CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, döviz kurlarındaki dalgalanmalar, ithalata bağımlılık
ve yanlış tarım politikaları yüzünden çiftçinin ağır bir krizde olduğunu belirtti.
Haber Giriş Tarihi: 12.02.2025 05:57
Haber Güncellenme Tarihi: 12.02.2025 06:00
Kaynak:
Haber Merkezi
www.porsukhaberajansi.com
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, döviz kurlarındaki dalgalanmalar, ithalata bağımlılık
ve yanlış tarım politikaları yüzünden çiftçinin ağır bir krizde olduğunu belirtti; “2004’te
çiftçilerin banka kredilerine olan borcu, devlet desteklerinin yüzde 58,4’ünü oluştururken, bu
oran 2024’te yüzde 10,5’e kadar düştü. Banka kredilerinin 164 kat artmasına karşın, tarımsal
destekler sadece 30 kat arttı. Bu büyük dengesizlik, çiftçilerin borç batağına saplanmasına yol
açarken, büyük şirketlerin üretim sürecine hakim olmasını da kolaylaştırıyor. Borçlarını
ödeyemeyen çiftçiler, tarım arazilerinin satılmasıyla karşı karşıya kalıyor” dedi.
CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, sahte içki kaynaklı ölümleri ve 2024
yılında çiftçilerin bankalara olan borçlarını Meclis’te düzenlediği basın toplantısında
değerlendirdi. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar, ithalata bağımlılık ve yanlış tarım
politikaları yüzünden çiftçinin ağır bir krizde olduğunu kaydeden Milletvekili Sarıbal, mazot,
gübre, ilaç, tohum ve yem gibi temel tarım girdilerinin büyük bir kısmının dövizle ithal
edildiği için TL’nin değer kaybının çiftçiyi daha da zor durumda bıraktığını söyledi. Devletin
verdiği tarımsal desteklerin yetersiz kaldığına değinen Sarıbal, “2004 yılında çiftçilere verilen
tarımsal desteklerin, çiftçilerin bankalara olan borcuna oranı yüzde 58,4 (3,084 milyar TL /
5,280 milyar TL) iken, 2024 yılında bu oran yüzde 10,5 (91,5 milyar TL / 869 milyar TL)
seviyesine düşmüştür. Bu durum sektörün krediye bağımlılığının katlanarak büyüdüğünü
göstermektedir. Tarım sektöründeki borç yükü özellikle son yıllarda hızla artmaktadır. Son bir
yılda borçların yüzde 44 oranında artmış olması, üretim maliyetlerindeki yükselişin, döviz
kurlarının, girdi fiyatlarının ve finansmana erişim koşullarının zorluğunu ortaya koymaktadır.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun yayımladığı verilere göre; 2004-2024
yılları arasında bankalar tarafından çiftçilere kullandırılan kredi miktarı 164 kat artmış, buna
karşılık bütçeden tarıma yapılan destekleme ödemeleri sadece 30 kat artırılmıştır. 2004
yılında tarım sektörünün kullandığı banka kredileri tarımsal desteklerin 1,7 katı iken, bu oran
2024 yılında 9,5 katına ulaşmıştır” dedi.
BORÇ SARMALINDAKİ ÇİFTÇİNİN YÜKÜ HAFİFLETİLMELİ
Tarımda sürdürülebilirliği tehdit eden bu tablonun, aynı zamanda üretici sayısının hızla
azalmasına ve tarım alanlarının atıl kalmasına yol açtığına dikkati çeken Sarıbal, “2006 tarihli
Tarım Kanunu’nun 21. maddesi, tarımsal desteklerin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın en az
yüzde 1’i olması gerektiğini belirtiyor. Ancak gerçekler acı verici. 2023 ve 2024 yıllarında bu
oran, yüzde 0.2’ye kadar gerileyerek çiftçilerin devlet desteğinden ne kadar mahrum kaldığını
gözler önüne seriyor. Bu durum, çiftçilerin bankalardan kredi almaya yönelmesine ve borç
yükünün artmasına neden oluyor. Girdi maliyetlerinin astronomik seviyelere ulaşması, kredi
faiz oranlarının yükselmesi ve düşük alım fiyatları karşısında üretici yalnızca borçlanmak
zorunda kalıyor. Bu borç sarmalı, kırsal kesimde çiftçiliğin geleceğini tehdit ediyor. Küçük
üreticiler, büyük şirketlerin egemenliğine giriyor ve yerel üretim giderek zayıflarken ithalat
artıyor. Çiftçilere daha fazla devlet desteği sağlanmalı, gübre, mazot ve ilaç gibi temel tarım
girdilerinin fiyatları makul seviyelerde tutulmalı, düşük faizli kredilerle borç yükü
hafifletilmeli” ifadelerini kullandı.
