SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ses Eskişehir Şubesi

Porsuk Haber Ajansı - Ses Eskişehir Şubesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ses Eskişehir Şubesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aile Hekimleri 5-6-7 Kasım’da İş Bırakıyor Haber

Aile Hekimleri 5-6-7 Kasım’da İş Bırakıyor

Eskişehir-Bilecik Tabip Odası, Bilecik Aile Hekimleri Derneği, SES Eskişehir Şubesi ortak bir açıklama yaparak 5-6-7 Kasım tarihlerinde Aile Sağlığı Merkezlerinde iş bırakacaklarını açıkladı. Eskişehir-Bilecik Tabip Odası, Bilecik Aile Hekimleri Derneği, SES Eskişehir Şubesi adına bir açıklama yapan EBTO Başkanı Dr.Nazan Aksaray şu ifadeleri kullandı; ''Değerli Basın Emekçileri, Değerli Eskişehirliler, Mevcut iktidarın, sağlığı ticarileştirme politikası olan sağlıkta dönüşüm projesinin yıllardır uyardığımız kötü sonuçları ile artık neredeyse her gün karşılaşır olduk. Biz sağlığı yönetenleri hataları konusunda uyarıp, önerilerimizin kabul edilmesini beklerken, her geçen gün hatalarına yenilerini eklemeye devam ediyorlar maalesef. Son olarak, bildiğiniz gibi, 30 Ekim’de, tüm karşı uyarılarımıza karşın, aile sağlığı merkezlerinde görevli hekimlerimize ve çalışanlarımıza adeta zulüm yaşatacak ve halkımız için türlü olumsuzluklara neden olacak Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği yayımlandı. Peki çok sayıda olumsuzluk içeren, hekimler ve sağlık çalışanları için onur kırıcı, değersizleştirici yönetmelik ne diyor? Bir örnek vermek gerekirse; 6 yıl ağır tıp eğitimi almış, yüksek risk altında ve ağır koşullarda mesleğini yapan hekimlere, gerekli olsa bile, belirli hasta sayısının üzerinde en temel ilaçları bile yazamazsın, diyor. Hekimlik mesleğinin bağımsızlığını, hekimin özerkliğini yok sayıyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Bu hastalarımız için ne demektir? Tedavisi için bu ilaçların gerektiği hastalarımızın, hastaneye gitmeye, bulunamayan randevular için mücadele etmeye, fazladan katkı payı vermeye zorlanması, hastalıklarının tedavilerinin gecikmesi, demektir. Bu kabul edilemez eziyet yönetmeliğinden sadece bir örnektir. Yaratılan bu kötü sağlık sisteminde hekimin, sağlık çalışanının da, hastanın da hiçbir değeri yoktur maalesef. 20 yıl içinde sağlığı çok kötü bir noktaya getirdiler. Artık ne yapacaklarını bilemiyorlar. Her gün çıkardıkları yama yönetmeliklerle, hayatı hastaya da sağlık çalışanına da daha da zorlaştırıyorlar. Açıkça, sağlığı yönetemiyorlar. Sağlık Bakanı yönetmelik yayımlandıktan bu yana, sosyal medya ve basın aracılığıyla, bu yönetmeliğin ne kadar iyi bir şey olduğuna halkı inandırmaya çalışıyor. Bu bütünüyle bir algı çalışmasıdır. Biz Sağlık Bakanı’ndan ne beklediğimizi her fırsatta dile getiriyoruz. Eşit, nitelikli, erişilebilir, ücretsiz, kamusal sağlık hizmetiİyi hekimlik yapabilmenin gerektirdiği fiziki koşulların, personel ve işleyişe ait tüm gereklerin yerine getirildiği güçlü bir birinci basamak sağlık hizmetiKoruyucu sağlık hizmetinin öncelenmesiniSevk zincirinin getirilmesiniAile sağlığı merkezi binalarının kamuya ait ve sağlık hizmeti için uygun güvenlik ve yapıda olmasınıAile sağlığı çalışanlarının kadrolu ve güvenceli kamu personeli olmasını istiyoruz.Performans, teşvik vb değil, emekliliğe yansıyan tek kalemde ve insanca yaşamak için gerekli, hak ettiğimiz maaşımızı istiyoruz. Oysa bugün ülkemizde hala konteynerda hizmet vermeye çalışan aile sağlığı merkezlerimiz var. Aylardır, en temel aşıları, ilaçları bulmakta zorluk çekiyoruz. Sağlıkta şiddet çalıştığımız kurumlarda kol geziyor. Sağlık Bakanı’na bir kez daha sesleniyoruz: Hatanızdan hemen dönün! Sorunlara yeni sorunlar katmayın! Şiddete son vermeniz gerekirken, şiddet yaratan ortamı beslemeyin! Hekimlere, sağlık çalışanlarına değer vermeniz gerekirken, daha fazla değersizleştirmeyin! Türlü emeklerle, mücadelelerle yetiştirdiğimiz genç hekimlerimiz, sağlık çalışanlarımız çareyi, umudu onlara değer verilen başka ülkelerde arıyorlar, bunu görmüyor musunuz? Değerli Basın Emekçileri, Bu onur kırıcı, değersizleştirici eziyet yönetmeliğine karşı, 5-6-7 Kasım’da aile sağlığı merkezlerinde iş bıraktığımızı duyurmak istiyoruz. Tüm ülkede olduğu gibi şehrimizde de 5-6-7 Kasım, Salı-Çarşamba ve Perşembe günleri aile sağlığı merkezlerinde halkımızın daha büyük sorunlarla karşılaşmaması için hizmet veremeyeceğiz. 5-6-7 Kasım tarihlerinde 08.00-17.00 arasında, aile sağlığı çalışanlarımızı Eskişehir-Bilecik Tabip Odası’nda aile sağlığı merkezlerinde yaşanılan sorunlar ve çözüm önerileri konusunda yapacağımız gün boyu forumlarında buluşmaya davet ediyoruz. 5 Kasım Salı günü 12.00’de Eskişehir-Bilecik Tabip Odası önünde beyaz önlüklerimizle toplanıp, 12.15’te Sağlık Müdürlüğüne yürüyeceğiz ve 12.30’da Sağlık Müdürlüğü (Eski Hava Hastanesi) önünde bir basın açıklaması yapacağız. 6 ve 7 Kasım’da 12.30’larda farklı iki ASM önünde yine basın açıklaması yapacağız. Değerli Eskişehirliler, Sağlık haktır. Parayla alınıp satılan bir meta olamaz. Buna hep birlikte hayır demeliyiz. Bizler iyi hekimlik yapmak istiyoruz, sizlere iyi sağlık hizmeti vermek istiyoruz. Bizleri 3-5 dakikada hasta bakmaya zorlayan bu paracı, piyasacı anlayışa hep birlikte hayır diyelim. Haklı eylemimizde birlikte olacağımıza inancımız sonsuzdur. Bizler aynı taraftayız. Bizi karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Buna asla izin vermeyeceğiz. İnsanlarımızın hak ettiği iyi sağlık sistemine ulaşmak aslında çok kolay. Bunu biliyoruz ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz.''

