SON DAKİKA
Hava Durumu

#Nazan Aksaray

Porsuk Haber Ajansı - Nazan Aksaray haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nazan Aksaray haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

EBTO Hayatını Kaybeden Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Andı Haber

EBTO Hayatını Kaybeden Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Andı

Eskişehir Bilecik Tabip Odası, pandeminin 5.yılında  “1 Nisan COVID-19 Nedeniyle Hayatını Kaybeden Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Anma Günü”nünde Varlığınız Sağlığımız Anıtındaydı. Tepebaşı'nda bulunan Varlığınız Sağlığımız Anıtında bir açıklama yapan Eskişehir Bilecik Tabip Odası Başkanı Dr. Nazan Aksaray şu ifadelere yer verdi; "Değerli Basın Emekçileri, Değerli Kamuoyu, Bugün bayramın 3. günü. Öncelikle bayramınızı umut ve dayanışma duygularımızla kutlarız. Değerli Basın Emekçileri, Bugün “1 Nisan COVID-19 Nedeniyle Kaybettiğimiz Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Anma Günü”. Bundan tam 5 yıl önce, Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu’nu COVID-19 nedeniyle kaybettik. Cemil Hocamız ülkemizde COVID-19 nedeniyle kaybettiğimiz ilk hekimdir ve vefat ettiği gün olan 1 Nisan; Türk Tabipleri Birliği’nin 72. Büyük Kongresi’nde alınan kararla “COVID-19 Nedeniyle Kaybettiğimiz Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Anma Günü” ilan edilmiştir. Pandemi döneminde, aktif olarak görev yapmaktayken yitirdiğimiz 176’sı hekim, 513 sağlık emekçisini saygıyla anıyoruz. Pek çok hekim ve sağlık çalışanının da hastalığın vücutlarında oluşturduğu kalıcı etkiler nedeniyle mesleklerini yapamadıklarını biliyoruz. Onlara da şifa diliyoruz ve emekleri önünde saygı ve minnetle eğiliyoruz. Değerli Basın Emekçileri, Tüm dünyayı etkileyen COVID-19 pandemisinin başlangıcının üzerinden beş sene geçti. Ülkemiz, dünyada COVID-19 pandemisinden en çok zarar gören ülkeler arasında maalesef. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de COVID-19 nedeniyle 102.174 ölüm kaydedildi. Türk Tabipleri Birliği’nin fazladan ölüm tespitlerine göre ise; gerçek ölüm sayısının, Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığının üç katından fazla olduğunu biliyoruz. Hayatta kalan milyonların yaşamı da hastalık ve ekonomik kriz başta olmak üzere derinleşen çoklu kriz ortamı nedeniyle dayanılması güç bir hale geldi. COVID-19 pandemisinin ardından yaşadığımız 6 Şubat depremleri ile yaşadığımız felaket ve ülkemizi saran ekonomik kriz özellikle yoksul halkımız için ciddi yıkımlara neden oldu ve olmaya devam ediyor. Gerek COVID-19 pandemisinde gerekse depremde hazırlıkların yetersiz olması ve sürecin yönetilmesindeki eksikliklerin, kırılgan ve piyasacı sağlık sistemimizle birleşerek tehlikeyi artırdığının hepimiz yakın tanığıyız. Bu nedenle pandemi öncesinde bile baş edilemeyecek düzeyde olan sağlık emekçilerinin çalıştıkları ortamdaki risk ve iş yükü, pandemi ile korkunç boyutlara taşınmıştır. Salgının başlangıcından itibaren Sağlık Bakanlığı ve diğer kamu kurumlarına her gün yaptığımız uyarılar hiçe sayılarak hem toplumun