleri gündeme getiriyor. Dünyamız demokrasi ve özgürlüklerin tehdit altında olduğu; savaş, katliam ve soykırımların yeniden gündeme geldiği bir dönemden geçiyor. Bu kapsamda ülkemiz, iktidarın hukuk tanımaz anlayışı karşısında hemen her alanda büyük bir gerilemeyle karşı karşıya. Bugün demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti gerilemenin en sert biçimde yaşandığı alanlardır. Cumhuriyetin büyük zorluklarla oluşturduğu kurumlar bir, bir işlevsizleştirildi. Bu yönetim anlayışı ülke ekonomimize de büyük zararlar verdi. Yolsuzlukların önemsenmediği bir ahlaki çöküş iklimi ülkeye egemen hale geldi. Para ve maliye politikasının sınırlarını çok aşan bir vizyonla istihdam, tarım, sanayi gibi alanları da içeren çok yönlü bir ekonomik yeniden yapılanma ülkemizin önünde bir zorunluluk olarak duruyor. Bu yıkım, eşitsizliklerin derinleştiği ve sosyal adaletin ortadan kalktığı bir toplumsal ortam yarattı. Yirmi iki yıllık yıkım döneminin en ağır maliyetini ödeyen kesim ise biz gençler olduk. Cumhuriyetin en önemli atılım konusu olan Milli Eğitim iktidar eliyle yozlaştırıldı. Temel eğitim kurumları ve üniversiteler dünyayla yarışacak fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirme hedefi terk edilerek eğitim kurumları siyasal amaçlara kurban edildi. Dünyadaki ve ülkemizdeki bu koşullar partimizin iktidarını hem zorunlu kılıyor hem de bizlere tarih karşısında büyük görevler yüklüyor. Parti programımızı iktidar hedefine uygun olarak dünyada ve ülkemizde ortaya çıkan yeni sorunlar, fırsatlar ve meseleler karşısında partimizin tutumunu ve çözüm önerilerini yansıtacak bir içeriğe kavuşturmak gerekiyor. Otoriterleşmeye karşı demokrasi ve hukukun üstünlüğünü yerleştirmek; ekonomik krize ve güvencesizliğe karşı yeni bir kamuculuk, dengeli kalkınma ve emeğin savunulması; afetlere ve iklim krizine karşı güvenli yaşam; toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı kadın-erkek eşitliği; teknolojik yeniliklerin eşit paylaşımı ve adil kullanımı başta olmak üzere yeni dönemi biz ve ortaya koyacağımız yenilikçi politikalar şekillendirecektir. Partimiz Cumhuriyet Halk Partisi, üyelerinin ve örgütünün partisidir, partimizi var eden her şeyden önce partililerimizdir. İşte tam da bu sebeple partimizin geleceğine yön veren programımızı örgütümüz ile birlikte yazıyoruz. Bunu örgütümüzle birlikte bizlere oy versin, vermesin toplumumuzun bütün kesimlerini dinleyerek, halkımızın derdine derman olabilmek için sorunlarına çözüm odaklı olarak yapıyoruz. Çünkü biliyoruz ki bizim partililerimiz, kariyer hesabıyla ya da kişisel çıkar beklentisiyle değil partimizin dolayısıyla ülkemizin başarısı için mücadele etmektedir. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi diyerek hepinizi saygıyla selamlıyor, toplantımızın partimiz, kentimiz ve ülkemiz için faydalı olmasını diliyorum. Saygılarımla.''

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.