Sağlıkta Ticaret Ölüm Demektir Haber

Sağlıkta Ticaret Ölüm Demektir

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eskişehir Şubesi tarafından  sağlık sisteminde yaşanan sorunlar ve yenidoğan çetesi ile ilgili bir açıklama yapıldı.  SES Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Adına SES Şube Genel Sekreteri Engin Yıldız tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan fezlekede, Sağlık Bakanlığı Müfettişliğince hazırlanan uzman görüşü raporunda, yenidoğan ünitelerindeki 12 bebeğin hayatını kaybetmesine neden olan tıbbı eksikliklerin yer aldığı iddianame sağlık sisteminin piyasalaştırılması ve giderek artan özel hastanelerin denetimsizliğini ortaya çıkarmıştır. Maddi kazanç için mafyatik ilişkilerle çıkarlarını güvence altına aldıklarını düşünen bu kişiler çürümüş sağlık sisteminin tüm boşluklarını kullanarak onlarca bebeğin yaşam hakkına saldırmış ve 12 bebeğin ölümüne neden olmuştur. Ülke tarihinde böylesi bir sağlık skandalı yaşanmamıştır. Normal bir ülkede iktidar değiştirebilecek sansasyon bir olay karşı karşıya kalınmıştır. Bunun nedeni sağlık politikalarındaki piyasacı tutumdur. Sağlığın piyasalaştırılıp ticarileştirilmesiyle beraber sağlıkta nitelik ve güven düşmüştür. Yenidoğan ünitelerindeki 12 bebeğin hayatını kaybetmesiyle ortaya çıkan skandal ise sağlık sisteminin çürümüş, yozlaşmış ifadesidir. Tam da bu yüzden; kamu ve üniversite hastanelerinin içini boşaltarak, itibarsızlaştırarak nerdeyse her köşede özel hastanelerin açılmasını teşvik eden Bakanlık politikalarının ne yazık ki geldiği noktayı önden gördük ve uyarılarda bulunduk. Yaşanan bu vahim durumun buzdağının üstü olması ihtimali kaygılarımızı daha da arttırmaktadır. Şimdiki Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun bu olayların yaşandığı zamanlarda İstanbul İl Sağlık müdürü olarak görev yapmakta olduğunu hatırlatmak isteriz. Bu kirli ilişkilerin, bağlantıların 12 bebeğin ölümüne yol açmadan neden tespit edilemediğini, denetimlerin neden yapılmadığını, yapıldıysa neden fark edilmediğinisormak isteriz? Bu durum tüm özel hastanelerin acilen mercek altına alınmasını gerektirmektedir. SGK, bütün özel hastaneler ile anlaşmaları iptal etmeli. Bir daha da hiç bir özel hastane ile anlaşma yapmamalıdır. Özel hastane sahipleri ya da şirketler hastanelerini Sağlık Bakanlığına devretmek isterse ederi üzerinden alınmalıdır. Bu kurumlarda etik ilkelere ve meslek kurallarına uygun çalışan emekçiler Sağlık Bakanlığında çalışan emsalleri gibi ücretlendirme ve kadrolu istihdam ile Bakanlık personeli hâline getirilmelidir. Sağlık haktır! Yaşam hakkına yönelik tehditlerin sağlık kuruluşları ve çalışanlardan gelmesi kesinlikle kabul edilemez! Bakanlığı uyarıyoruz; Gözü dönmüş, etik değerlerini kaybetmiş bir güruhun para hırsıyla yaşamlara kast etmesi; piyasacı, metalaşmış sağlık sisteminin sonucudur ve sizin de bu durumda payınız vardır. Yargılama sürecinde sonuç ne olursa olsun bu kişiler kamu vicdanında da hüküm giyeceklerdir! Halkın sağlık hakkı için mücadele eden, türlü tehdit ve zorbalıklara rağmen iyi hekimlik değerlerinden vaz geçmeyen, ebelik ve hemşirelik gibi doğumdan ölüme yaşatmanın sorumluluğu ve yeminine sadık kalan, sağlık hizmetlerinin her aşamasında görev alarak aynı sorumlulukla çalışmaya devam eden sağlık emekçilerinin sayısı bu yozlaşmış, etik değerlerini kaybetmişlerden çok daha fazladır. Sağlık özelleştirilemez, ticarileştirilemez ve metalaştırılamaz! Ticarileştirilmesi ve devam ettirilmesi durumunda özel hastanelerde çıkan skandalların benzerleri ile karşılaşılacaktır. Sağlık piyasalaştırılamayacak, ticarileştirilemeyecek kadar ciddi bir iştir. Buna karşın sağlık ücretsiz, nitelikli, anadilde, erişilebilir ve  kamusal olmalıdır."

