SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sivil Toplum Kuruluşları

Porsuk Haber Ajansı - Sivil Toplum Kuruluşları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum Kuruluşları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gazetecileri Susturamazsınız! Haber

Gazetecileri Susturamazsınız!

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu tarafından gözaltına alınan gazetecilere destek amacıyla bir basın açıklaması yapıldı. Yapılan basın açıklamasına Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların temsilcileri, Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi Yönetimi ve üyeleri ile Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir temsilciliğinin üyeleri katılım sağladı. Türkiye Gazeteciler Sendikası Eskişehir İl Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım yaptığı konuşmada gözaltına alınan gazetecilerin son durumları ile meslek örgütleri ve duayen gazetecilerin mesajlarını paylaşırken, gazeteci Rengin Arslan tarafından yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi; "Uzunca bir süredir yargı organları bir baskı aracına dönüştürülerek basının sesinin kesilmeye çalışıldığını endişeyle takip ediyoruz. Sadece halkın haber alma hakkı elinden alınmıyor, düşünce ve ifade özgürlüğü de yok ediliyor. Bir basın toplantısını haber yapan gazetecilere soruşturma açılıyor, bu yetmezmiş gibi bir röportajı nedeniyle Barış Pehlivan, Serhan Asker ve Seda Selek için gözaltı kararları veriliyor. Sadece bir “haber” nedeniyle verilen bu kararlar, Türkiye'de Anayasal güvence altındaki basın özgürlüğünün ne denli tehdit altında olduğunun açık bir göstergesidir.  Üç gazetecinin aynı anda gözaltına alınması, sadece bir operasyon değil, bir baskı dalgasıdır.  Bugün gazeteciler, mesleğimizin asli görevi olan sorgulamayı yaparken her an bir soruşturma ya da gözaltı tehdidiyle karşı karşıyalar. Bu, sadece basın için değil, bütün halk için bir tehdit ve faciadır.  Bugün siyaset kurumu, iktidar ve ne yazık ki yargı kurumları basın ve ifade özgürlüğünün yanında yer almak yerine gazetecilere yönelik bir tehdit aracı, bir sindirme mekanizması olarak işlev görmektedir. Bir demokrasinin sağlıklı işleyebilmesi için gazetecilerin özgür olması gerekmektedir. Eğer gazeteciler kendi işlerini korkusuzca yapamazsa, bu, sadece onların değil, bütün halkın kaybı olur. Gazetecilik, halkın haber alma hakkının da savunulmasıdır. Bu yüzden, gazetecilere uygulanan baskılara karşı hep birlikte dur demek, basın özgürlüğünü savunmak hepimizin sorumluluğudur. Türkiye’de basın özgürlüğü, her geçen gün biraz daha yok ediliyorsa, bu, bir halkın kendi haklarından ve özgürlüklerinden daha fazla kaybetmesidir. Her gözaltı, her susturulmuş ses, demokrasinin bir parçasının yok olması demektir.  Basın özgürlüğü, yalnızca gazetecilerin hakkı değil, tüm halkın hakkıdır. Bu mücadele, sadece meslektaşlarımızı değil, hepimizi ilgilendiriyor. Meslektaşlarımızın gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz, bir an önce serbest bırakılmalarını istiyoruz. Gazetecileri susturamazsınız, Gazetecilik Suç Değildir!"