hem de hekim ve sağlık emekçilerinin hayatları tehlikeye atılmıştır. Pandemi, iktidar için ekonomik çıkarların öncelenmesi ve algı yönetiminden ibaretken biz hekimler ve sağlık çalışanları için üzüntü, acı ve öfke olmuştur. Yapılan onca yanlış yüzünden yitirilen yüz binlerce candan ders almak bir yana, yönetememe halini çeşitli şekillerde yaşamaya devam ediyoruz maalesef. Pandemide sağlık çalışanları, sürecin doğru yönetilmemesine, koruyucu ekipmanın yetersizliğine, aşı tedarikinde ve dağılımındaki sorunlara,  yöneticilerin liyakatsizliğine rağmen en ön saflarda mücadele ettiler. Bu dönem biz hekimler ve sağlık çalışanları için aynı zamanda bir gurur dönemidir. Bizlerin tüm yokluklara ve zorluklara karşı, yaşamlarımızı ortaya koyarak verdiğimiz mücadele olmasa bugün çok daha fazla yurttaşımızın yaşamını kaybetmiş olmasından bahsedileceği çok açıktır. Yine biliyoruz ki; dünyada 20 milyon kişinin hayatta kalmasını sağlayan aşıya daha erken erişilse, etkili ve yeterli aşılanma sağlanabilse ve pandemi süreci doğru yönetilebilse bugün belki kaybettiğimiz meslektaşlarımızın ve halkımızın büyük bir bölümü yaşıyor olacaktı. Yanlışlar neticesinde yaşamını yitiren yüzlerce sağlık emekçisi; bilimsel, şeffaf ve emekten yana yönetim anlayışı benimsenseydi halen hayatta olacaklardı. Bu nedenle, bizlerin haklarımız için verdiğimiz mücadele, biz sağlık çalışanları için ve halkımız için bir ölüm kalım mücadelesidir. Yaşamak için, sağlığımızı kaybetmemek için, ağırlaştırılmış çalışma koşullarına, sağlıkta şiddete, toplum sağlığını hiçe sayan politikalara karşı hep birlikteyiz. İnsanca yaşamak ve yaşatmak istiyoruz. Ülkemizde meydana gelen her afetin yükünü hekim ve sağlık emekçileri olarak bizler çekerken; daha da kötüleşen çalışma koşullarımızla ilgili kamu otoritesinden herhangi önemli bir adım gelmemektedir. Bu da yetmezmiş gibi haklarımızı gasp eden uygulamalarda da sınır tanımıyorlar. Bunları artık sizler de yakından biliyorsunuz. Tüm uyarılarımızın hiçbir karşılık bulmadığını görüyoruz. Tam tersine onurumuzun ayaklar altına alınmadığı bir gün göremez durumdayız maalesef. Bizler hastalarımızın ve biz sağlık çalışanlarının haklarının teslim edildiği, onurumuzla oynanılmayan, merkezinde insanın, bilimin, emeğin ve liyakatın olduğu başka bir sağlık sisteminin mümkün olduğunu ve bunu gerçekleştirmenin çok kolay olduğunu biliyoruz. Ancak ülkemizi yöneten mevcut iktidar anlayışıyla bunun mümkün olmadığı çok açıktır. İnsan onuruna yaraşır bir sağlık sistemi ancak, adaletin, demokrasinin, eşitliğin, özgürlüğün, barışın olduğu bir Türkiye’de mümkün olabilir. Bu ülkede zor çalışma koşullarında hastaları uğruna canlarını vermiş meslektaşlarımıza, sağlık çalışanlarımıza sözümüz olsun. Halkımızla birlikte tüm mücadelemiz bunun için olacaktır. Bunu mutlaka ama mutlaka başaracağız. Sadece pandemide değil, depremde, çalıştıkları ortamda maruz kaldıkları pek çok meslek hastalığı nedeniyle ve maalesef şiddet nedeniyle yaşamını yitirmiş tüm meslektaşlarımızın, sağlık çalışanlarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Saygılarımızla."