Korsan Yönetmelik Taslağını Kabul Etmiyoruz! Haber

Korsan Yönetmelik Taslağını Kabul Etmiyoruz!

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eskişehir Şubesi tarafından kamuoyunda gündeme gelen ''Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği''nde yapılacak değişiklikle ilgili bir basın açıklaması yapıldı. SES Eskişehir Şube Eş Başkanı Bülent Yıldırım tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; ''Bir süredir ortamlarda bir korsan haber dolaşıyor. Sağlık Bakanlığı menşeili olduğu tahmin edilen habere göre Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nde değişikler yapılması söz konusu. Adeta çalışanların aklıyla oynayan bu yönetmelikle, pek çok “uçuk kaçık “hesaplama yöntemleriyle, emekçilerin eline geçen ücretlerin biraz daha düşürülmesi, daha fazla çalıştırılması hesaplanıyor. Sağlık Bakanlığı ve diğer yönetim organları bu tarz haberleri çok kez yapmış emekçilerin olası tepkilerini ölçerek adımlarını ona göre atmıştır. Bunu biliyoruz. Böylesi devasa kriz ortamlarında emekçilerin gelirlerini yükselterek onları biraz soluk alır hale getirmek yerine adete daha çok boğazını sıkmak üzere adımlar atılmasını kabul etmiyoruz. Akla ziyan hesaplama yöntemleriyle bilim dışı kriterlerle süsleyerek oluşturulan yeni yönetmelik tamda böyle bir şeydir. Daha çok çalış, daha az kazan. Daha çok tedavi edici hekimlik hizmetleri, daha az koruyucu hekimlik. Daha çok kışkırtılmış talep, daha çok şiddet… Birinci basamak sağlık hizmetlerini metalaştırarak; koruyucu sağlık hizmetlerinden giderek uzaklaşılan, hekimleri işletme sahibine dönüştürerek performans baskısına maruz bırakan ve ASM’de hizmet veren ebe hemşireler başta olmak üzere sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini yok sayan bu sisteme başından beri itiraz ettik. Göç, pandemi ve depremler bu sistemin nasıl işleyemediğini göstermişken ceza yönetmelikleri, en temel hak olan çalışma hakkının zorla dayatılması ya da elinden alınması hiçbir ASM emekçisi tarafından kabul edilemeyeceği gibi etkili bir birinci basamak sağlık sisteminin inşası ancak meslek örgütleri, sendikalar ve emekçilerin görüş ve önerilerinin alınacağı bir ortaklıkla olur. Tüm itirazlarımıza rağmen gerçekleşen sağlıkta dönüşüm programı koruyucu sağlık hizmetlerinin sorumluluğunu halkın ve hekimlerin sırtına yüklemiştir. Sağlık hizmet sunumunun tüm basamaklarında devasa sorunlar birikmiştir. Bu sistem ne halkın sağlık sorunlarını çözmeye ne de sağlık emekçilerinin sorunlarını çözmeye çabalamaktadır. Her şey göstermelik, günü kurtaran bir yaklaşımla sağlık alanını tamamen piyasanın emrine sunmak, yeni patronlara sürekli ve yüksek kar kazandırmak amacıyla yapılmaktadır. Bu yönetmeliğin amacı da budur. Emeği ucuzlatmak, sağlık emekçilerini daha çok ve ağır koşullarda çalıştırmak, kışkırtılmış sağlık talebini artırmak, daha çok ilaç daha çok tıbbı girişim daha çok kar… Sağlık bakanlığı yeni yönetmelikler ile birinci basamak sağlik hizmetlerinin tıkanmışlığını kapatmaya çalışmaktadır. Halkın sağlık hakkı ve emekçilerin hakları için taraf olmaya onların gerçek taleplerini en yüksek SES’le söylemeye devam edeceğiz. Bu yönetmelik taslağı ile bakanlığın ne yapmaya çalıştığını çok iyi görüyoruz. Buradan tüm sağlık emekçilerine özellikle ASM emekçilerine sesleniyoruz. Gelin mücadelemize güç verin. Gelin bu gidişe birlikte dur diyelim. Bunu çok kez başardık. Yine başarabiliriz.''