VATANDAŞ İÇKİYE DEĞİL, DEVLETE HARAÇ ÖDÜYOR!
İstanbul ve Ankara’da yaşanan sahte içkiden ölümlerin iktidarın yanlış vergi politikası,
denetimsizlik ve halk sağlığını hiçe sayan yönetim anlayışının doğrudan bir sonucu olduğunu
kaydeden Milletvekili Sarıbal, “Kaçak ve sahte içki, doğrudan AKP iktidarının yarattığı halk
sağlığı sorunudur. ÖTV artışıyla alkol fiyatlarını uçururken; kaçak üretimi teşvik ediyor,
halkın alkole ulaşmasına engel olmaya çalışırken, ölümcül sahte içki piyasasını destekliyor!
2010’da 51 TL olan bir litre saf alkolün ÖTV’si bugün 1.365 TL’ye ulaşmış durumda.
Yüksek fiyatlar nedeniyle insanlar sahte içkiye yönelmek zorunda kalıyor. Hükümetin 2025
yılı için belirlediği hedef ise, alkollü içeceklerden 170 milyar 750 milyon 672 bin TL, tütün
mamullerinden ise 455 milyar 664 milyon 231 bin TL vergi toplamak. 2024 yılına göre
alkolden alınan vergilerde yüzde 49, tütün ürünlerinden alınan vergilerde ise yüzde 48,7’lik
bir artış öngörülüyor. Merdiven altı üretim artıyor, metil alkol zehirlenmeleri yaygınlaşıyor.
Yüzlerce insan bu yüzden hayatını kaybediyor ya da sakat kalıyor. Bugün, 1 litrelik alkollü
içkiden alınan vergi 900 liraya yakın. Vergisiz fiyatı ise, neredeyse 5’te biri. Yani vatandaş
içkiye değil, devlete haraç ödüyor! Rakıda şişenin beşte üçünü devlet içiyor. Devletin
denetlemesi gereken kaçak üretim, bizzat devletin yüksek vergi politikası nedeniyle büyüyor.
ÖTV düşürülmediği sürece bu ölümler devam edecek. Halk sağlığını korumak için yapılması
gerekenler çok açık. Fahiş vergi yükü azaltılmalı, halkın güvenli ve yasal içkiye erişimi
sağlanmalı. Kaçak içki üretimiyle etkin mücadele edilmeli, denetimler artırılmalı. İnsanların
yaşam tarzına baskı kuran anlayıştan vazgeçilmeli” diye konuştu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Borç Sarmalında ki Çiftçinin Yükü Hafifletilmeli!
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, döviz kurlarındaki dalgalanmalar, ithalata bağımlılık ve yanlış tarım politikaları yüzünden çiftçinin ağır bir krizde olduğunu belirtti.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, döviz kurlarındaki dalgalanmalar, ithalata bağımlılık
ve yanlış tarım politikaları yüzünden çiftçinin ağır bir krizde olduğunu belirtti; “2004’te
çiftçilerin banka kredilerine olan borcu, devlet desteklerinin yüzde 58,4’ünü oluştururken, bu
oran 2024’te yüzde 10,5’e kadar düştü. Banka kredilerinin 164 kat artmasına karşın, tarımsal
destekler sadece 30 kat arttı. Bu büyük dengesizlik, çiftçilerin borç batağına saplanmasına yol
açarken, büyük şirketlerin üretim sürecine hakim olmasını da kolaylaştırıyor. Borçlarını
ödeyemeyen çiftçiler, tarım arazilerinin satılmasıyla karşı karşıya kalıyor” dedi.
CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, sahte içki kaynaklı ölümleri ve 2024
yılında çiftçilerin bankalara olan borçlarını Meclis’te düzenlediği basın toplantısında
değerlendirdi. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar, ithalata bağımlılık ve yanlış tarım
politikaları yüzünden çiftçinin ağır bir krizde olduğunu kaydeden Milletvekili Sarıbal, mazot,
gübre, ilaç, tohum ve yem gibi temel tarım girdilerinin büyük bir kısmının dövizle ithal
edildiği için TL’nin değer kaybının çiftçiyi daha da zor durumda bıraktığını söyledi. Devletin
verdiği tarımsal desteklerin yetersiz kaldığına değinen Sarıbal, “2004 yılında çiftçilere verilen
tarımsal desteklerin, çiftçilerin bankalara olan borcuna oranı yüzde 58,4 (3,084 milyar TL /
5,280 milyar TL) iken, 2024 yılında bu oran yüzde 10,5 (91,5 milyar TL / 869 milyar TL)
seviyesine düşmüştür. Bu durum sektörün krediye bağımlılığının katlanarak büyüdüğünü
göstermektedir. Tarım sektöründeki borç yükü özellikle son yıllarda hızla artmaktadır. Son bir
yılda borçların yüzde 44 oranında artmış olması, üretim maliyetlerindeki yükselişin, döviz
kurlarının, girdi fiyatlarının ve finansmana erişim koşullarının zorluğunu ortaya koymaktadır.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun yayımladığı verilere göre; 2004-2024
yılları arasında bankalar tarafından çiftçilere kullandırılan kredi miktarı 164 kat artmış, buna
karşılık bütçeden tarıma yapılan destekleme ödemeleri sadece 30 kat artırılmıştır. 2004
yılında tarım sektörünün kullandığı banka kredileri tarımsal desteklerin 1,7 katı iken, bu oran
2024 yılında 9,5 katına ulaşmıştır” dedi.