Sağlık Emekçileri 14 Mart Tıp Bayramı'nda İş Bırakıyor Haber

Sağlık Emekçileri 14 Mart Tıp Bayramı'nda İş Bırakıyor

Eskişehir Bilecik Tabip Odası'nda düzenlenen basın toplantısında sağlık emekçilerinin 14 Mart Tıp Bayramı'nda iş bırakacakları açıklandı. Bilecik Aile Hekimleri Derneği, Birlik-Dayanışma Sendikası Eskişehir Temsilciliği, Eskişehir-Bilecik Tabip Odası, Genç Sağlık Sen Eskişehir Şubesi, Genel Sağlık İş Sendikası Eskişehir ve Bilecik Temsilcilikleri, Hekim Birliği Sendikası Eskişehir Şubesi, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eskişehir Şubesi adına bir açıklama yapan EBTO Başkanı Dr. Nazan Aksaray şu ifadelere yer verdi; "Değerli Basın Emekçileri, Değerli Halkımız,  Sizleri Bilecik Aile Hekimleri Derneği, Birlik-Dayanışma Sendikası Eskişehir Temsilciliği, Eskişehir-Bilecik Tabip Odası, Genç Sağlık Sen Eskişehir Şubesi, Genel Sağlık İş Sendikası Eskişehir ve Bilecik Temsilcilikleri, Hekim Birliği Sendikası Eskişehir Şubesi, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eskişehir Şubesi adına selamlıyoruz. Değerli Basın Emekçileri, Bildiğiniz ve bizlerin her fırsatta dile getirdiğimiz gibi, ülkemizde 20 yıldır sağlıkta dönüşüm adı altında sağlığın özelleştirildiği ve parayla alınıp satıldığı bir sistem uygulanıyor. Bizlerin en başından bu yana itiraz ettiğimiz bu sistemde bugün gelinen noktada maalesef itirazlarımızda ne kadar haklı olduğumuz daha da görünür olmuştur. Gelinen noktada hastalarımız randevu bulamıyorlar. Büyük zorluklarla randevu bulabilen hastalarımıza maalesef hak ettikleri ve biz hekimlerin de gerekli gördüğümüz sürelerde sağlık hizmeti vermemize izin vermiyorlar. Bizleri dünyada 20 dakika olan muayene süresini 3-5 dakikaya indirmeye zorluyorlar. Hastanelerde yatak bulunamıyor. Bazı ilaçlar bulunamıyor. Hastalarımız katkı katılım payı adı altında istenilen büyük paralar nedeniyle ilaçlarını alamıyorlar. Şehir hastanelerinin şirketlerine onların deyişiyle müşteri gitsin diye, devlet hastanelerimiz kapatıldı, yıkıldı. Hastalarımız şehrin dışındaki şirket hastanelerine gidemiyorlar. Bu hastaneler, kira bedeli çok olsun diye yapılan dev koridorlardan oluşmaktadır. Güçlükle hastaneye ulaşan hastalarımız bu kez burada hizmet almakta büyük zorluklar yaşıyorlar. Bunlar sağlıkta hastalarımızın yaşadığı zorlukların sadece küçük bir bölümü. O nedenle halkımız mutsuz, hastalıklarına çare bulamıyorlar, teşhiste gecikmeler yaşanıyor. Peki sağlık çalışanları? Sağlık çalışanları da çok mutsuz. Genç sağlık çalışanları değer verildikleri ülkelere gidiyorlar. Bugün ülkemizde