Türkiye Tarihinde Görülmedik Şekilde Yoksullaşıyoruz! Haber

Türkiye Tarihinde Görülmedik Şekilde Yoksullaşıyoruz!

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eskişehir Şubesi tarafından ekonomi ve sağlık emekçilerinin durumu ile ilgili bir basın açıklaması yapıldı. SES Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Adına konuşan  Şube Eş Başkanı Umut Özge Yılmaz yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Çok ağır bir tablonun ortasındayız maalesef. Hepimiz Türkiye tarihinde görülmedik ölçüde yoksullaşıyoruz. Pahalılık zamlar bizleri perişan hale getirdi. Geçinemiyoruz. Bu gidişe dur diyelim! İktidarın patronlar lehine yürüttüğü politikalar nedeniyle büyük bir ekonomik krizin ortasındayız ve bunun faturası bize ödetilmeye çalışılıyor. Oysa biz emekçilerin bu ağır yıkımda hiçbir dahli yoktur. Ekmekten suya, ete, süte yani ihtiyacımız olan tüm tüketim maddelerinin fiyatları her gün artarken, yağdan sendikanın marifetiyle maaşlarımız yerinde sayıyor. Sonbahar ardından kış geliyor. Elektrik doğalgaz fiyatları, kiralar insafsızca yükseltiliyor. Her geçen gün daha da yoksullaşıyoruz. Nefes alamıyoruz. Emeklilik haklarımız, ikramiyemiz bir bir elimizden kayıp gidiyor. Emekliğe yansıtılmayan zamlar ile hak kaybımız her geçen gün artıyor ve artık emeklilik olması düşünülemiyor bile.Televizyonlarda gazetelerde sanki bambaşka bir vahşet haberiyle kahroluyoruz. Küçücük çocuklar kaçırılıyor, kadınlar öldürülüyor. Her gün bir şiddet haberi daha görüyoruz. Hukuk, adalet, yaşama hakkı gasp ediliyor. Doğanın talanı acımasızca devam ediyor. Demokratik haklarımız budandıkça budanıyor. Buna karşı çıkması gereken işçi ve emekçi örgütleri bin türlü oyunla dalavereyle pasifleştirilmiş, sessizleştirilmiş halde. Sağlık ve sosyal hizmet iş kolundaki sendikalar neredeyse saç rengine, göz rengine, yaşına, mesleğine göre bölünerek güçsüzleştirilmiş ve birbirleriyle rekabet eder noktaya getirilmiştir. Bir kısmı doğrudan ve açıkça iktidarın ekonomik politikalarını destekleyen, arkasına aldığı koltuk gücüyle çalışanları beklentiye sokan yandaş sendikaların yanı sıra, çalışanları meslekleriyle, yaşlarıyla yarıştıran sendikalar da bugünkü kapkara tablonun bilerek veya bilmeyerek ortaklarıdır."

