SON DAKİKA
Hava Durumu

Sosyal Medyada Kadın ve Erkek Olmak

Yazının Giriş Tarihi: 03.02.2025 19:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 03.02.2025 19:58

Sosyal Medyada Kadın ve Erkek Olmak

İfşalar, Hatalar ve Topluma Yansıyan Zararlar

Sosyal medya, insanların dijital ortamda bir araya geldiği, içerik ürettikleri, paylaşımlar yaptığı ve etkileşimde bulundukları platformlardır. Burada insanlar fikirlerini belirttikleri yazılar yayımlıyor, fotoğraf, video ve ilgi alanları ile ilgili paylaşımlar yapıyor ve diğer insanlarla iletişim kurarak farklı çevreler ediniyorlar.

Sosyal medya, bireyin kendisini özgürce ifade etmesine olanak sağlıyor. Aynı zamanda birçok alanda insanların ürettikleri ürünler için oldukça geniş bir kitleye hitap eden pazar konumunda. Sosyal medya aracılığı ile dünyanın öbür ucunda yaşayan biriyle iletişime geçmek mümkün. Tüm bunların yanında toplumsal normların -sürekli- yeniden üretildiği ve aynı zamanda birçok değerin de -hızlıca- yıkıldığı bir platform. Bu sınırsız özgürlük ortamında, kadın ve erkek olmak üzerine, inşa edilen söylemler giderek daha karmaşık ve yıkıcı bir hal almaya başladı. Ben bu yazı dizisinde sosyal medyada cinsiyetler arasında yaşanan yanlış anlaşılmalar, mesaj ifşaları, karşılıklı suçlamalar ve bunun toplum genelinde neden olduğu olumsuzlukları yazacağım.

İfşa, Dijital Linç ve Güvensizlik Ortamı

Son yıllarda sosyal medyada bireyler arasındaki özel mesajlaşmaların ifşa edilmesi sıradan bir olay haline geldi. Kadınlar, erkeklerin kendilerine attığı mesajları "ifşa" ederken, erkekler de karşı atağa geçerek benzer şekilde kadınların yazışmalarını açığa çıkarıyor. İlk bakışta bu, bir tür tek taraflı "ifşa etmek" gibi görünüyor fakat iki taraf da aynı şeyi yapıyor. Özel hayat araçsallaştırılıyor, mahremiyet ortadan kaldırılıyor ve bu şekilde toplumsal güvensizlik ortamına zemin hazırlanıyor.

İfşa etmenin en büyük handikaplarından biri de olayların tek taraflı anlatılmasıdır ve bu durumun sonucunda sosyal medya anlık öfkelerle dolu bir infaz sahnesine dönüşüyor. Oysa yazılan her mesajın bir öncesi, bir nedeni, bir bağlamı olduğu gözden kaçıyor ve geriye sadece suçlamalar kalıyor. Bu yaşananların uzun vadede kadın-erkek ilişkilerine verdiği ciddi zararlarının olduğunu görmek mümkün.

Güvensizlik artıyor, insanlar özel hayatlarını korumak adına dijital iletişimden çekiniyor, mahremiyetin sınırları bulanıklaşıyor, bireyler sürekli kendilerini sansürlemek zorunda hissediyor. Manipülasyon ve algı oyunları yaygınlaşıyor, herkes haklı görünmek için kendini savunma yöntemleri geliştiriyor ve bunu yaparken yalan ve iftira etmekten de çekinmiyorlar.

Kadınlar ve Erkekler Üzerine Anlatılan Yanlış ve Yanıltıcı Söylemler

Sosyal medyada yaşanan bir diğer sorun da cinsiyetler hakkında genellemeler yapmak.

Kadınların "mağdur", erkeklerin "suçlu" olduğunu anlatan yazılar, insanların bunu kendi hayatlarından örnekler vererek genellemesi ve bahsi edilen konu hakkında hiçbir araştırma yapmadan, tarafları dinlenmeden, sorgulamadan öfkelenen ciddi bir kalabalık.

Erkeklerin "mağdur", kadınların "çıkarcı" olduğu, kadınların erkelerden daha fazla dedikodu ettiği, erkeklerin cimri kadınların müsrif olduğu… gibi kalıplaşmış genellemeler yapılıyor.