sağlık kurumlarında yönetici liyakatsizliği, mobbingi, baskısı dayanılmaz noktadadır. Tüm kurumlarda büyük bir kaos, hürmetsizlik, değerbilmezlik hakimdir. Çalışanlar, güvencesizlik ve ağır iş yükü altında tükenmiş durumdadırlar. Mevcut sistem şiddet doğurmaktadır. Tüm bunlara itiraz ediyoruz! Ülkemizin güzel insanları, sağlık çalışanıyla, hastasıyla,  bu kötü sağlık sistemine mecbur değildir. Bizler iyi hekimlik yapmak, iyi sağlık hizmeti vermek istiyoruz. Bunun yolunun çok kolay olduğunu, başka bir sağlık sisteminin mümkün biliyoruz. Olması gereken sağlık sisteminin merkezinde rant, para, liyakatsizlik değil, insan, emek, bilim ve liyakat vardır. Bu sistem, şeffaf, katılımcı ve demokratik bir sistemdir. Bu sistemin ana ilkesi toplumun hastalıklardan korunmasıdır. Bu sistemde koruyucu sağlık hizmetinin öncelendiği güçlü bir birinci basamak sağlık hizmeti vardır. Böylece yurttaşlarımız daha az hastalanırlar. İsteğimiz herkese eşit, nitelikli, ulaşılabilir, ücretsiz bir sağlık hizmetidir. Son sözümüz her zaman olduğu gibi, sevgili halkımıza olsun. Bizler meslek onurumuza sahip çıkarken sağlıkta çeteleşmeye imkan vermeyecek toplumcu bir sağlık sistemini ve halkımızın sağlık hakkını savunuyoruz ve sizlerin yanımızda olduğunu biliyoruz. Sağlıklı bir toplum için bu kötü sisteme hep birlikte dur diyeceğiz ve halkımızın yararına çalışan bir sağlık sistemini birlikte inşa edeceğiz. Tüm bu nedenlerle, Tıp Bayramı Günümüzde yani 14 Mart 2025 Cuma günü özel sektörde veya kamuda, her nerede sağlık hizmeti veriyorsak orada, acil sağlık hizmeti dışında hizmet veremeyeceğiz. 14 Mart 2025 Cuma günü tüm halkımızı bizlerle dayanışmaya, Saat 12.00’de Sağlık Müdürlüğü’nün Köprübaşı’ndaki Ek Hizmet Binası’nın önünde buluşup, İl Sağlık Müdürlüğü’ne (Eski Hava Hastanesi) yürüyüşe ve orada 12.30’da yapacağımız basın açıklamasına davet ediyoruz. Önceki iş bırakma eylemlerimizde yanımızdaydınız, bu kötü sağlık sistemine karşı sesimizi birlikte yükselttik. Bu kez de öyle olacağını, bizleri destekleyeceğinizi, yine yanımızda olacağınızı biliyoruz. Bu kötü sağlık ortamına mutlaka ve hep birlikte dur diyeceğiz. Bir duyurumuz daha olacaktır. 12 Mart 2025 Çarşamba günü, saat 18.00’de Taşbaşı Kültür Merkezi’nde “Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün” başlıklı bir konferansımız olacaktır. Konuşmacımız, Halk Sağlığı Öğr. Üyesi ve CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala’dır. Konuyu ayrıntılarıyla tartışma fırsatımızın olacağı toplantıya tüm halkımızı davet ediyoruz. Hepinize teşekkür eder, saygılar sunarız."