Kapitalizm Bir Halk Sağlığı Sorunudur! Haber

Kapitalizm Bir Halk Sağlığı Sorunudur!

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eskişehir Şubesi tarafından Halk Sağlığı Haftası ile ilgili bir basın açıklaması yapıldı. SES Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu adına Eş Başkan Bülent Yıldırım tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; ''Halk sağlığı göstergeleri üretim ve sınıfsal ilişkilerin geldiği noktayı göstermesi açısından önemlidir. Cinse ve yaşa göre ölüm-doğum hızı, ortalama yaşam süresi, ölüm nedenlerinin hastalığa ve yaşa göre dağılımları, sağlık hizmetlerinin örgütlenmesi, aşılanma oranları, yaygın görülen hastalık oranları vb gibi birçok ölçüt o toplumdaki halk sağlığının niteliği hakkında çok önemli veriler sunar. Oysa günümüz Türkiye’sinde bu verilere ulaşmak onları bilimsel anlamda yorumlayarak bir saptama yapabilme olanağına sahip olmak şöyle dursun, Acillere veya hastanelere başvuru sayısının artmasını başarı olarak gösteren (sanan) bir anlayışla karşı karşıyayız. Dünya Sağlık Örgütüne  göre Sağlık "yalnızca hastalık ve sakatlığın olmaması değil, fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan tam bir iyilik halidir". Aslında bu tanımın kendisi bile sınıf mücadelesinin bulunduğu nokta ile ilişkilidir.   Dünya Sağlık Örgütü (WHO) daha yüksek hedefli bir tanım önerdi: Sağlığı genel iyilik hali ile bağlayarak "yalnızca hastalık ve rahatsızlıkların yokluğu değil, fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan genel iyilik hali." Sağlığın tanımındaki sosyal iyilik hali; iyi bir iş, iyi bir gelir, eğitim, emeklilik, sağlıklı konut vb gibi birçok parametreyi işaret etmesi açısından anlamlıdır. 3-9 Eylül tarihleri arasında kutlanacak / kutlanan! Halk Sağlığı Haftasını, çoktan yaldızları dökülmüş devasa hastane görüntüleri, gizlenmiş, abartılmış rakamlar, sırıtan memnuniyet konuşmaları, sarmalından çıkarmak gerçek tabloyu deşifre etmek gerekir. Halk Sağlığı Uzmanı Nusret Fişek,   Halk Sağlığını “Kişiyi tüm çevresi ile ele alarak, onun sağlığını ana rahmine düştüğü andan ölüme kadar kendi sorumluluğu içinde gören, hastalıkların oluşumunda rol oynayan fiziki, biyolojik, sosyal, kültürel, ekonomik ve psikolojik çevredeki olumsuz etmenlerin giderilmesine ve olumlu bir çevre yaratılmasına uğraşan, hasta olanları olanakları elverdiği ölçüde erken dönemde bulup tanı koymaya ve tedavi etmeye çalışan bir hizmet dalı ve bunu öğreti yapan bir bilim dalıdır’ diye tanımlar. Dünyadaki değişimle 1960 lardan sonra sağlıkta sosyalizasyon sistemi kabul edilmiş, hiçbir zaman gerçek anlamıyla hayat bulamayan bu sistem 1980 lerden itibaren sürekli kadük bırakılarak 2000 yıllardan itibaren terk edilmiştir. Sağlığı Temel bir insan hakkı ve devletin görevi gören anlayıştan bugün devletin hizmet sunumu görevinden büyük ölçüde çekildiği, Çalışanların gelir ve kadro güvencesinden yoksun bırakıldığı, parası olanın sağlık hizmetinden yararlandığı, koruyucu sağlık hizmeti yerine tedavi edici sağlık hizmetinin öne çıkarıldığı ve böylece devasa bir sağlı piyasası oluşturulduğu dönemi yaşıyoruz, yaşamak zorunda bırakılıyoruz. Dünyada ve ülkemizde sağlık hizmetlerinin nasıl planlandığı nasıl finanse edildiği, halkın sağlık hizmetine ulaşımı, sağlık çalışanlarının durumu vb İşçi ve emekçilerin mücadelesinin seyrine göre önemli değişimler yaşıyor ve yaşayacaktır. Sağlık hizmetleri; halkın sağlığını önceleyen en ücra noktalara kadar ulaşan, ücretsiz nitelikli, koruyucu hekimliği önceleyen çalışanların ücret ve sendikal haklarını yükseltme yönünde bir ivme taşıması gerekirken gelinen aşmada çalışanların hakları budanmış sağlık göstergeleri düşmüş tedavi edici hekimlik öncelenmiş milyarlarca lirayı bulan sağlık piyasaları ortaya çıkmıştır. Sağlık, doğuştan kazanılmış bir insan hakkıdır. O nedenle, ırk, dil, din, cinsiyet, yerleşim yeri ve sosyal durum gözetilmeden herkes sağlık hizmetlerine erişebilme ve hizmetlerden ihtiyaçları olduğu kadar yararlanma konusunda eşit şansa sahip olmalıdır. Yaşam, doğum öncesinden