SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kayyum

Porsuk Haber Ajansı - Kayyum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kayyum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarım ve Hayvancılığın Üzerindeki Kayyum Mehmet Şimşek'tir! Haber

Tarım ve Hayvancılığın Üzerindeki Kayyum Mehmet Şimşek'tir!

CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, 2024 yılı canlı hayvan ve kırmızı et ithalatını Meclis’te düzenlediği basın toplantısında değerlendirdi, “2024 yılında 423 bin baş canlı hayvan ve 81 bin ton kırmızı et ithal edildi. Bunun karşılığında 1 milyar 235 milyon dolar, yaklaşık 39 milyar TL ödendi. Ancak bunca ithalata rağmen kırmızı et fiyatları düşmedi, halk ucuz ete ulaşamadı, 33 milyon etin tadını unuttu” dedi. Tarım ve hayvancılık sektöründeki krizin giderek derinleştiğini vurgulayan Milletvekili Sarıbal, üreticilerin en büyük sorunlarının ekonomi yönetiminin politikalarından kaynaklandığını belirtti. “Tarım ve Orman Bakanlığı’nın üretimi desteklemesi, hayvancılığı güçlendirmesi ve ithalata bağımlı olmadan üreticiyi yaşatması gerekir. Ancak bu süreci yöneten Hazine ve Maliye Bakanlığı’dır” ifadelerini kullandı. Tarım ve hayvancılığın içinde bulunduğu çıkmazın en somut göstergelerinden birinin et ve süt sektöründeki kriz olduğunu söyleyen Sarıbal, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Mustafa Kayhan’ın basına yansıyan açıklamalarına dikkati çekti: “Kayhan, ithalatın çözüm olmadığını, pazarın daraldığını ve özellikle Arap ülkelerinin fiyat artırmasıyla daha büyük sorunların ortaya çıktığını söylüyor. Buna rağmen ESK’nın kasasına girmesi gereken para bile Hazine’ye aktarılıyor.” Ayrıca, Hayvancılık Genel Müdürü Salih Çelik’in çiğ süt fiyatlarındaki sıkıntının çözümü için Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın devreye girmesi gerektiğini, ancak bütçe kısıtı nedeniyle hiçbir adım atılamadığını söylediğini hatırlatan Sarıbal, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Gümen’in de süt tozu regülasyonu konusunda benzer engellerle karşılaşıldığına yönelik açıklamalarına değindi, “Hazine, ihracata destek için bütçe ayırmıyor, hayvancılığı ayakta tutacak politikaları engelliyor” dedi. Sarıbal, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Tarım ve hayvancılıkla ilgili alınacak tüm kararlar Tarım ve Orman Bakanlığı yerine Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan çıkıyor. Türkiye’de tarım ve hayvancılığın üzerindeki kayyum Mehmet Şimşek’tir.” HAYVAN VARLIĞI ALARM VERİYOR Milletvekili Sarıbal, Türkiye’nin ithalatla beslenirken, büyük yabancı şirketlerin ise bu durumdan kar sağladığını belirtti, ithalattan en büyük kazancı Uruguay ve Brezilya’daki büyük sığır işletmeleri ile Polonya ve Fransa’daki üreticilerin elde ettiğini açıkladı. Türkiye’de hayvan varlığının alarm verdiğini vurgulayan Sarıbal, “2024 yılında hayvan varlığında cüzi bir artış yaşansa da, halen 2021 seviyesinin 3,7 milyon baş altındayız. Tarımsal destekleme ödemeleri içinde hayvancılığın payı ise 5 yıl önce yüzde 36 iken bugün yüzde 21’e düştü. 2010 yılından bu yana Türkiye, 10,3 milyon baş canlı hayvan ve 419 bin ton kırmızı et ithal etti. Bunun için 12 milyar dolar ödendi. Ama ne kırmızı et fiyatları düştü ne de yoksullar ete ulaşabildi. Küçükbaş hayvan ithalatında ise tablo daha da vahim; 50 bin baş küçükbaş hayvan ithal edilirken, bunun 43 bini Suriye’den getirildi. Taşıma suyla değirmen dönmez ama AKP ısrarla bu kısır döngüyü sürdürüyor” ifadelerini kullandı. 33 MİLYONDAN FAZLA VATANDAŞ ETİN TADINI UNUTTU Türkiye’nin gıda enflasyonunda OECD ülkeleri arasında zirvede yer aldığını, sürekli artan tarımsal girdi fiyatlarının üreticileri zora sokarken, maliyet artışlarının doğrudan tüketiciye yansıdığını belirten Sarıbal, “Vatandaşlar için et ve tavuk artık lüks hale gelirken, bitkisel protein kaynakları bile erişilemez seviyeye geldi. Tarımsal üretimde yaşanan düşüş ve fiyat artışları, hem et ve tavuk tüketimini hem de bitkisel protein kaynaklarına erişimi olumsuz etkiliyor. Son verilere göre, Türkiye’de baklagil ekili alanlar son 35 yılda yüzde 35 azalırken, baklagil tüketimi de büyük bir düşüş yaşadı. 1980’lerde kişi başına 20 kg olan yıllık baklagil tüketimi, bugün 13,7 kg’a kadar geriledi. Artan fiyatlar nedeniyle et tüketimi de büyük ölçüde azaldı. Avrupa’da kişi başına düşen yıllık et tüketimi 70-100 kg arasında değişirken, ABD’de bu rakam 100 kg’nin üzerine çıkıyor. Türkiye’de ise kişi başına düşen et tüketimi sadece 35 kg. Daha da çarpıcı olan, nüfusun yaklaşık yüzde 40’ı iki günde bir et, tavuk veya balık tüketememesi. Yani, 33 milyondan fazla yurttaş, ekonomik sıkıntılar nedeniyle etin tadını unutmuş durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sık sık dile getirdiği ‘Türkiye uçuyor’ söylemine rağmen, halkın yaşadığı gerçeklik derinleşen yoksulluk ve gıda krizinden ibaret” dedi. HER YIL 500 BİN BUZAĞI KAYBEDİLİYOR Milletvekili Sarıbal, Türkiye’nin hayvancılık politikalarının tamamen yanlış olduğunu belirterek çözüm önerilerini sıraladı: “Yerli üretimi teşvik etmek, yem fiyatlarını düşürmek için destekleri artırmak, damızlık hayvan yetiştiriciliğine daha fazla yatırım yapmak, küçük ve orta ölçekli üreticilere destek sağlamak, meraları etkin kullanmak ve yem bitkisi üretimini artırmak gerekiyor. Öncelikle yıllık 500 bini aşan buzağı kayıplarının önüne geçin. Destekleri büyük endüstriyel işletmelere değil, küçük aile işletmelerine verin. Üretici örgütlerini güçlendirerek piyasada etkin olmalarını sağlayın. Aksi halde Türkiye, uzun yıllar ithalata bağımlı kalmaya devam edecektir” diye konuştu.

