Mustafa Kemal Atatürk’e Bağlılık Her Türk Subayının Namusu ve Şerefidir
Türkiye Emekli Subaylar Derneği Eskişehir Şubesi tarafından "Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" dedikleri için haklarında disiplin soruşturması açılan ve TSK'dan ihraçları gündeme gelen teğmenlere destek amacıyla bir basın açıklaması yapıldı.
TESUD Eskişehir Şube Binasında yapılan açıklamaya ADD Genel Başkanı Dr. Hüsnü Bozkurt, ADD Eskişehir Şube Başkanı Cihan Taşar, TESUD Eskişehir Şube Başkanı Fatih Çelik, Şube Üyeleri ve emekli subaylar katılım sağladı. TESUD Eskişehir Şubesi adına açıklamayı yapan Alican Türk şu ifadelere yer verdi;
"Geçtiğimiz 30 Ağustos'ta Kara Harp Okulu'ndan mezun olan teğmenlerin, resmî tören bitimini müteakip kendi aralarında "Subay Andı"nı okumaları ve "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" şeklinde haykırmaları nedeniyle haklarında soruşturma açıldığı, birkaçının Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edildiği bilinmektedir.
Yine kamuoyuna yansıyan bilgiler çerçevesinde, Yüksek Disiplin Kurulu'nun o genç subaylar hakkında 16 Ocak'ta karar vereceği ve birkaçının disiplinsizlik nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ilişiklerinin kesileceği öğrenilmiştir.
Bizler, neredeyse bütün ömrü Türk Silahlı Kuvvetleri içinde geçen ve ettiği "Askerlik Yemini"ni namus kabul edip bir ömür sürdürecek olan Emekli Subaylar olarak öncelikle şunu belirtmek isteriz ki, o teğmenlerin mezuniyet sonrası okuduğu Subay Andı geçmişten beri her mezun devre tarafından gururla okunan bir metindir; Harp Okulu'ndan mezun olurken bizler de o andı içtik; dahası bugünün Milli Savunma Bakanı da, Genelkurmay Başkanı da, Kuvvet Komutanları da Harp Okulu'ndan mezun olurken o andı haykırmışlardır. Bizler, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk Milleti ve Türk Silahlı Kuvvetleri için ne anlam taşıdığını çok iyi biliriz. Sadece Türk subayları değil, bütün TSK personeli her koşulda Mustafa Kemal'in askeridir, öyle olmak durumundadır; onun dışında hiçbir şahsa, gruba ya da siyasi oluşuma bağlı olamaz, olunamaz; bunun başka türlüsü düşünülemez.
Öte yandan teğmenlerin ettikleri yeminden dolayı değil, kendilerine o metni okumamaları yönünde emir verilmesine rağmen okudukları için disiplinsizlik yaptıkları ifade edilmektedir. Oysa bunun doğru olmadığı, aksine o teğmenlerin verilen emre uydukları, söz konusu Subay Andı'nı tören sırasında değil, resmî tören bittikten sonra kendi aralarında toplanarak okudukları anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ortada "emre itaatsizlik" gibi bir suç olmamasına rağmen zoraki suç üretme çabası olduğu görülmektedir. Yine ömrü askerî yasalar, kurallar ve askerî disiplin altında geçen bizler, disiplin suçunun ve o suça yönelik cezanın ne olduğunu da çok iyi biliriz. Velev ki ortada emre itaatsizlik olsa bile, bu suçun hiçbir şekilde TSK'dan doğrudan ihracı gerektirecek bir suç olmadığının da altını çizmek isteriz.
Şurası çok açıktır ki o metinde suç teşkil edecek hiç bir ifade yoktur. Ancak anlaşılan, "laik cumhuriyetten, bağımsızlıktan, ülkenin bölünmez bütünlüğünden, aziz vatana uzanacak ellerin kırılmasından" söz edilmesi, andın "Ne mutlu Türküm diyene" özdeyişiyle bitirilmesi ve ardından da "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sözlerinin haykırılması birilerini rahatsız etmiş görünmektedir. Oysa - az önce de belirttiğimiz gibi - bu ifadeler ve Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk'e bağlılık her Türk Subayının namusu ve şerefidir.
Bu vesileyle, biz emekli subaylar olarak, genç teğmenlerimizin yanında olduğumuzu belirtmek isteriz. Hepimiz Kuvvayı Milliye'nin ve Mustafa Kemal'in askeriyiz; hiç birimiz Kuvvayı İnzibatiye'nin askeri olmadık, olmayız ve olmayacağız. Teğmenlerimizin "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" şeklindeki haykırmaları soruşturulacak değil, alkışlanacak bir davranıştır. Dolayısıyla o gençlere yönelik bu disiplin uygulamasını ve onların TSK'dan ihraç edilme gayretlerini manidar buluyoruz. Şundan çok eminiz ki, ortada bir suç olmamasına rağmen, bu teğmenler hakkında ihraç kararı çıkması halinde, tarih, asıl o kararın altında imzası bulunanları affetmeyecektir. Yüksek Disiplin Kurulu'nun bu bilinç ve anlayış içinde, hukuka, yasalara, adalete ve vicdana uygun karar vereceğine inanıyoruz.
Ve son olarak şunun da altını çizmek isteriz ki, 40 bin kişinin katili bir teröristin cezaevinden çıkarılması ve hatta Yüce Türk Meclisi'nde konuşturulmasının yolları aranırken, "laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına, ülkenin bölünmez bütünlüğüne, yüce Türk ulusunun namus ve şerefine, aziz vatanın bir karış toprağına uzanacak eller karşılarında bizi bulacaktır" diyen teğmenlerin TSK'dan ihraç gayreti bizlere çok manidar gelmektedir.
Değerli Eskişehirli hemşerilerimize saygıyla duyururuz."