Ranta Dayalı Sağlık Sistemi İflas Etmiş Durumdadır Haber

Ranta Dayalı Sağlık Sistemi İflas Etmiş Durumdadır

Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nazan Aksaray Sağlık Bakanı Prof.Dr. Kemal Memişoğlu'nun Eskişehir ziyaretini değerlendirdi. EBTO Yönetim Kurulu adına Başkan Dr. Nazan Aksaray tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Değerli Basın Emekçileri, Değerli Kamuoyu, 31 Ocak 2025 Cuma günü Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu şehrimizi ziyaret etti. Ziyaretlerinden önce Eskişehir ve Bilecik’teki hekimlerin meslek odası olarak kendilerinden randevu talep ettik. Ancak maalesef yanıt alamadık. Kendilerinin Eskişehir Sanayi Odası’nın toplantı salonunda ilimizde bulunan kamu ve özel hastane başhekimleriyle bir toplantı yaptığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu tür toplantıların ülkemizin mevcut ortamında katılımcı ve demokratik bir zeminde gerçekleşmeyeceğini maalesef hepimiz gayet iyi biliyoruz. Öncelikle Sayın Bakan’a şu soruyu sormak isteriz: Toplantı neden Sanayi Odası’nın salonunda yapılmıştır? Eskişehir’de İl Sağlık Müdürlüğü’nün veya kamu hastanelerinin bu toplantının gerçekleştirileceği salonları yok mudur? Var olduğunu biliyoruz. Bizim açımızdan bu salon seçimi sağlığın bu kadar alınır satılır bir meta olarak görüldüğü bu dönemde açık bir tercihtir ve sembolik bir anlam içermektedir. Sayın Bakan, atandıktan sonra ilk defa şehrimize geldiniz, adeta dikensiz gül bahçesi ziyareti yapmak ister gibi, yarattığınız kaotik ortama hiç tanık olmadan, tek bir sağlık çalışanına veya hastamıza hatırını sormadan hızlıca şehrimizden ayrıldınız. Bu tutum bize açıkça, sorunlarla yüzleşmekten kaçındığınızı göstermektedir. Sayın Bakan, keşke açtığınız AMATEM’in hemen arkasında bulunan şehir hastanesinin acil servisine uğrayıp hiç olmazsa bir meslektaşımıza hatırını sorsaydınız? Duyacaklarınızdan korkmayın. Bunlar gerçekler. Size muhtemelen toplantıda her şeyin çok iyi olduğu anlatılmıştır. Belki de bunu duymak istiyorsunuz. Ama hizmeti biz veriyoruz ve sorunları hastalarımızla birlikte biz yaşıyoruz. Onun için bizi dinleyin. Sorunlar ancak bu şekilde çözülür. Öncelikle şehrimize ait iki acil sorunu dile getirelim: İlki yıkılan devlet hastanemizin yerine acilen tam teşekküllü bir devlet hastanesinin yapılması, şehir hastanesinin sözleşmesinin yasalar çerçevesinde sonlandırılmasıdır. Ulaşımının ve bina içinde hizmet almanın çok zor olduğu şehir hastanesinin, bir kısmının çevre mahallelere hizmet için poliklinik hizmetine devam ederken, büyük bölümünün palyatif bakım merkezi, yanık ünitesi, yara bakım merkezi, geriatri merkezi gibi hastaların uzun süre yatacağı kliniklere dönüştürülmesi uygun olacaktır. İkincisi, tıp fakültesi hastanesinin ana binasının acilen depreme karşı güçlendirilmesidir. 