ölüme kadar bir bütündür: Doğum öncesi dönemden başlayarak yaşamın her dönemi, sonraki dönemlerde kişinin sağlığını olumlu ya da olumsuz etkiler. Sağlık hizmetlerinin birinci amacı ve sağlık personelinin temel sorumluluğu, kişilerin sağlıklı yaşamaya devam etmelerini sağlamak ve hasta olmamaları için çalışmaktır. Ancak herkesi her hastalıktan korumak olanaksızdır. İnsanlar, bütün koruyucu önlemlere karşın hastalanabilirler. İşte o zaman, hekimin ikinci görevi hastaları tedavi ve rehabilite etmektir. Toplumda görülen hastalıkların ve kazaların pek çoğu aslında korunulabilir olaylardır. Bu hastalıkların toplumda görülüyor olması, sağlık hizmetlerinin başarısızlığı olarak algılanmalıdır. Ayrıca sağlık hizmeti bir ekip işidir: Hiçbir meslek üyesi sağlık hizmetlerini tek başına veremez. Çünkü bu hizmetler çok boyutludur, yoğundur, karmaşıktır, sürekli olmalıdır ve giderek daha da teknik uzmanlık gerektirmektedir. Ekip üyelerinin her biri kendi işlerini uygun şekilde yaptıkları zaman sağlık hizmetinin bütünü ortaya çıkar. Üyelerden biri ya da bazıları işlerini düzgün yapmazlarsa, diğerleri düzgün yapsa bile sonuç başarısız olabilir. O nedenle, sağlık ekibinin her üyesi önemlidir ve değerlidir. Gelinen süreçte; Sağlıkta Dönüşüm Programı adıyla kamusal sağlık hizmetleri adına ne varsa bir bir tasviye edildi. Birinci Basamak Sağlık hizmetlerinde tüm eksikliklerine rağmen önemli bir yer tutan Sağlık Ocakları tasviye edilerek yerlerine Aile Sağlığı Merkezleri getirildi. Sağlık bir hak olmaktan çıkarılarak paran kadar sağlık anlayışı geçerli oldu. Sağlık alanı sermaye iyice açıldı. Özel hastaneler ve şehir hastaneleri aracılığı ile patronlar için yeni bir birikim alanı yaratıldı. Şehir hastaneleri hasta garantili işletmeler olarak adeta yağmanın yeni adı oldu. Dünya genelinde ve ülkemizde sağlık hizmet sunumunda özel sektör payı çığ gibi büyüdü zincir hastaneler yaygınlaştı. Halk Sağlığının tüm o bilimsel kriterleri yok sayıldı. Hasta ve hastalıklar piyasanın konusu oldu. İlaçlar ve tıbbı cihazlar halkın sağlığını korumak geliştirmek amacıyla değil kar için gereksiz ve yaygın kullanılmaya başlandı. Cepten harcamalar olağanüstü boyutlara çıktı. Temel koruyucu hizmetlerin alanı daraltıldı. Kadın sağlığı ikinci plana atılmaya aşı ve diğer koruyucu sağlık hizmetleri üzerindeki kamusal denetim ve dağıtım etkisizleştirilmeye başlandı. Bunun sonucunda aşı retleri, aşı karşıtlığı yaygınlaştı. Bilim dışı uygulamalar teşvik edilerek yaygınlaşması sağlandı. Hizmete ulaşımda sınırlılar sağlıklı yaşamayı hastaların iyileşmesini engelleyici düzeye ulaştı sınıflar ve bölgeler arasında sağlıkta eşitsizlikler derinleşti sağlık hizmeti endüstrileşti.  Sağlık emekçileri geleceksiz güvencesiz örgütsüz çalışmaya mahkûm edildi. İşine yabancılaştırıldı. Parça başı işi performans, sözleşmeli, esnek çalışma formları başat hale getirildi. Hasta Hekim ilişkisi bozuldu. Çalışanların arasındaki dayanışma rekabete dönüştü. Aynı zamanda sadece sağlık alanında değil, emekçilerin haklarının gerilemesi, çalışma saatlerinin artması, ücretlerin düşmesi ve bunların devamında yoksullaşma sağlığın gerçek tanımındaki tüm parametrelerin gerilemesine yol açtı. Sağlıkta uygulanan politikaların bir çıktısı olarak sağlık çalışanlarına şiddet, ağır çalışma koşulları, düşük ücretler, baskı, kayırmacılık, mobbing de sağlık emekçilerinin sağlıklı olma haline ağır bir baskı oluşturdu. Sonuç olarak tarihten ve yaşadığımız günlerden bir kez daha anladığımız şudur. Kapitalizm bir halk sağlığı sorunudur. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) olarak;  halkın sağlık hakkını, ücretsiz  ve ulaşılabilir sağlık hizmeti sunumu, insanca yaşam hakkını, herkesin en iyi şekilde sağlık hizmeti almasını, çalışanların haklarının gasp edilmesine göz yuman her kişi ve kurumun uygulamanın karşısında olarak fili meşru mücadelemizi her zaman olduğu gibi karalılıkla sürdüreceğiz, Emekçilerin doğru yerde durarak emeklerinin hakkını alması için Sendikamıza ve mücadelemize davet etmekten de yılmayacağız.''