Çınar: Demokrasi Ciddi Bir Tehdit Altında! Haber

Çınar: Demokrasi Ciddi Bir Tehdit Altında!

Cumhuriyet Halk Partisi Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, belediyelere atanan kayyumlarla ilgili bir açıklama yaptı.  Kayyum atamaları ile halkın seçtiği kişiler yerine atanmış kişilerin göreve getirilmesinin demokrasiyi ciddi bir tehdit altına soktuğunu ifade eden İlçe Başkanı Çınar açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Belediyelere hukuka aykırı bir şekilde kayyum atanması, halkın iradesine ve demokratik değerlere doğrudan aykırıdır. Anayasal bir hak olan seçme ve seçilme özgürlüğü, demokratik toplumların temel taşını oluşturmakta ve bu hakkın korunması, adaletin ve toplumsal güvenin güvencesidir. Keyfi ve hukuksuz kayyum atamaları, yalnızca halkın iradesine darbe vurmakla kalmamakta; aynı zamanda vatandaşlarımızın demokratik katılım hakkını, hukukun üstünlüğünü ve adaletin tesisini zedelemektedir. Bu tür uygulamalar, toplumdaki adalet duygusunu derin yaralar açacak şekilde sarsmakta ve kamu güvenini zayıflatmaktadır. Hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde yapılan her işlem ve atama, toplumun ve bireylerin haklarına saygı göstermeli, herhangi bir keyfiyete yer vermeden, demokratik değerlere uygun olarak gerçekleştirilmelidir. Belediyelere yapılan kayyum atamaları, halkın seçtiği temsilcilerin görevlerinden alınarak yerlerine atanmış kişilerin geçirilmesi demokrasiyi ciddi bir tehdit altına sokmaktadır. Bu nedenle, demokrasiye olan inancımızla, halkın iradesinin üstün olduğu, keyfi müdahalelerin son bulduğu, hak, hukuk ve adaletin egemen olduğu bir yönetim anlayışının hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Adalet, hukuk ve demokrasiye olan inancımızla, keyfi uygulamalara karşı tüm yetkilileri sorumluluk almaya ve halkın iradesine saygı göstermeye davet ediyoruz."

“Kayyum” Kararları, Demokrasimize Zarar Veriyor! Haber

“Kayyum” Kararları, Demokrasimize Zarar Veriyor!