2025 yılı yatırım planında Eskişehir’e ayrılan ödenekte, binanın güçlendirilmesi için gereken 400 milyon TL’nin ancak %10’unun ayrıldığını görmek bizler için çok üzücüdür. Binlerce hastamızın hizmet aldığı, yüzlerce sağlık çalışanın görev yaptığı fakülte binasının bir an önce güçlendirilmesi, teknik ve tıbbi gereklilikler göz önünde bulundurularak, eğer gerekli görülürse yeni bir binanın inşa edilmesi için acele edilmelidir. 6 Şubat depremlerinde sağlık kurumlarında yaşanan acı olayların bir kez daha yaşanmasını kabul edemeyiz. Sayın Bakan, 21 yıldır uyguladığınız ranta dayalı sağlık sistemi iflas etmiş durumdadır. Bir an önce bu yanlıştan dönün. Her zaman dile getirdiğimiz gibi yanlıştan dönmek erdemliliktir. Gelinen noktada hastalarımız da sağlık çalışanları da mutsuzlar. Sağlık için zaten yeterli olmayan bütçe, maalesef etkin olarak kullanılmamakta, şirketlere aktarılmaktadır. Bir an önce koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyin. Tıp fakültemizin akademik kadro sorunu, yardımcı personel sorunu ve ödenek sorunu vardır. Bunların acilen giderilmesi gerekmektedir. Tıp fakültesinde öğrenciler, gelecekte onları bekleyen kötü çalışma koşulları nedeniyle daha ilk günden ülkemizi terk edip, kendilerine kıymet verilen ülkelere gitmeyi planlıyorlar ve gidiyorlar. Bunun önüne ancak çağdaş, demokratik, katılımcı, çalışanın eğitimine, emeğine ve deneyimine saygı duyulan çalışma ortamları ile geçebilirsiniz. Oysa bizler yöneticilerin baskılarına ve mobbingine maruz kalıyoruz. 3-5 dakikada bir hasta bakmaya zorlanıyoruz. Bu şekilde çalışmayı reddediyoruz. Aile sağlığı merkezlerimizin kamu eliyle inşa edilmesini ve çalışanlarının kamu görevlisi olmasının istiyoruz. Kaosa neden olan aile hekimliği yönetmeliğini acilen geri çekmenizi istiyoruz. Acil servislerimizin kendileri acil hasta durumunda. Hekimler 1-2 dakikada bir hasta bakmaya zorlanıyor. Böyle acil hizmeti verilmeyeceğini mutlaka biliyor olmalısınız. Neden bunda ısrar ediyorsunuz? Gelinen noktada hastalarımız randevu bulamıyor, güçlükle bulurlarsa 3-5  dakikada yeterli sağlık hizmeti alamıyorlar. Mükerrer başvurular, çok ilaç, çok tetkik vb hem hastalarımızın sağlığı hem de milli servet kaybı açısından türlü olumsuzluklara neden oluyor. Sayın Bakan, tam 13 ay sonra 2023 yılına ait sağlık istatistik yıllığını 3 gün önce yayımladınız. Hastalarımızın sunduğunuz sağlık hizmetinden memnuniyeti dahil pek çok veride önceki yıllara göre oldukça geriye gidişin olduğunu görüyoruz. Sayın Bakan, eğer bu sorunları çözemiyorsanız hemen istifa edin. Çünkü bu kötü sağlık sistemine hastalarımızın da sağlık çalışanlarının da artık dayanacak gücü kalmadı.