Terörle, Teröristlerle Müzakere Edilmez, Mücadele Edilir Haber

Terörle, Teröristlerle Müzakere Edilmez, Mücadele Edilir

AHPADİ Derneği tarafından terör örgütüne silah bırakma çağrısı ile başlayan ve müzakere sürecine dönüşen süreç ile ilgili olarak bir basın toplantısı düzenlendi. AHPADİ Derneği tarafından Hamamyolu Yediler Parkında düzenlenen basın toplantısına AHPADİ Dernel Başkanı Av.Mehmet Ektaş, Yönetim Kurulu Üyeleri, MSD Genel Başkanı İbrahim Şavlukbaş, ADD Eskişehir Şube Başkanı Cihan Taşar, MSD Eskişehir Şube Başkanı Güler Yılmaz, Siyasi Parti ve Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri katılım sağladı. Meclise, milletvekillerine, Anayasal Kuruluşlara seslenen AHPADİ Dernek Başkanı Av. Mehmet Ektaş basın toplantısında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi;  ''Basınımızın değerli temsilcileri, Saygıdeğer Eskişehirliler; Ülkemizin yaşadığı terör belası, emperyalizmin coğrafyamızdaki oyunlarının bir parçası olarak Osmanlı İmparatorluğu döneminden günümüze kadar uzanan mirasıdır. Kurulduğu ilk günden bugüne kadar Cumhuriyetimizin Türk Milleti Egemenliğine dayanan laik, demokratik, hukuk devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, Atatürk İlkeleri ve devrimleri, karşı devrim saldırılarına maruz kaldı. Siyasal düzlemde yer alan bu saldırılar, bir çok dönemde de isyanlar, kalkışmalar ve silahlı terörle desteklendi. Türk Milleti, isyanlar, kalkışmalar ve nihayetinde terör örgütüyle yaptığı mücadelede binlerce vatandaşını şehit verdi, yüz milyarlarca dolar harcadı, acısını yüreğine gömdü, geri adım atmadı. 2015 yılından sonra yaşanan son dönemde de, bütün devlet kuruluşlarının etkili ve öz verili çalışmaları sayesinde terör örgütünün beli bir kez daha kırıldı. Cudi, Gabar, Kandil yerle bir edildi. Terör örgütünün ekonomik, siyasal kaynaklarının önü büyük ölçüde kesildi. Artık terör örgütü, çocukları, gençleri kandırıp dağa çıkaramıyor.  Elebaşları köstebek gibi yaşadıkları yer altından burunlarını çıkaramıyor saklandıkları yerlerden çıktıklarında MİT operasyonlarıyla anında yok ediliyorlar. Ancak, ne hikmetse, terör örgütünün zaten parmağını oynatamadığı, yöneticilerinin güneş yüzü göremediği bu dönemde Devlet Bahçeli “buyursun terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, “Umut Hakkı”nın kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın.” sözleriyle kısa bir süre önce terörist başına çağrıda bulundu ve af vaat etti. PKK’nın belinin kırıldığı, teröristbaşının af dilemediği bir ortamda Devlet Bahçeli’nin, bu çıkışı kamuoyunda büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Kendisinden terörün bittiğini, örgütün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etmesi istenen terörist başı ise bu konuda hiçbir söylemedi. Ne yaptı! Devlet Bahçeli’nin çağrısını, bir zafiyet olarak değerlendirdi, kendine fırsata çevirdi. Siyasi aktörlüğe soyundu.  Kendini üst akıl ilan etti! Pazarlık masası kurdu! Türk Devletine akıl verdi. Muhalefete rol biçti. Milletvekillerine istikamet çizdi. Değerli hemşerilerimiz, Emperyalizmin çizdiği çerçeveye bağlı olarak terör örgütünün taleplerinin; yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki vesayet yetkisinin kaldırılması, devlet okullarında da ana dilde eğitim çıkışıyla iki dilli, iki uluslu, federatif bir devletin temellerini atmak olduğu bellidir. Emperyalizmin ve feodalitenin maşası PKK/YPG terör örgütünün ve onların siyasi sözcüsü DEM ve diğer partilerin talepleri açıktır. Türkiye’yi bölmek, bir vatan toprağı üzerinde başka bir devlet kurmak istemektedirler. Bu amaca, geçmişte kopardıkları ve şimdi koparacakları küçük tavizleri ileri de birleştirerek varmak istiyorlar. Bu ana hedef ülküsüyle, güçlendikleri her yeni dönemde tekrar silahla karşımıza çıkacaklar, yeni tavizler talep edecekler, biz ise verdiğimiz ve geri dönüşü olmayan tavizlerle aldanmış ve oyalanmış olacağız. Türk Milleti, bu durumu geçmiş yıllarda bir çok kez tecrübe etmiştir. Aynı yolun tekrar denenmesinde hiçbir fayda yoktur. Terörle, teröristlerle müzakere edilmez, mücadele edilir. Aziz Türk Milletini hain Şeyh Sait’in, hain Seyit Rıza’nın, teröristler Sakine’nin, Mahsun’un yaptıklarıyla tehdit eden, her fırsatta Türk Devletini, topraklarının bir bölümünde işgalci olarak nitelendirme cüretini gösteren, teöristbaşının başlattığı müzakere masasında anlaşma olmazsa Ülkemizin bir bölümünü Gazze’ye çevirme sopası gösteren anlayışının temsilcileriyle hiçbir görüşme yapılamaz. Meclise, milletvekillerine, Anayasal Kuruluşlara sesleniyoruz. -Teröristbaşıyla kurdurulan temas hemen sona erdirilmeli, müzakere sürecine dönüşmesine izin verilmemelidir. -Terörle yürütülen mücadeleye aynı kararlıkla devam edilmelidir. -Terör örgütüne destek veren partiler ile Anayasaya aykırı faaliyetlerde bulunan tüm partilerin kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Anayasa Mahkemesi görevlerini yapmalıdırlar. -Terör örgütüne destek veren  ve Türk Milletini tehdit eden sözde milletvekilleri için Cumhuriyet Başsavcılıklarınca hemen soruşturma başlatılmalıdır. -TBMM’ce terör örgütüne destek veren  ve haklarında fezleke olan sözde milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılarak yargılanmalarının önü açılmalıdır. Bugün faaliyette bulunan TBMM ‘de temsil edilen partiler ve Milletvekilleri, 2023 yılında yapılan Milletvekilliği Genel Seçimlerinde kullandıkları dil, vaat, sahiplendikleri değer ve ilkeler ile oy istediler ve seçildiler. Bugün geldiğimiz noktada ise bir çok partinin ve milletvekilinin 2023 seçimlerini unuttuğunu, tam tersi konuşma ve eylemler içinde olduklarını esefle takip ediyoruz. Bu siyasi ahlakla bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, mecliste bulunan partilerin önemli bölümü ve milletvekilleri siyasi meşruluklarını kaybetmişlerdir. Şimdi savundukları yeni değerleri ve paradigmalarıyla halkın önüne tekrar çıkmalı, destek istemelidirler. Bb nedenle de hemen seçim yapılmalıdır. Saygılarımızla.''

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.