Bu tür kalıp yargılar, bireysel deneyimlerin genele mal edilmesiyle birlikte daha da büyüyor. Biri kötü bir deneyim yaşadığında, bunu "tüm erkekler/kadınlar böyledir" şeklinde genelleştirerek, gerçeği çarpıtıyor. Oysa ilişkiler bireyseldir ve her iki cinsin de hata yapma, yanılma, yanlış anlama hakkı vardır.

Bu yanıltıcı söylemlerin topluma ve bireyin kendisine verdiği ciddi zararlardan bahsedecek olursam;

*Cinsiyetler arasında kutuplaşmayı artırıyor, insanların birbirlerini anlamak yerine suçlayıcı tavır takınmasına ortam hazırlıyor.

*Gerçek sorunları perdeleyerek çözüm üretme ihtimalini engelliyor, çünkü herkes karşı tarafı suçlamakla meşgul olduğu için gerçek sorunlar arada kaybolup gidiyor.

*Bu tür söylemler cinsiyetçi ön yargıları güçlendiriyor, her iki taraf da kendi mağduriyetini kanıtlamak için mücadele ederken diğer tarafı tamamen değersizleştiriyor hatta bunu yaparken bir aileleri olduğunu dahi unutuyorlar.

Sosyal Medyanın Cinsiyet Algısını Şekillendirmedeki İnanılmaz Gücü

Sosyal medya kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda bireylerin düşüncelerini paylaşma alanıydı ve zamanla bu durum gittikçe çığrından çıkmaya ve bilgi kirliliğinin ayyuka çıktığı bir yer olmaya başladı. Bu da yetmezmiş gibi toplumun cinsiyet algısını yeniden üreten bir yer oldu. Bu konuda da yaygın olarak karşılaştığımız sorunlar;

*Stereotiplerin yeniden üretilmesi; Kadınların hep "fedakar, narin, mağdur" olarak, erkeklerin "güçlü, duygusuz, baskın" olarak gösterilmesi.

*Zehirli maskülenite ve zehirli feminenite; Erkeklere "sert ol, duygularını gösterme", kadınlara "herkese güvenme, herkes seni kullanmak ister" mesajlarının verilmesi.

*Onaylanmak isteği ve sosyal medya linçleri; Bir cinsin eleştirildiği bir ortamda herkesin o cinsi suçlamaya başlaması, bireylerin -dışlanmak istemediği için ya da kabul görme arzusu nedeniyle- farklı düşüncelerini ifade etmekten kaçınmasına neden oluyor.

Sosyal medyada yapılan ve hızla yayılan bu yanlış yönlendirmeler, bireylerin kimliklerini ve ilişkilerini şekillendiriyor. Sonuç olarak insanlar kendilerini, toplumun onlardan beklediği rollere sıkıştırıyor ve gerçek kimliklerini keşfetme şanslarını kaybediyorlar.

Peki, bu hatalardan nasıl kaçınabiliriz?

Bağlamı kaybetmeden, özel mesajlar veya olaylar üzerine yorum yaparken, olayın bütününü anlamaya çalışarak.

Genellemelerden kaçınarak, birkaç kötü deneyimi tüm kadınlara ya da erkeklere mal etmeyerek.

Empatiyi geliştirerek. Sosyal medya, çoğu zaman empatiyi öldürmek için tasarlanmış bir platform gibi işliyor. Ancak gerçek çözüm, suçlamaktan çok anlamaya çalışmak ve gerçekten adil davranmaktan geçiyor.

Mahremiyete saygı duymak; özel yazışmaları, ilişkileri sosyal medyaya taşımaktan kaçınmak gerekiyor.

Ve son olarak; sosyal medya bize iletişim kurma, kendimizi ifade etme ve dünyayı anlama fırsatı sunuyor. Ancak bu fırsatı yanlış kullanırsak, tüm ilişkilerimizi kaybetme, birbirimize daha da yabancılaşma ve toplumu zehirleyen kısır bir döngüye hapsolma riskiyle karşı karşıya kalırız. Kadın ve erkek olmak, bir rekabet ya da savaş alanı değil; her iki tarafın da kendi hatalarını görerek daha sağlıklı iletişim kurabileceği bir denge noktası olmalıdır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.