Sağlıkta Dönüşüm Programından Hemen Vazgeçin Haber

Sağlıkta Dönüşüm Programından Hemen Vazgeçin

Eskişehir - Bilecik Tabip Odası, Genel Sağlık Sigortası borcu olan vatandaşların 1 Ocak 2025’ten itibaren kamudan sağlık hizmeti alamayacak olmaları ile ilgili bir açıklama yaptı. EBTO Yönetim Kurulu adına Başkan Dr.Nazan Aksaray tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Bir süredir, genel sağlık sigortası borcu olan yurttaşlarımıza Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından borçlarını ödemeleri, aksi takdirde 1 Ocak 2025’ten itibaren kamudan sağlık hizmeti alamayacaklarını bildiren mesajlar gönderildiğini biliyoruz. Her zaman söylediğimiz ana ilkemizi bir kez daha dile getirmek istiyoruz. Sağlık doğuştan gelen bir haktır. Kamusal, ücretsiz, nitelikli ve ulaşılabilir sağlık hizmetinin sağlanması, sosyal devletin görevidir. Sağlığın para ile yan yana telaffuz edilmesini, hastalarımızın “Paran yoksa, sağlık hakkın da olmaz.” diye tehdit edilmelerini kesinlikle kabul etmiyoruz. Mevcut iktidar, 2003 yılında ülkemizde sağlığı topyekün özelleştirdi, alınır satılır meta haline getirdi ve buna da sağlıkta dönüşüm projesi dedi. Bu projenin önemli bir parçası, genel sağlık sigortasının kurulması ve yalnızca düzenli olarak sağlık sigortası primi ödeyenlerin sağlık hizmetlerinden yararlanmasıydı. Türk Tabipleri Birliği ve tabip odaları, o dönemde bu dönüşüm projesinin genel sağlık sigortasının kurulması dahil, tüm parçaları ile birlikte kabul edilemez olduğunu dile getirdik ve yıllardır dile getirmeye devam ediyoruz. Biz hekimler, bizden yardım bekleyen hastalarımızın sırf genel sağlık sigortası prim borcunu ödeyemedi diye, sağlık kurumlarına kabul edilmemesini, hastalıklarının ilerlemesini, ilaçlarını alamamalarını kabul edemeyiz. Bilindiği gibi, devlet, bir hanede bulunan kişilerin, kişi başına geliri brüt asgari ücretin 1/3’ünden fazla, yani yaklaşık 6.500 TL’nin üzerinde ise o hanedeki her bir bireyi işi olmasa bile, zengin kabul edip genel sağlık sigortası primi ödemesini istiyor. Peki bu durum, günümüz ekonomik koşullarında, hayat pahalılığında mümkün müdür? Elbette değildir. Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi’nin verilerine göre, Ekim ayında, 4 kişilik bir ailenin asgari yaşam gereklerine göre, açlık sınırı yaklaşık 28.000TL, yoksulluk sınırı yaklaşık 77.000 TL’dir. Brüt asgari ücretin %3’üne sabitlenen, güncel tutarla aylık 600 TL olan genel sağlık sigortası priminin ödeme sorumluluğu, bordrolu bir işte çalışılmadıkça kişinin kendi omuzları üzerindedir. Bugün genel sağlık sigortası prim borcunu ödeyemeyen yaklaşık 9 milyon vatandaşımızın olduğu biliniyor. Ülkemizde DİSK verilerine göre 10 milyon 681 bin kişi işsizdir. Genel sağlık sigortası kapsamında olan ve primlerini zamanında ödeyemeyip borçlu duruma düşen işsizlerin, okulunu bitirip iş bulamayan gençlerin, iş yerini kapatmak zorunda kalan esnafın, çiftçinin, mevsimlik işçilerin, ev hizmetlerinde çalışan kadınların, kayıt dışı çalışmaya mecbur bırakılan işçilerin ve onların bakmakla yükümlü oldukları milyonlarca vatandaşın prim borcu bulunmaktadır. İşsiz çocuklarına da bakmak zorunda kalan 12500 TL gibi açlık sınırının yarısından da az maaşı olan yüzbinlerce emeklinin güçlükle ayakta durmaya çalıştığını hepimiz biliyoruz. Yoksulluk en önemli halk sağlığı sorunlarındandır. Sağlıklı ve yeterli gıdaya ulaşamamak, sağlıklı barınma koşullarının olmaması ve daha pek çok olumsuzlukla fiziksel ve ruhsal hastalıkların en önemli nedenidir. Sırf bu nedenle daha çok sağlık kurumuna başvurmak zorunda kalan bu yurttaşlarımızın sağlık haklarının ellerinden alınmasını kabul etmemiz mümkün değildir. Buradan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’na, Maliye Bakanı’na ve Sağlık Bakanı’na sesleniyoruz. Toplumdan nasıl böyle kopuk olabiliyorsunuz? Zenginden vergi almıyorsunuz, vergi borçlarını bir kalemde siliyorsunuz, teşvikler veriyorsunuz, 6500 TL geliri olanın gelirine göz dikip, 600 TL primi yatırmazsan, sağlığından olursun, diyebiliyorsunuz. Yapmanız gereken çok açıktır. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi almanız ve sağlığı doğrudan vergilerden elde ettiğiniz gelirden finanse etmeniz gerekiyor. Her gün daha çok yoksullaşan, ödeyecek gücü kalmayan halkımızı, sağlığıyla tehdit etmeyin. Sağlığa erişimde eşitliğin sağlanabilmesi, primi kadar değil, ihtiyacı kadar hizmetin sunulabilmesi için acilen vergi bütçesinden ücretsiz bir sağlık sistemi oluşturmanız şarttır. Sağlık hizmetleri yalnızca toplumsal yarar, refah ve mutluluk için üretilmelidir ve herkese parasız ve kamusal olarak sunulmalıdır. Sağlıkta yaşadığımız tüm sorunların kaynağı olan ve her geçen gün türlü olumsuzluklarına tanık olduğumuz sağlıkta dönüşüm programından yeni acılara neden olmadan hemen vazgeçmenizi istiyoruz."

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.