AHPADİ Derneği tarafından İstanbul Esenyurt, Mardin, Batman ve Halfeti Belediyelerine kayyum atanması ile ilgili olarak bir basın açıklaması yapıldı. AHPADİ Başkanı Avukat Mehmet Ektaş tarafından yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi; ''Ülkemiz de siyaset sürekli yüksek bir gerilimle, önemli ama halkın gerçek gündeminden kopuk tartışma alanlarında gerçekleşmektedir. Bu durum, halkımızda umutsuzluğun ve karamsarlığın artmasına neden olmaktadır. Günlük siyaset dalgalanmasının çok çok üzerinde gerilim yaratan iki konu özellikle dikkat çekmektedir. Bunlardan birincisi, siyasette öne çıkan kişiler hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunması durumunda uygulama olanağı bulan “Belirli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakma” başlıklı Türk Ceza Kanununun 53. Maddesi kapsamında “geçici siyaset yasağı” yani cezanın infazı süresince kişilerin belirli bir süre “seçme ve seçilme hakkının” elinde alınmasıdır. Geçmişte Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere bir çok siyasetçinin belli süre seçimlere girmesine engel olan bu düzenleme şimdi de Ekrem İmamoğlu’nun başının üzerinde celladın kılıcı gibi sallanmaktadır. Her seçim döneminde, cezasının infazı aşamasında bulunan yüzbinlerce insan bu madde nedeniyle, seçme hakkının yanında seçilme hakkından da mahrum olmaktadır. Düzenlemenin, hakaret, basit tehdit gibi suçlar nedeniyle kesinleşmiş cezası bulunanlara da uygulanması ve sadece uygulandığı ana değil, seçim dönemleri nedeniyle yıllara etki eden sonuçları nedeniyle “orantısızlığı” ve “adaletsizliği” açıktır. Günlük siyaset dalgalanmasının çok çok üzerinde gerilim yaratan ikinci konu ise hakkında soruşturma yürütülen Belediye Başkanlarının İçişleri Bakanlığınca görevden alınması ve yerlerine “kolayca” kayyum atanması uygulamasıdır. Bu uygulamanın hukuki dayanağı ise Türkiye'de 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimi ile ilan edilen Olağanüstü Hal Döneminde, 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Belediye Kanunun 45. ve 57. maddelerine yapılan ekler ile kanuna eklenen geçici 9. Maddedir. Devletin, terörün başta finansal olmak üzere tüm kaynaklarını önlemek görevi, bununla ilgili önlemleri almak ise yetkisi ve sorumluluğudur. Bu bağlamda, Kurumların kaynaklarının teröre destek verilmesi amacıyla kullanılması konusunda kuvvetli şuç şüphesinin varlığı durumunda kayyum atanması da “can sıkıcı” en son başvurulacak önlemlerden biridir. Devlet, terör başta olmak üzere Anayasal düzene ve Cumhuriyete karşı girişilen yasadışı hiçbir faaliyet karşısında zayıf duruma düşmemelidir. Ancak, İçişleri Bakanlığı “yürütme” erkinin bir parçası olup yönetimi yönünden  “siyasi” kurum özelliğine de sahiptir. Bu durumda, seçilmiş Kurum Yöneticilerinin Anayasa da tanımlanmış vesayet makamlarınca görevden alınması ve kayyum atanması, kuvvetler ayrılığı ilkesine ve demokrasiye aykırıdır. Siyasi tartışmaların odağını oluşturan her iki sorunun çözümü vardır. Türk Ceza Kanununun 53. Maddesinde yapılacak bir düzenlemeyle hakaret, basit tehdit ve benzeri basit suçlar yönünden seçme ve seçilme yasağı, güvenlik tedbiri kararı çerçevesinden çıkarılmalı, suç ile tedbir arasında orantı kurulmalıdır. Yine, 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Belediye Kanunda yapılan “kayyum ataması” düzenlemesi kaldırılmalı, Belediye Başkanları gibi seçilmiş kurumların başkanlarının görevden alınmaları ve şartların oluşması durumunda en son başvurulacak tedbir olarak yerlerine kayyum atanmalarına ilişkin düzenlemelerin Türk Ceza Kanununun 100. Maddesi kapsamında yargı erkinin takdir, yetki, sorumluluk ve denetimine bırakılmalıdır. Çözüm için şimdi tam zamanıdır. Toplumun bütün kesimleri, ilgili düzenlemelerin neden olduğu adaletsizliklerin farkındayken ve tepkiliyken yapılacak bir çalışma, hep insanımızın vicdanına su serpecek hem de takdir kazandıracaktır. Mecliste grubu bulunan tüm siyasi partilerimizi;  iştişare, işbirliği ve ortak akılla birlikte hazırlayacakları Kanun değişiklikleri meclise getirmelerini, kısa zamanda görüşüp karar bağlayarak demokrasimiz üzerindeki bu karabasanı kaldırmalarını talep ediyoruz.''

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.