Emek Şiir Ödülü Sonuçlandı Haber

Emek Şiir Ödülü Sonuçlandı

Eskişehir Odunpazarı Belediyesi ile SES Eskişehir Şubesi tarafından sağlık emekçileri adına düzenlenen Emek Şiir Ödülü’nün bu yıl üçüncüsü gerçekleştirildi. 1 Haziran’da başvuruları tamamlanan şiir ödülüne “Durum Provaları” kitabı ile Betül Aydın değer görüldü. Ödül törenin detayları kısa süre içinde açıklanacak. Eskişehir Odunpazarı Belediyesi ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eskişehir Şubesi tarafından düzenlenen Emek Şiir Ödülü’nün bu yıl üçüncüsü gerçekleştirildi. Birtürk Özkavak, Betül Dünder, Emel İrtem, Ayşegül Tözören ve Eylem Lodos’un seçici kurulunda yer aldığı ulusal çaptaki Emek Şiir Ödülü’nde başvurular 1 Haziran’da tamamlanmıştı. EMEK ŞİİR ÖDÜLÜNÜN KAZANANI BETÜL AYDIN OLDU Kişisel olandan politik olana doğru çıktığı yolculukta, kitabına dâhil ettiği her bir sözcüğün hakkını verdiği, güncel şiirin mevcut tuzaklarına düşmeden, ironiyi bir amaç olarak kullanmak yerine onu şiirin güçlü bir unsuruna dönüştürdüğü ve kendi kendine konuşuyormuş gibi yaparak oluşturduğu özgün dille topluma ve genele çarpıcı saptamalarda bulunduğu için; seçici kurul oybirliğiyle Betül Aydın’ın “Durum Provaları” kitabını ödüle değer buldu. Emek Şiir Ödülü’nü kazanan esere Odunpazarı Belediyesi tarafından bir plaket ve 15.000 TL ödül verilecek. Ödül töreni ve yeri ile ilgili açıklamalar ise ayrı bir basın bülteniyle bildirilecek. BAŞKAN KURT SEÇİCİ KURUL VE ÖDÜLE KATILANLARA TEŞEKKÜR ETTİ Ödül ile ilgili konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Emek Şiir Ödülü’nün seçici kuruluna ve ödüle katılanlara teşekkür etti. Başkan Kurt, “Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ile Odunpazarı Belediyesinin ortaklaşa düzenlediği şiir ödülünün bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdik. Sonuçları belirledik. Ben seçici kurula ve ödüle katılan herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Şube Eş Başkanı Yılmaz: SES Var Umut Var Haber