BORÇ SARMALINDAKİ ÇİFTÇİNİN YÜKÜ HAFİFLETİLMELİ
Tarımda sürdürülebilirliği tehdit eden bu tablonun, aynı zamanda üretici sayısının hızla
azalmasına ve tarım alanlarının atıl kalmasına yol açtığına dikkati çeken Sarıbal, “2006 tarihli
Tarım Kanunu’nun 21. maddesi, tarımsal desteklerin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın en az
yüzde 1’i olması gerektiğini belirtiyor. Ancak gerçekler acı verici. 2023 ve 2024 yıllarında bu
oran, yüzde 0.2’ye kadar gerileyerek çiftçilerin devlet desteğinden ne kadar mahrum kaldığını
gözler önüne seriyor. Bu durum, çiftçilerin bankalardan kredi almaya yönelmesine ve borç
yükünün artmasına neden oluyor. Girdi maliyetlerinin astronomik seviyelere ulaşması, kredi
faiz oranlarının yükselmesi ve düşük alım fiyatları karşısında üretici yalnızca borçlanmak
zorunda kalıyor. Bu borç sarmalı, kırsal kesimde çiftçiliğin geleceğini tehdit ediyor. Küçük
üreticiler, büyük şirketlerin egemenliğine giriyor ve yerel üretim giderek zayıflarken ithalat
artıyor. Çiftçilere daha fazla devlet desteği sağlanmalı, gübre, mazot ve ilaç gibi temel tarım
girdilerinin fiyatları makul seviyelerde tutulmalı, düşük faizli kredilerle borç yükü
hafifletilmeli” ifadelerini kullandı.
VATANDAŞ İÇKİYE DEĞİL, DEVLETE HARAÇ ÖDÜYOR!
İstanbul ve Ankara’da yaşanan sahte içkiden ölümlerin iktidarın yanlış vergi politikası,
denetimsizlik ve halk sağlığını hiçe sayan yönetim anlayışının doğrudan bir sonucu olduğunu
kaydeden Milletvekili Sarıbal, “Kaçak ve sahte içki, doğrudan AKP iktidarının yarattığı halk
sağlığı sorunudur. ÖTV artışıyla alkol fiyatlarını uçururken; kaçak üretimi teşvik ediyor,
halkın alkole ulaşmasına engel olmaya çalışırken, ölümcül sahte içki piyasasını destekliyor!
2010’da 51 TL olan bir litre saf alkolün ÖTV’si bugün 1.365 TL’ye ulaşmış durumda.
Yüksek fiyatlar nedeniyle insanlar sahte içkiye yönelmek zorunda kalıyor. Hükümetin 2025
yılı için belirlediği hedef ise, alkollü içeceklerden 170 milyar 750 milyon 672 bin TL, tütün
mamullerinden ise 455 milyar 664 milyon 231 bin TL vergi toplamak. 2024 yılına göre
alkolden alınan vergilerde yüzde 49, tütün ürünlerinden alınan vergilerde ise yüzde 48,7’lik
bir artış öngörülüyor. Merdiven altı üretim artıyor, metil alkol zehirlenmeleri yaygınlaşıyor.
Yüzlerce insan bu yüzden hayatını kaybediyor ya da sakat kalıyor. Bugün, 1 litrelik alkollü
içkiden alınan vergi 900 liraya yakın. Vergisiz fiyatı ise, neredeyse 5’te biri. Yani vatandaş
içkiye değil, devlete haraç ödüyor! Rakıda şişenin beşte üçünü devlet içiyor. Devletin
denetlemesi gereken kaçak üretim, bizzat devletin yüksek vergi politikası nedeniyle büyüyor.
ÖTV düşürülmediği sürece bu ölümler devam edecek. Halk sağlığını korumak için yapılması
gerekenler çok açık. Fahiş vergi yükü azaltılmalı, halkın güvenli ve yasal içkiye erişimi
sağlanmalı. Kaçak içki üretimiyle etkin mücadele edilmeli, denetimler artırılmalı. İnsanların
yaşam tarzına baskı kuran anlayıştan vazgeçilmeli” diye konuştu.
En Çok Okunan Haberler