Şube Eş Başkanı Yılmaz: SES Var Umut Var

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eskişehir şubesi tarafından, sendikanın kuruluşunun 28.yıldönümü dolayısıyla bir kutlama programı düzenlendi. Sendikanın kuruluşunun 28.yılı dolayısıyla düzenlenen programda bir konuşma yapan SES Eskişehir Şube Eş Başkanı Umut Özge Yılmaz şu ifadeleri kullandı; ''90’li yılların başlarında örgütlenmeye başlayan sağlık ve sosyal hizmet emekçileri iktidarın saldırılarına karşı birleşik bir mücadelenin örülmesi için 1 Ağustos 1996’da Genel Sağlık İş, Tüm Sağlık Sen, Sağlık Sen ve Sosyal Hizmet Sen ‘in birleşmesiyle SES'i kurarak tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini kapsayacak bir mücadeleyi büyüteceklerinin sözünü verdiler. O günden bugüne; memurun sendikası olmaz diyenlere karşı fiili, meşru sendikal anlayışla mücadele ettik. Hak mücadelemizi iş yerlerinde büyütürken attığımız her adımı, başlattığımız her mücadeleyi; hizmetleri alan halkın nitelikli, ücretsiz, erişilebilir sağlık ve sosyal hizmet hakkı talebiyle buluşturduk. Sağlık ve sosyal hizmet emeğini 12 Eylül darbesinin karanlığında, işten çıkarmalara, sürgünlere, faili meçhullere karşı canları pahasına örgütleyen başta onur üyelerimiz Ayşenur Şimşek, Necati Aydın, Behçet Aysan ile barış şehitlerimiz Abdülaziz Yural, Şehmuz Dursun ve Eyüp Ergen nezdinde kaybettiğimiz tüm arkadaşlarımızı minnet ve saygıyla anıyoruz. 34 yıldır süregelen mücadelede sağlık ve sosyal hizmet emeğinin SES’in aydınlık yüzü olmaya devam ediyorlar. 80’li yıllarda başlayan kapitalist yağmanın bugün bizi getirdiği noktada açlıkla, salgınlarla, ölümlerle sınanıyoruz. Sağlıkta dönüşümün icracısı olan AKP hükümetleri sağlık ve sosyal emekçilerinin özlük mali ve demokratik haklarını yok saymaya devam ediyorlar. Yıllardır değiştirerek deneme tahtasına çevirdikleri sağlık sistemine karşı yaptığımız itirazlar yürüttüğümüz mücadele ne yazık ki bizi haklı çıkarmıştır. Sağlıkta dönüşümün yarattığı yıkımı sağlık ve sosyal hizmet emekçileri ile tüm toplum yaşarken kamusal, toplumsal sağlık, insan onuruna yakışır bir sağlık sistemi ve çalışma hayatı kurma kararlılığımızla mücadelemize devam ediyoruz. Çünkü biz sağlıkta dönüşüm ölüm getirir diyerek SSK işgalleri yapan, iş bırakarak hayati durduran şehirlerin meydanlarına sel olup akanların SESiyiz, Çünkü biz, gece yarısı KHK’larıyla işlerinden edilen binlerce sağlık ve sosyal hizmet emekçisinin, yıllardan sonra iade olurken artık hayatta olmayan Bülentlerin Sesiyiz, Çünkü biz gecikmiş ve kapalı bir sağlık politikasıyla hayatını kaybeden 100 bin vatandaşımızın, koruyucu ekipmansız sahada covid ile baş başa bırakılırken hayatını kaybeden Dileklerin SESiyiz, Artan is yükü ve mobbingler yüzünden intihara sürüklenen Mustafaların sendikasıyız, geçici görevlerde, yoğun mesailerden sonra evlerine ulaşamayan, trafik kazalarında hayatlarını kaybeden Rumeysaların, Mehmetlerin, Enderlerin SESiyiz, Depremlerle yerle bir olan şehirlerinde çalıştıkları hastanelerin enkazlarında kalan Asiyelerin, Muratların, Cahitlerin SESiyiz, Çünkü biz Hatay’da Adıyaman’da Malatya’da yıkıntılar arasından çıkarak kentlerimizi yeniden inşa edeceğiz diyen sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin SESiyiz, Başka bir sağlık sistemi mümkün diyerek her türlü hukuksuzluğun adaletsizliğin yanlış politikaların takipçisiyiz. Mücadelemiz sürüyor sürecek...Çünkü Metropollerden en ücra kasabalarda kadar üniversitelerde, şehir hastanelerinde, sağlık ve aile başkanlıklarına ve ASM’lerde her gün şiddetle karşı karşıyayız. Eksik istihdam yüzünden ağır iş yükü ve mobbingle ezilmeye çalışılıyoruz. Yoksulluk sınırındaki ücretlerle açlığa mahkûm ediliyoruz. Emekliliğe yansımayan ödeme kalemleri yüzünden emekli olamıyoruz Birbirine yabancılaştırılan mesleklerimizle iş barışımızı bozuyorlar Toplu görüşme denilen orta oyunu ile emekçileri sarı sendikalara mecbur bırakmaya çalışıyorlar. İşte bu bunlara karşı; Mücadeleyi büyüten, umudu yeşerten sendikadır SES Kamusala hizmetlerde liyakat diyen sendikadır SES Mobbinge hukuksuzluğa tahammülümüz yok diyen sendikadır SES Sağlık ve sosyal hizmet ekip işidir diyen sendikadır SES Sağlıkta şiddete hayır diyen sendikadır SES Vergide adalet istihdamda ücrette güvence diyen sendikadır SES İktidarlar değişse de mücadeleden vazgeçmeyen sendikadır SES SES var umut var Yaşasın SES yaşasın KESK yaşasın örgütlü mücadelemiz!''

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.